⛱️ Ali Canip Olgunlu Kars Turu
43Likes, 4 Comments - Rena Organizasyon ve Turizm (@rena_travel) on Instagram: “Ali Canip Olgunlu ile 20 Ocak'da yapacağımız Kars turu ile ilgili bilgi için Aslı Özlen'i ofis”
Kısacasöylemek gerekirse, Piri Sesli Yürüyüş Turu Uygulaması, cebinizdeki tur rehberiniz. Edirne, Kars, Kapadokya ve Konya turlarını ise Anadolu bilgesi olarak anılan tarihçi Ali Canip Olgunlu'nun anlatımıyla deneyimleyebiliyor. Bu bir ilandır. Paylaş:
Kişine kadar olumsuz şeylerden sarsılır ise o denli noksan olduğunu bilmelidir.
Kars 12 ay turist ağırlayabilir' Araştırmacı yazar Türkolog Ali Canip Olgunlu marka kent olma yolundaki Kars'a turistin gelmemesi için bir neden yok diyerek, "Doğanın özel yeri Kars 12 ay turist ağırlayabilir. Dünyanın en modern şehri" diye konuştu. Kentte sivil ve dini mimariye dikkat çeken Olgunlu, Kars'ın bir felsefesi
Eşimile birlikte mart ortası Anadolu'nun bu gizemli şehrini keşfetmek üzere, küçük bir grup ile Türkolog ve Anadolu tarihçisi Ali Canip Olgunlu önderliğinde çıktığımız yolculuğun ilk durağı, elbette ki Kars Harakani Havalimanı oluyor. Kars'a İstanbul'dan yaklaşık 2 saatlik uçak yolculuğu ile ulaşabiliyorsunuz.
AliCanip Olgunlu'nun yeni kitabı "Ayasofya Karadaki En Büyük Yelkenli"nin lansmanı dolayısıyla Sultanahmet'teki Matbah Restaurant'ta, 11 Şubat 2019 Pazartesi akşamı, tanıtım toplantısı gerçekleştirildi.. İş, sanat, basın ve cemiyet dünyasının önde gelen isimlerinin katıldığı toplantıda konuşan Ali Canip Olgunlu, Ayasofya'nın, Anadolu ve dolayısıyla dünya
Anadolubilgesi ünlü Türkolog Ali Canip Olgunlu ise, tarih, mitoloji ve sanat bilgisiyle harmanladığı hikayelerini Piri Anadolu turlarına aktardı. Konuma Göre Yönlendirme. Tura başlamak için yapmanız gereken, oynat tuşuna basmak. İster gitmeden önce dinle, ister şehri sokaklarında dolaşırken keşfet.
NâbizâdeNazım hh “Sanat için sanat” kuramı benimsenerek şiirde biçim olgunlu- Hüseyin Rahmi Gürpınar ğuna (ölçü, uyak vs.) büyük önem verilmiştir. hh Toplumsal konulara fazla yer verilmemiştir. hh Salt güzel olana ulaşma amaçlanmıştır. Şiirde ustalığa önem verilmiştir. Örnek 7: hh Gözleme önem verilmiştir.
MilliyetGazetesi Yazarı Ali Canip Olgunlu "Kars" Vali Doğan'la şahlandı. Milliyet Gazetesi yazarı Ali Canip Olgunlu Anodulu'nun Sözü başlıklı yazısında Kars'ı kaleme aldı. Anketler Künyemiz Hakkımızda Bize Ulaşın. Yazarlar . Kars . Ardahan . Iğdır . Erzurum .
beDQbNm. Çarşamba, Ağustos 10, 2022 ANA SAYFA GÜNCEL GASTRONOMİ SPOR TURİZMİ ARAÇ KİRALAMA KÜLTÜR SANAT SAĞLIK TURİZMİ HAVAYOLLARI SEYAHAT REHBERİ YAZ TURİZMİ MIDDLE EAST TURKEY KIŞ TURİZMİ ETKİNLİKLER CRUISE YERLİ HİZMETLER DÜNYADAN EN İYİ 10’LAR YAZARLARIMIZ TOURISM DIARY HAVALİMANI TRANSFERİ DERGİLER Giriş Yap Hoşgeldiniz! Hesabınızda oturum açın. Şifre kurtarma Şifrenizi Kurtarın Email adresine yeni bir şifre gönderilecek. ANA SAYFA GÜNCEL GASTRONOMİ SPOR TURİZMİ ARAÇ KİRALAMA KÜLTÜR SANAT SAĞLIK TURİZMİ HAVAYOLLARI SEYAHAT REHBERİ YAZ TURİZMİ MIDDLE EAST TURKEY KIŞ TURİZMİ ETKİNLİKLER CRUISE YERLİ HİZMETLER DÜNYADAN EN İYİ 10’LAR YAZARLARIMIZ TOURISM DIARY HAVALİMANI TRANSFERİ DERGİLER Etiket Ali Canip Olgunlu EN ÇOK OKUNANLAR İstanbul’a 6 ayda kaç yabancı turist geldi? İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, 2022 yılının ilk yarısında İstanbul’u ziyaret eden yabancı turist sayısını açıkladı. İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’nın yaptığı açıklamaya göre, 2022 yılının ilk... Antalya’ya yeni oteller gerekli mi? Turizme başladığım 1980’li yılların sonunda büyüklerimiz Rodos’un yatak kapasitesi Türkiye’nin tamamından daha fazla’ derlerdi. Üzülmezdim desem yalan olur. Küçücük bir adanın Türkiye’nin tamamından fazla... Filistinliler Türkiye’ye direkt uçabilecek Batı Şeria’daki Filistinliler ay sonundan itibaren Türkiye’ye uçabilecek. Batı Şeria'da yaşayan Filistinlilerin Ağustos sonundan itibaren Türkiye'ye seyahat edebilecekleri açıklandı. İsrail’in havalimanlarından sorumlu kurumu bugün, Batı Şeria’da... Jet2’dan Türkiye programı için önemli karar İngiliz tur operatörü Jet2holidays ve havayolu firması 2023 yaz sezonu için Türkiye tatil ve uçuş programına yönelik önemli kararlar aldı. İngiliz tur operatörü ve... “Ruslara vize yasağı getirilsin” talebi Estonya Dışişleri Bakanı Urmas Reinsalu Ruslara vize yasağı getirilsin Estonya Dışişleri Bakanı Urmas Reinsalu, Rusya’ya yönelik yeni yaptırım paketine, Rusya vatandaşlarına Avrupa Birliği AB vizesinin... ATOR Lider Türkiye Rusya Tur Operatörleri Birliği ATOR Rusya’ya gelen turist sayısında Türkiye liderliğe oturdu Rusya Tur Operatörleri Birliği ATOR, 2022’nin ikinci çeyreğinde Rusya Federasyonu’na en sık seyahat... Air Astana’dan Türkiye atağı Haftada 65 uçuş Kazakistan merkezli havayolu firması Air Astana, Türkiye’de uçuş düzenlediği destinasyonlar arasına Bodrum ve Antalya’yı da ekledi. Air Astana Türkiye Ülke Müdürü Nadya Özcan, havayolu... Katar Dünya Kupası sonrası turizmde atağa hazırlanıyor Katar Turizm Qatar Tourism'in Uluslararası Pazarlardan Sorumlu Yöneticisi Philip Dickinson turizm basınıyla buluştu. Buluşma kapsamında Philip Dickinson, basın mensuplarının yönelttiği soruları yanıtladı. 2022 Dünya Kupası... Türkiye golf turizmine yatırım yapmaya devam etmeli Türkiye'de alternatif turizm çeşitlerini geliştirme politikaları içinde golf turizminin önemi yıllar içerisinde yapılan yatırımlarla daha da arttı. Türkiye'nin golf turizminin merkezi haline gelmesiyle Avrupalı... Instagram’da sahte bungalov hesaplarına dikkat! Bungalov tatili için tercih edilen Instagram hesaplarında nelere dikkat edilmeli? Sahte hesaplar nasıl anlaşılır? Dolandırıldıktan sonra ne yapmalı? Bungalov tatillerinde Instagram dolandırıcılığı hakkındaki detayları... Antalya’nın 7 şehir efsanesi nedir? Antalya'nın 7 şehir efsanesi nedir? Dünya uygarlık tarihi için oldukça önemli medeniyetlere ev sahipliği yapan antik adı ile Pamphylia Antalya, 7 şehir efsanesine ev... Türkiye’de kolay iş bulan 10 meslek Türkiye'de kolay iş bulan 10 meslek belli oldu. Cumhurbaşkanlığı insan kaynakları ofisi istihdam verilerini açıkladı. Cumhurbaşkanlığı'na göre en çok aranan ve en kolay iş... En iyi yaz rotaları ve otel önerileri Wyndham Hotels & Resorts, Türkiye genelinde 40 noktadaki 90'dan fazla oteliyle, her türlü tatil planı için seçenekler sunuyor. Bu fikirlerden bazılarını da sizler için... Instagram’da etkileşim arttırma yolları Sosyal medya pazarı yeni mecraların katılımıyla büyümeye devam ediyor. Özellikle kişiler ve markalar için büyük bir gelir kapısı haline gelen Instagram’da geniş kitlelere ulaşabilmek... Antalya’nın coğrafi işaret alan 7 ürünü Coğrafi işaretler; ürünün kalitesi, meşhur oluşu ünü, ya da özellikleri bakımından coğrafi kaynağına dayandırılan, ait olduğu bölgeyi temsil eden sınaî mülkiyet hakkıdır Ilıcalı, 2005.... Müzekart nedir, nasıl alınır? Seyahat severlerin çoğunda bulunan Müzekart, pek çok güzelliği ücretsiz görme seçeneği sunan bir kart çeşididir. Müzekart’ı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ve KKTC’ye bağlı... 6 adımda kariyer değiştirme rehberi Düşük maaş, işinde mutlu olmama, farklı hayallere sahip olma gibi konular nedeniyle birçok insan mesleğini değiştirmek, kariyerini yeniden çizmek istiyor. Kariyer kapısı. Birçok kişinin kariyer...
Anadolu medeniyetleri, kültürü ve tasavvuf üzerine odaklanarak yaptığı çalışmalar ile bilinen Anadolu Kültür Tarihçisi ve Türkolog Ali Canip Olgunlu'nun “Ayasofya Karadaki En Büyük Yelkenli” isimli yeni kitabının lansmanı, SİCPA Türkiye desteği ile gerçekleştirildi. Ali Canip Olgunlu'nun yeni kitabı “Ayasofya Karadaki En Büyük Yelkenli”nin lansmanı dolayısıyla Sultanahmet'teki Matbah Restaurant'ta,11 Şubat 2019 Pazartesi akşamı, tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. İş, sanat, basın ve cemiyet dünyasının önde gelen isimlerinin katıldığı toplantıda konuşan Ali Canip Olgunlu, Ayasofya'nın, Anadolu ve dolayısıyla dünya kültür tarihinin en önemli eseri olduğunu vurguladı. “AYASOFYA MANEVİ HAYATIN MERKEZİ OLMUŞTUR”Roma ve Helen mitolojisi ile Hıristiyan dininin sembol diline ait kurgularla mistik bir kokuya sahip olan Ayasofya'nın “kutsal hikmet” anlamını taşıdığını belirten Ali Canip Olgunlu, “Roma İmparatorluğu döneminde 916 yıl kilise, Osmanlı İmparatorluğu'nda ise 481 yıl cami olarak kullanılan Ayasofya her iki cihan imparatorluğunun manevi hayatının merkezi olmuştur.” YENİ GİZEMLERE’ YER VERİLDİAyasofya'nın çözülmeyi bekleyen çok sayıda sırrıyla her zaman ilham kaynağı olduğuna dikkat çeken Ali Canip Olgunlu kitabında; en çok ziyaret edilen müzeler arasında yer alan, sanat ve mimarlık tarihi bakımından dünyanın en önde gelen anıtlardan biri olup, dünyanın 8. harikası olarak gösterilen Ayasofya ile ilgili çözdüğü yeni gizemlere’ yer verdiğini Türkiye CEO'su Aykut Ferah da, Türkiye'de 12 yıldır faaliyette bulunan SİCPA'nın, 1927 yılında İsviçre'nin Lozan kentinde kurulduğunu kaydederek, günümüzde 32 ülkede kurulu yerel şirket ve ofislerinde 3000 çalışanı ile faaliyet gösteren, ürünleri 180'den fazla ülkede satılan, güvenlik teknolojileri konusunda dünyanın en büyük kuruluşlarından biri olduğunu Türkiye'nin, Turizm ve Kültür Bakanlığı'na bağlı müzelerin Bilet Satış ve Bilet Ürünleri Geliştirme hizmetlerinin temini hakkında geçtiğimiz yıl Mart ayında düzenlenen ihaleyi kazandığını hatırlatan Aykut Ferah, ülkemizin gözbebeği 56 müze için bilet üretimi ve bilet satış operasyonları işlerini üstlendiklerini Ferah, “Bu proje dahilinde sürdürdüğümüz çalışmalarda birinci önceliğimiz kaliteli, kesintisiz gişe işletim hizmetleri sunmak, bundan daha önemlisi ise ülkemiz kültür varlıklarının bilinirliğini arttırmak, müze kültür bilincini toplumun her kesimine yaymak, yerli ve yabancı daha çok ziyaretçinin müzelerle buluşmasını sağlamaktır” Canip Olgunlu'nun, Anadolu'yu karış karış dolaşan, mitoloji, arkeoloji, sanat tarihi, tasavvuf konularında son derece birikimli, bu topraklara aşkla bağlı bir Anadolu Kültür Tarihçisi ve Türkolog olduğunu belirten Aykut Ferah, yeni kitabının lansmanına destek vermekten büyük mutluluk duyduklarını söyledi. Lansman programı kapsamında Ali Canip Olgunlu'nun rehberliğinde konuklara özel Ayasofya Müzesi turu gerçekleştirildi.
Cami de biziz, kilise de… Sinagog da biziz, tapınak da Ali Canip Olgunlu, Mimar Sinan Üniversitesi mezunu bir Türkolog. 26 yıldır Anadolu’yu dolaşıyor. Ben hayatımda bu topraklara bu kadar aşkla bağlı başka kimseyi görmedim. Mitoloji, arkeoloji, sanat tarihi, tasavvuf… Sonsuza kadar anlatabilir… Müthiş birikimli, kitapları da çok güzel, Ana tanrıçadan Mevlana’ya yıkılıyor, bir insan bu kadar mı güzel anlatır bu topraklardan gelip geçen medeniyetleri… Onu dinleyince zenginleşiyorsun, üzerinde ne kadar çok ve farklı medeniyetin etkisi olduğunu görüyorsun. Onu dinlediğinde, Homeros da sensin, Herodot da, Mevlana da, Yunus da… Bir de sanki transtaymış gibi anlatıyor, anlatırken yükseliyor, başka bir aşamaya geçiyor… Öyle büyük bir tutkuyla anlatıyor ki, senin o heyecana katılmaman imkânsızlaşıyor… Özetle; 12 bin yıllık tarihi olan bu topraklarda gelip geçen bütün medeniyetlerin bizim olduğunu; hamurumuzda, kumaşımızda bütün medeniyetlerin izlerinin, âdetlerinin, geleneklerinin olduğunu söylüyor…Ve bileklerinde dövmeler var, biri kilit ve anahtar, diğeri bir balık, İktus balığı, içinde de Ali yazıyor. Kilit Şems’i, anahtar Mevlana’yı temsil ediyor. Şems aşkı, Mevlana bilimi… Buyurun buradan, Ali Canip kapısından Anadolu kültür tarihine… Sizi tanıyanlar, anlata anlata bitiremiyorlar. Siz kimsiniz, nesiniz? – Mahcup ediyorsunuz beni. Kendi halinde bir adamım. Türkoloğum. Benim işim Anadolu kültür tarihi. Anadolu’ya âşık bir adamım. Yılın dokuz ayı yollardayım. Kitaplar yazıyorum, dersler, seminerler veriyorum, öğrencilerim var, Anadolu’yu anlatmayı çok seviyorum. Hadi bize de anlatın… Bu toprakların özelliği ne? – 12 bin yıllık bir tarihe Anadolu’dan başka dünyanın hiçbir coğrafyası sahip değil! Hitit de biziz, Urartu da biziz, Selçuklu da biziz, Osmanlı da biziz, Roma da biziz. Benim derdim işte tüm bu medeniyetlerle haşır neşir olmak. Bazısıyla sanat tarihi, bazısıyla arkeoloji, bazısıyla tasavvuf, bazısıyla da bilim anlamında… Ve sürekli yollardasınız… – Evet. Bir araştırmacı, bana göre mutlaka alanı da bilmek zorundadır. Eğer ben Herakleitos üzerinde çalışıyorsam Efes’te yaşamak zorundayım. Bu yüzden gidip bir süre Efes’te kalıyorum. Eğer Mevlana üzerinde çalışıyorsam Konya’da yaşamak zorundayım. Ya da Yunus Emre ise Eskişehir’e gitmek zorundayım. Saint Paul üzerinde çalışıyorsam Tarsus’ta alırım soluğu. Ki yaptım. Üç ay yaşadım Tarsus’ta. Rüyalarıma giriyordu Saint Paul. Şimdi bile düşününce tüylerim diken diken oluyor. Bana göre hissedemediğin hiçbir bilgi, bilgi değildir. Hissedebilmeniz için de, orada yaşamak zorundasınız. Nerelerde kalıyorsunuz, otelde mi? – Yok canım ne oteli. Her yerde dostlarım var. Artık hepsi akrabam gibiler. 26 yıldır bu şekilde yaşıyorum, her yerde evim var… Bu gezgin hal yormuyor mu sizi? – Aksine çok besliyor. Ben bir yerde iki gün kaldığım zaman bunalırım. Hemen gitmek için bir yer ararım. İstanbul benim yerleşik olduğum yer, insanların canı sıkılınca Boğaz’a ya da Bebek’e gider. Ben canım sıkılınca Edirne’ye giderim… Neden? – Edirne, müthiş bir Osmanlı kentidir de ondan. Edirne’nin o özellikle Kakava dönemini çok severim, gider yaşarım. 6 Mayıs Hıdrellez zamanında, o Roman Çingene dostlarla birlikte olurum. Nasıl hazırlanıyorlar, nasıl kutluyorlar, onlarla birlikte onların kılık kıyafetlerine bürünerek yaşarım. O hali gördüğünüz zaman, onu daha sonra yazıya ya da derse aktarmanız bambaşka oluyor. Çünkü bana göre söz, tekrar edilmemelidir. Sözün özgünlüğü ona bir şey katmanızla gerçekleşir. Ben her okuduğum söze bir şey katma mecburiyetinde hissederim kendimi. Derslerimi de öyle veririm. Bir dervişle yaşamak zorundayım ki, dervişin ne olduğunu bileyim, öğrencilerime anlatabileyim. Yaşadınız mı? – Elbette. Çok hem de. Benim hayatıma yön veren en önemli iki insan Halikarnas Balıkçısı, yani Cevat Şakir Kabaağaçlı ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’dur. Ben Anadolu aşkımı onlardan aldım. Ama Anadolu kültürümü insana da indirgemem lazım. İnsanı en iyi anlatan Yunus’tur, Mevlana’dır, Hacı Bektaş’tır. O yüzden hep onlarla yaşadım. Hacı Bektaş Veli’nin kasabasında da yaşadım, Konya’da da yaşadım, hâlâ yaşıyorum. Siz bu toprakları çok iyi tanıyorsunuz. Kendinizi bir Anadolu uzmanı gibi hissediyor musunuz? – Abdülbaki Gölpınarlı Hoca, hayatı boyunca Mevlana üzerine çalıştı. O lafını hiç unutmam beni çok etkiler, “Ben dahi Mevlana üzerinde bir arpa boyu kadar yol alamadım!” der. Ben de 26 yıldır Anadolu üzerine çalışıyorum. Hem alanda hem akademide ama aynı şeyi ben de Anadolu için söyleyebilirim, uzmanı filan olmak ne mümkün… Bence Anadolu Batı’nın da en doğusunda’, Doğu’nun da en batısında.’ Bizim hem Batı tarafımız var hem Doğu. O yüzden ben Doğu’yu anlayamayıp yozlaşanları, Batı’yı anlamayıp da aşırı muhafazakâr olanları çözemiyorum. Doğu da biziz, batı da biziz, hepsi biziz! Anadolu bilimdir, İyonya’dır Anadolu medeniyetlerinin insanlığa kattığı en temel şey nedir? – Bilim. Eğer dünyada modern anlamda bilim denilen bir şey varsa, bunun ilk ortaya çıktığı yer bizim İyonya, Miletos. O dönemin insanları, “Deprem oldu Poseidon yaptı! Şimşek çaktı, Zeus yaptı!” derken, bizim Anadolumuzda İyonyalılar bunları bilimsel olarak açıklıyorlardı. O yüzden, Anadolu deyince aklıma bilim gelir, İyonya gelir. Anadolu deyince aklıma mühendislik gelir, Van, Urartu gelir. Anadolu deyince aklıma mitoloji gelir ki, onun da kaynağı bizim Hititler… Sadece bilim mi, mitoloji mi? Coğrafya, tarih… – Coğrafyanın babası, Amasyalı hemşerimiz Strabon. Tarihin babası Bodrumlu hemşerimiz Herodot. Homeros da bizimdir, o da İzmirlidir. Yunus da bizimdir, Mevlana da, Şeyh Bedrettin de. Benim bugün anlayamadığım bu kavga neden? Kilise de bizim, sinagog da bizim, tapınak da bizim, cami de bizim. Bu coğrafyaya her gelen bir şey getirdi. Geldiği yerden getirdi. Bulduğuyla harmanladı ve ortaya başka bir şey çıktı. O yüzden mi Anadolu için “Anadolu bir mozaik” diyorlar… – Ben buna asla katılmam. Ne demek mozaik? Mozaik dediğiniz pano, minnacık parçacıklardan oluşur. Ama o panodan bir parça alın, bütünü temsil edemez. O yüzden benim nezdimde Anadolu ne biliyor musunuz? 12 bin yıllık bir hamurdur. Oradan bir parça alın, Selçuklu da var Roma da var Müslümanlık da var, Hıristiyanlık da var, Paganizm de var, her şey var. O yüzden biz her şeyiz! Ama bir türlü kıymetini bilemiyoruz… İyi de her millet için kendi toprakları özel değil midir? – Hiç kendimize haksızlık etmeyelim. Anadolu gerçekten çok özel. Biliyorsunuz, basit pratiklere âdet denir. Dünyada en fazla âdeti olan yer burasıdır. Her köyün bir âdeti vardır. Sebebi kültürel zenginlik. Kimler gelip geçmemiş ki, yüzlerce kavim… Eğer adet kabul görürse, yan köy ya da yan kavim tarafından, o gelenek olur. Onun içine milli unsurlar eklenirse adı kültür olur. Milletler arası olan bir şey vardır ki, o da medeniyettir. O yüzden hep ne deriz? Yunan medeniyeti, Pers medeniyeti, Çin medeniyeti, hepsine eyvallah. Peki Anadolu’ya ne deriz? Anadolu medeniyetleri deriz. Neden? Çünkü bir sürü medeniyet geçmiş bu topraklardan. Her gelen var olana bir şey katarken, bir şeyi de özgünleştirmiş. Buna sahip çıkmalıyız… Peki dünya ölçeğinde bakılınca çok da büyük sayılmayacak bir toprak parçası. Nasıl oluyor da bu kadar çok medeniyet gelip geçiyor? – Uygarlıklar tarihinde pek çok yerde yaşamlar oldu. Ama yerleşik yaşam hakkında verilerin elde edildiği tek coğrafya burası. Hatta tek. Alın size Urfa’daki Göbeklitepe. Milattan 12 bin yıl öncesinden söz ediyoruz. 2015 yıl geriye gidin, ondan sonra da 12 bin yıl daha… Düşünebiliyor musunuz? Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok. Varsa da mağaralarda yarı vahşi bir şekilde yaşayan insanlar var. Ama Göbeklitepe’de yerleşik hayatı resimlemişler. Dolayısıyla biz Anadolu’da 12 bin yıldır yerleşiğiz. Dünyanın önder kara parçası Bütün o gelip geçen medeniyetlerden ne kalmış bize? – Dünya uygarlıklar tarihinde bu toprakların şahlandığı dönemler var. MÖ 1500 yıllarında Anadolu lokomotif idi. Dünya uygarlıklar tarihi lokomotifi. Kimin döneminde? Hititler döneminde. Ardından bir kez daha, dünyanın önder kara parçası olduk. Ne zaman? MÖ Anadolu bilimde, felsefede, sanatta dünyanın önder kara parçasıydı. Neden şimdi de olmayalım? Peki nasıl bu hale gelmişiz? – Hz. Mevlana’nın çok güzel bir sözü var “Önemli olan insan doğmak değil, insan olarak vuslata ermektir.” İnsan olmakta sen’, ben’ diye bir şey olamaz, biz’ var. Irksal, dinsel, hatta mezhepsel bu farklılıklar niye? İnsanı insanlıktan çıkaran bunlardır. Bu tip ayrıştırmalar olursa birlik olunamaz. Günümüzde olduğu gibi. Eğer sen kendini sıfatsal anlamda ayrıştırırsan, teferruatta kalırsın. Teferruatın olduğu yerde her zaman ikilik ve kavga olur. Sizin Anadolu üzerine bir şiiriniz var. Çok sevdim ben… – Öyküsü de güzeldir onun. Bir gün bir ressam arkadaşım Anadolu resimleri sergisi yapıyordu. Benden de davetiyesine bir şeyler yazmamı istedi. Birkaç satıra tüm Anadolu’yu nasıl sıkıştırayım derken, aklıma bu şiir geldi. Okumamı ister misiniz? Bana sıfatsız gelin! Lütfen… – Anadolu deyince aklıma dört mevsim gelir/ Yarısı sarı ve yeşil, yarısı beyaz ve mavi/ Anadolu deyince aklıma mimari gelir/ Yarısı Ayasofya, yarısı Selimiye/ Anadolu deyince aklıma çınar ve selvi gelir/ Yarısı serin, yarısı sessiz/ Anadolu deyince aklıma Halikarnas Balıkçısı gelir/ Yarısı Ege yarısı Akdeniz/ Anadolu deyince aklıma Mezopotamya gelir/ Yarısı Dicle yarısı Fırat/ Anadolu deyince aklıma aşk gelir/ Yarısı Yunus, yarısı Mevlana/ Ve Anadolu deyince aklıma bir gelir/ Yarısı sen, yarısı da ben… Şu anda da en çok buna ihtiyacımız var. Birliğe… Sen bensin, ben de senim. İnsanın yaradansal olarak özünde ne sen var ne ben, orada bir var, yalnızca bir. Bunu kavrayamayanları anlamak mümkün değil… Yaradan, yarattıklarını, “Sen osun, busun, sen Müslümansın, sen Yahudisin, sen Hıristiyansın!” diye ayırır mı? O hepimizi bir yarattı ve bizden bir şey bekliyor. “Birlikte bir olarak, bana isimsiz, sıfatsız gelin” diyor. Bizim dervişler biriyle tanıştıkları zaman isimlerini öğrenmek istemezler. Hele sıfatlarını hiç. Niye biliyor musunuz? İnsanız, tavır alırız birbirimize karşı diye. Herkese dost’ diye hitap ederler… Niye çabuk tüketiliyor? Peki nasıl oluyor da birbirimize bu kadar düşman oluyoruz? – Çünkü artık birbirimizi tanımıyoruz. İnsanoğlu Yunus’un dörtlüğüne kulak vermelidir Gelin tanış olalım/ İşin kolayını tutalım/ Sevelim ve sevilelim/ Çünkü bu dünya kimseye kalmaz… Anadolu’nun yaşadığı bunca başarılı, şaşaalı dönemden sonra bugünkü hal sizi üzmüyor mu? – Üzmez olur mu? Üzüyor tabii. Zaman zaman, şu anda Anadolu’da yaşayanların ne yazık ki Anadolu’yu hak etmediklerini düşünüyorum. Kültür dünyasından uzaklaştık. Batı yerleşik kültürdür. Onda, eski-yeni diye bir şey olmaz. Bizim gibi göçebe toplumlarda ise eski-yeni vardır. Her 30-40 yılda bir, “Eskidi at, yenisini yap ya da al!” İyi de, eski’ dediğin şey, senin geçmişin, çöpe giden de o! Mimari üslup mahvoldu. Edebi üslup mahvoldu. Konuşma gitti. Çünkü kültürden ve derinlikten koptuk. Her şey yüzeysel. Çabuk tüketiliyor. Niye çabuk tüketiliyor? Niye geçmişe karşı bir reddiye var? Bunun sebebi de siyasi, ırksal ya da dinsel anlamda ait olma ihtiyacından. Birinin inandığını diğeri reddediyor. Oysa benim dediğim şu, hepimiz aynıyız. O itiraz ettiğiniz her şey vardı bu topraklarda… Yani Osmanlı’ya sahip çıkan iktidar partisinin Roma’ya da sahip çıkması gerekiyor diyorsunuz… – Aynen öyle! İnsanlar bu ülkede bıçakla kesilmiş gibi ikiye ayrıldılar. Osmanlı’nin iyi tarafları da var, eleştirebileceğimiz tarafları da. Herkesin ve her devletin olduğu gibi. Ama bize düşen şunu kabul etmek, Roma da biziz, Osmanlı da biziz… Nerede var böyle bir kültürel zenginlik? Hemşin’e çok giderim. Orası da yaşadığım yerlerden biridir. Artık yavaş yavaş, “Biz Ermeni kökenliyiz” demeye başladılar. Trabzon’da Uzungöl var. Oradaki yaşlıların büyük çoğunluğu Latince biliyor. Ve diyorlar, “Biz Rum kökenliyiz!” Ne hoş bir şey değil mi? Eskiden demiyorlardı. Korku vardı. Trabzon, Roma. Biraz gidiyorsunuz Hemşin, Ermeni. Artvin’e uzanıyorsun, Gürcü. Ama isterseniz folklorik gidelim. Trabzon’da horon teperler kemençeyle. 60 kilometre gidin kimse kemençeyi bilmez. Tulum çıkar. 60 kilometre daha gidin, kemençe de unutulur, tulum da unutulur, akordeon çıkar. O yüzden bence bu ülkenin her şehri bir ülke gibidir. Kılık değişiyor, kıyafet değişiyor, âdet değişiyor, gelenek değişiyor. Var mı böyle zenginlik? Fatih Hem Roma Kaiseriyim hem Osmanlı Sultanı… Biz hep Bizans diyoruz ya, oysa tarihte Bizans devleti diye bir şey hiçbir zaman var olmadı. Roma İmparatorluğu’dur o. Ve Roma, Roma İmparatorluğu’na 300-400 yıl başkentlik yapmışken, bizim İstanbul, 1000 yıl boyunca Roma’nın başkentiydi. Fatih, İstanbul’u fethettiğinde ne dedi? “Ben hem Roma Kaiseri’yim hem de Osmanlı Sultanıyım!” dedi. Bir de ne dedi? “Ben Hektor’un öcünü aldım” dedi. Hektor’dan kastı Troya savaşı. Sparta’nın kahramanı bizim Troya kahramanını yener, aşağılar. Fatih de ona atıfta bulunur, “Hektor’un intikamını ben aldım!” der. Fatih, geçmişini, İyonya’ya dayandırıyor, orayı kendinden sayıyor. Bizim de kendi kimliğimizi, bu topraklardan geçen medeniyetler üzerinden tanımlamamız gerekiyor. Eğer bir millet çöküntüye uğruyorsa en büyük sebebi geçmiş kültürü ile tanışık ve barışık olmamasından kaynaklanır. Mevlana diyor ya, “Beri gelin beri, ne zamana dek bu kavga? Ne zamana dek bu ayrılıklar? Ne zamana dek kadın-erkek farklılığı? Sen bensin, ben de senim.” Demek istiyor ki, insan var, insan. Hatta tasavvuftan bir şey söyleyeyim size Tasavvufun özünde, kadın, erkekten üstündür. Çünkü o yaradılmıştan öte yaradandır. Yüce Yaradan ne dedi biliyor musunuz? “Ben sizleri yarattım ey insanoğlu ama size yaratıcılık da verdim. Haydi diyor “Yaratıcılık vasfınızı birbirinize karşı gösterin.” Benim size yaratıcılık vasfını göstermem nedir biliyor musunuz? Güleryüz, sevgi, saygı, şefkat, merhamet. Bunu ben gösterirsem, yaratmış oluyorum. Ama üstüne üstlük kadının burada bir artısı daha vardır, o doğum yapabiliyor, can verebiliyor. Doğum yenilenmedir. Baş tacıdır. Ama bakınız günümüzdeki kadının haline… O kimseyi ayrıştırmazken biz kim oluyoruz! Yaradan’ı bir güneşe benzetelim. Güneş, her gün doğduğunda ışıklarını yayarken diyor mu, “Hayvanlara size bu kadar, bitkiler size bu kadar, insanlar size de bu kadar…” O kimseyi ayrıştırmazken, biz kim oluyoruz da insanları ırklarına göre, dinlerine göre, mezheplerine göre ayırıyoruz! Günümüzde niye Mevlana ve Şems yok? Peki ne oldu o güzel insanlara? Gerçekten beyaz atlarına binip gittiler mi? – Hayır olur mu, hâlâ buradalar! Ama güçleri yok insanların karşılarına çıkmaya. Günümüzde neden Mevlana yok, neden Şems yok? Hep sorarlar bana. Kaynıyor da, onları görecek göz, işitecek kulak lazım! Kulak olmadığından dolayı, söz şu an için sırlanmış vaziyette. Ama onlar hizmetlerini yapmaya devam ediyorlar… Aradan 100 yıl geçecek, bu zamanda yaşayan birinden de böyle bahsedilecek mi? – Eğer bir insan, “Ben sufiyim, ben dervişim” diyorsa emin olun sufi ve dervişten başka her şeydir. Ne yapar çağın sufisi, sizin benim gibi normal kıyafet giyer. Ama insanlar, ille de bir şekil şemal arıyor, ille hırka giyecek, cüppe giyecek, takke takacak. Hayır, gerçek bir sufi öyle dolaşmaz. Gerçek tasavvufta, el etek öpmek diye bir şey de yoktur. Ne mürşit vardır ne de mürit. Mürşit de sizsiniz, mürit de. O zaman bir sürü şeyi yanlış biliyoruz… – Ne yazık ki öyle! Hz. Mevlana, “Hem başsızız hem ayaksızız” der. Yani biz hem mürşidiz hem müridiz. Biz, hepimiz biriz. Yaradan diyor ki Benim evim senin kalbin Yaradan, “Eğer benden bir şey öğrenmek istiyorsan, eve git, ben evdeyim!” diyor. Evden kastı, gönül. “Kalbindeyim yani” diyor. “Ben her şeyi yarattım, hiçbir yere sığmadım. Bir tek yere sığdım ey kulum, o da senin gönlün!” Demiyor ki “Şii, Alevi, Sünni, Musevi… Kulum diyor, kulum!” Yani “Benim evim herkesin kalbindedir, sen bir şey istiyorsan benden iste.” “Hadi” diyor, “Ev sahibini evde bulamadın. Sen insansın normaldir bulamamış olman. İnsanoğlu evinde bir şey aradığı zaman, bulamazsa nereye gider? Komşuya gitmez mi? Bak diyor, “Ben senin komşunum. Şah damarından daha yakınım!” Fotoğraf Emre YUNUSOĞLU
Gönülden gönüle yol alırken bu şehri uykusundan uyandırdık; şimdi gönülden bihaber kimi insanların yüzünden Kars’ı yeniden derin bir sessizlik uykusuna terk edemeyizAnadolu; coğrafi güzelliği ve kültürel miras zenginliğiyle yeryüzünün hiç tartışmasız gözbebeğidir. Akdeniz uygarlığının merkezini teşkil eden Anadolu’da dağlar dağ gibi, nehirler nehir gibi denizler de deniz gibidir. Ve bu etkileyici coğrafya on binlerce yıl boyunca Anadolu medeniyetleri tarafından inşa edilen eserlerle donatılmıştır. Görkemli anıtsal yapılarla coğrafi güzelliklerin iç içe geçmiş olması Anadolu’yu dünyanın her yerinden daha ayrıcalıklı duruma getirmiştir, getirmelidir. Bu bağlamda bizim Anadolumuzun sermayesi kültür- sanat olarak düşünülmeli ve bu yapının üzerine de coğrafyamızın güzellikleri entegre edilmelidir. Tüm bu gerçekliklerimize rağmen ne yazık ki coğrafyamızın güzelliklerinin kıymetini bilemediğimiz için kirletiyoruz, kültürel miraslarımızın önemini anlayamadığımız için de tahrip ediyoruz. Bütünsel anlamda “biz” demeyi öğrenmediğimiz zaman “bizim” diyemeyiz ve nihayetinde de ana zenginlik kaynağımızdan hızla uzaklaşırız, geliri çok gerideDünya turizminin lokomotif ülkeleri olan İtalya ve Fransa sahip oldukları kültürel ve sanatsal değerlerini son derece nitelikli bir şekilde sunarak ziyaretçileri ülkelerine çekmektedirler. Kültürel ilgi ve bilgisi olmakla birlikte ekonomik birikimi olan seyyahlar bu ülkeleri ziyaret ederken hem maddi harcamalarıyla önemli bir gelir bırakırlar hem de kendi kültürel birikimlerini taşıyarak, aktararak katkı sağlarlar. Türkiye ise ne yazık ki kültür ve sanatsal tüm eşsiz zenginlikleri göz ardı ederek deniz, kum ve güneş algısı ile tanıtım içerisinde kalmıştır. İspanya ve Yunanistan ile pazar payı yarışına girerek aslında olmaması gereken alt ligde kalmıştır. Türkiye, İtalya ve Fransa’dan daha fazla ve daha nitelikli eserlere sahipken ve İspanya ile Yunanistan’dan da deniz ve güneş turizm imkanları ölçüsünde daha güzelken bu ülkelere oranla hem ziyaretçi sayısı hem de sağlanan gelir olarak çok geride tanıtım13 yıl önce doğduğum ve büyüdüğüm Kars şehrine kültürel seyahatler organize etmeye başladığımda Anadolu’nun turizm olarak içerisine düşmüş olduğu bu görünümüne karşı şehri koruyarak tanıtmamız gerektiğini Karadeniz ve Kapadokya deneyimlerimden gayet iyi kültür tarihçisi gerekse de turizm sektörü içerisinde olmamın verdiği tecrübe ve memleketime olan vefam gereği Kars sessiz ancak son derece planlı bir şekilde tanınmaya başladı. Bu sabırlı tanıtım sürecinin reklamını misafirlerin son derece güçlü memnuniyetleri gerçekleştirmiştir. Ve nihayetinde süreç içerisinde birçok değerli insanla birlikte Kars bakışları üzerine çekmeyi başardı. Ancak şehrimiz uzun yıllar sonra tanınma fırsatı bulmuşken ne yazık ki kitle turizm aktörlerinin etkisiyle hızlı bir şekilde yıpranmaya başlamıştır. Dans, müzik, kızak ve edebiyat ile yarattığımız hikayenin yerini kaçak rehber, şehri yeterince tanıyamadan yaptıkları programlar ile misafirlere hayal kırıklığı yaratan bazı turizm acenteleri, otel, restaurant ve esnaf arkadaşlarımızın doğal olarak bu sürecin gidişatını takip edememeleri yüzünden şikayetler almaya ile birlikte 2018 yılının ilk üç ayı içerisinde Kars’a gelen 1000 civarındaki misafirimin yüzde 20’si ikinci veya üçüncü defa gelenlerden müteşekkildi. Bunun sebebi şehrin hikayesinin doğru zaman ve mekanlarda aktarılmış, yaşatılmış olmasıdır. Ancak farklı yollar ile Kars’a gelen misafirlerin büyük çoğunluğunun bir daha Kars’a gelmek istememeleri bizim için son derece önemli bir sorundur. Şehrimizi bu seviyeye taşıyan kültür odaklı düşünce ve tanıtımlarla sürekliliği devam ettirmeliyiz, aksi halde kontrol edilemeyen kalabalıkların taleplerine cevap vermeye kalkışırsak kısa zaman sonra Kars yakalamış olduğu ivmeyi kaybedecektir. Buradan Kars valiliği, belediye başkanlığı, kültür ve turizm müdürlüğü ile tüm turizm sektörü içerisinde olan Karslılara çağrım “En kısa sürede kültür- turizm çalıştayı” planlanmalı ve hayata geçirilmelidir.
ali canip olgunlu kars turu