🦓 Anne Deyince Aklına Gelen 5 Kelime Yazar Mısın
Yazarda sensin Pür dikkat kesilmiş okuyucuda. Öldürdüğün her kahraman sensin. Öldür istemediğin seni. Kelimelerle tutsaklaşır ya insan, Onları kendi oyununda alt et. Kelimelerin zincirini kırabilirsin. Bütün hikaye senin elinde Yaz, sil,yırt at gerekirse Boş sayfadan bol hiçbir şey yok Mürekkep istemediğin kadar çok
Ozamandanberi nezamanki bir restoranda, mağazada yada evde bu kokuyu alsam aklıma hep kanser gelir, orayı hemen terkedesim gelir, boğulcak gibi olurum. Yağmur yağdıktan sonraki toprak kokusu demek benim için gri pazar günlerinde TRT3'te F1 izlemek, annemin yaptığı tarçınlı keki çay eşliğinde yemek demek, o yüzden de hala
Kabulet" sözünü çok duydum. Bana direk söylenmese de, çevremde konuşulduğuna çok şahit oldum. Dünyanın diğer ucunda bir doktor ismi duyup da ulaşmaya çalıştığımda, hiperbarik tübünün içinde 1 saat geçireceğimizi söylediğimde, "hayır o şekeri yiyemez, vermeyin" dediğimde, yüzüme uzaylı gibi bakan, onlara doktor ismi önerdiğimde "biz artık kabullendik
ReadBirKitapBinDostAgustos2018 by birkitapbindost on Issuu and browse thousands of other publications on our platform. Start here!
Casanovaburaları ayrıntılı olarak yazıyor, lan birden Leonilda'nın yaşı aklına geliyor haydaa ama hemen endişelenmiyor belki benden değildir falan diyor kendi içinden düşünürken, neyse efendim o arada Lucrezia ayılıyor, çekiyor Casanova'yı odaya, çatır çatır söylüyor 'Leonilda sizin kızınız bundan eminim' (al
HABERDÜNYASI. Sabahın daha erken saatlerinde işinin başına geçmek için arabasıyla işine M.R talihsiz bir bir kazaya uğradı ve hemen özel hastaneye kaldırdı M.R nin çok fazla paraya ihtiyacı vardı ama çalıştığı yer ona para vermedi. Ç ok az parası vardı arabası da kazada pert olmuştu akrabalarından az çok para toplayan M.R hastane masraflarını karşıladı ve
Nekadar iyi anlaşmışlardı. Osman ona, "Nasıl olsa bugün kazı başlamayacak, istersen gel seni gezdireyim" deyince, büyük bir sevinçle kabul elti teklifi. Önce köyün içinde akan küçük derenin kenarına gittiler. Etrafında birkaç ağaç olan bu derenin ter- 22 temiz bir suyu vardı. Köy evlerinin etrafını dolaştılar.
Eskilerikonuşmak istemeyiz ama aslında her ilişki bize bi çentik atıp gider. Bi şeyler ekler, bi şeyler çıkarır, bazı şeyleri değiştirir, düzeltir veya bozar. Bugün olduğumuz insan olmamızda hayatımıza girip çıkan insanların çok etkisi vardır aslında. Mesela ben bi kızla öpüşüp, eve geldiğimde kustuğumu
netyazi14 Ağustos 2020 Röportaj. 1974 yılında Adapazarı’nda dünyaya gelen Özkan Öze uzun yıllar yazı işleri müdürlüğü ve editörlük yaptı. Okudu, yazdı. Artık bir hesap makinasıyla sayısı ancak hesaplanabilecek kadar çok kitabı var. Kitaplarının tek özelliği niceliği değil tabi ki nitelikli çocuk kitaplarıyla
8FKfpMa. Bizi dünyaya getiren, yaşamayı, gülmeyi, ahlakı, sevgiyi ve bütün insani şeyleri öğreten analarımızdır. Sevginin ilk ve samimi şeklini onlardan öğreniriz. Hayata bağlanmamız, insanlığı sevmemiz hep onların sayesindedir. Anne ile çocuk arasındaki bu bağ ve sevgi, şüphesiz kutsal bir anlama sevginin ve karşılıksız ilginin sembolu , fedakarlığı ödenemeyecek kadar büyük olan annelerimize karşı bizim de bir çok görevimiz vardır. Onları sevgilerin en derini , en ölmezi ile sevmek ve saymak bu görevlerin başında gelir. Analarımız bizim için gurur kaynağı, baş tacı, gönül bahçemizi süsleyen bahçıvanımızdır. Anne sevgisi gerçek olan en güzel ve en değerli sevgidir. Dünyadaki hiçbir sevgi, anne sevgisiyle karşılaştırılmamalıdır. Bize bir şey olduğunda baş ucumuzda bekleyen, gerektiği zaman canından bize can veren, üzüntümüzle üzülen, sevincimizle sevinen, yemeyip yediren, giymeyip giydiren varlığımızdır anneler. “ Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.” Atasözünden de anlaşıldığı gibi… Onların yaptığı her türlü şey karşılık beklemeksizin iyiliğimiz içindir. Onların isteklerine karşı çıkmak, isteklerini gereği gibi yerine getirmemek, kalplerini kırmak evlatlar için telafisi en zor olaydır. Onlar incinselerde incindiklerini,kırğınlıklarını belli etmez coçuklarına dünyalarında kopan fırtınaların sükünetlerini yansıtırlar bizlere bu bilinç ile haraket etmeliyiz. Onlara “öf “bile demeyi yasaklayan Allah şöyle buyurmuştur “Rabbin ondan başkasına ibadet etmemenizi ve anne babaya iyilik etmenizi emretmiştir. İkisinden biri yahut her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara öf bile deme, onları azarlama, onlara güzel sözler söyle, onlara rahmet ve şefkat dolu tevazu kanadını ger. Onlara alçak gönüllü ve şefkatli davran ve onlar hakkında dua edip şöyle de Ey Rabbim, bunlar küçükken beni nasıl yetiştirip büyüttülerse, sen de onlara merhamet et, acı.”İsra-23. Allah anne babaya iyilik etmeyi, kendi ibadeti ve şükrüyle yan yana zikretmiştir. Yine Peygamber Efendimiz “ Cennet annelerin ayağının altındadır.” Demiştir. Bu hadisten de anlaşıldığı gibi, cenneti kazanmak annelerin gönlünü kazanmaktan geçer. Anne deyince aklımıza ne gelir?Neler gelmez ki. Güneşte gölge,yağmurda şemsiye,fırtınada liman,hastalıkta derman ,yoklukta yaşama sevinci,gözlerde mutluluktur…. Her an onların duasını alarak yaşamayı yılda bir kez değil her gün oların gönüllerine girmeyi Rabbim bizlere nasip etsin. Amin
-Yavaş konuş. Başımı ağrıttın iyice. Sessiz olacakmışım. Zaten bağırmıyordum. Ben onlar kadar büyük değilim ki sesim çok olsun. Ne desem çok oluyor. Ne yesem az. Dengesiz uyuyormuşum bir de. Annem öyle söylüyor. Normal bir çocuk değilmişim. Oysa dün parkta baktım. Tüm çocuklar benden daha terli, hepsi koşuyor. Usluyum ben. Babam puslu bu kız diyor. Pus ne acaba? Benim aklımda çok kelime yok ki. Bugün yine uzun binalara geldik. Sabah daha sütümü içmeden annem beni getirdi. Annem of diyor buralara gelirken. Onun aklı daha büyük. Neden başka konuşmuyor? Of demediği günlerde bana çok şeyler anlatıyor. Dinlerken hep gülüyorum. Bugün dedi ki -Duru, kızım seni gönderemiyorum çünkü öğretmenin hasta. Burada çok sıkılmıyorsun değil mi? Zaten işlerimi de yetiştiremedim. Sabahki toplantı ertelense keşke… -Sıkılmıyorum anne. Kadın bana sus deyince susuyorum. Bir daha demiyor. Anne su var mı? -Dur kızım, babanın doğum günü bugün. Ona kocaman bir meyve sepeti sipariş ediyorum. Beyaz çikolatalı çileği senden çok seviyor. Kim sus diyor sana bu arada, sekreter mi? Hem dur diyor hem konuş. Annem bazen çok garip. Bugün babam doğmuş. Ona resim çizeyim ben de. Babamın bıyıkları, sakalları yok diye annem hep dalga geçiyor. Köseymiş. Köse de pus gibi yabancı kelime. Köşeyi biliyorum ama köse ne diye sormadım. Bugün resmimde babama upuzun bıyık çizeceğim. Belki beni yine kucağına alıp bir sürü döndürür. Annem babamı çok seviyor. Sürekli kollarını beline sarıyor. Ben sarılınca babam asılma kızım boynuma diyor. Annemin elleri daha büyük. Ona neden kızmıyor? Annemin işleri siyah siyah binalarda. Bazen beni bırakıp toplanmaya gidiyor. Toplanmalar sıkıcıymış. Ben çok severim. Annem hep siyah giyiyor. Babam olmayınca da ofluyor. -Offf, bir siparişi alamadılar. On dakikadır bekletiyorlar hatta. -Anne, susadım ben. -Dur kızım, çantamda var; ışıklara gelelim veriyorum. Merhaba, sipariş vermek istiyorum ben bugün öğleden sonra iki için. En büyük boy, meyve rüyası. Adresi veriyorum… Annemin ezberinde bir sürü şey var. Adresi de bir yere bakmadan söylüyor. Çok akıllı benim annem. Çok da güzel. Renkli şekerler gibi. Babam bazen ona benim barbie bebeklerime baktığım gibi bakıyor. Sanki kolunu tutup hızla çekse elinde kalacak. Kollarını seviyor. Yumuşacık öpüyor. Beni de öyle öpsün istiyorum. Ama yanaklarımı ısırıyor. Kızmıyorum aslında çok güzel o da. Koluma da saat yapıyor sonra. Eti kemik geçiyor diye bağırınca ikisi de gülüyorlar. Ben olmasam daha az gülerlerdi. Değil mi? -Anne, ışıkları geçmedik mi? -Kırmızı rast gelmedi ki hiç, dur kızım sağa çekiyorum. Al bakalım suyunu. Lıkır lıkır içiyorum. Annem hep telefonda. Bir sürü konuşuyor. Hep içiyorum. Çişim gelince kızabilir. Belki de kızmaz. Altıma kaçırmam hem kocaman oldum, büyüdüm artık. -Kim sus diyor sana? -Seninle konuşurken sesi incelen kadın. -O nasıl tarif öyle? Nermin mi? -Evet kırmızı dudaklı olan. Anne o gece de öyle mi yatıyor? Geçen gün kahve içti pasta yedi. Ağzını sildi ama yine de kırmızı. Bu kadın belki de hayalet. Bana da zaten sus diyor. -Hayalet diye bir şey yok. Ben onunla konuşurum. Sen üzülme bebeğim. Benim kızım zaten usludur. -Puslu ne anne? Babam bana puslu diyor. -Sen çok sessizsin ya bazen. Baban da üzülüyor… Puslu da sisli gibi. Şimdi de önümüzü zor görüyoruz ya, kar kapatıyor pencereleri. Onun gibi. Sen susunca da baban senin içini göremiyor. Ben de istemiyorum o doktorlara götürmeyi seni ama. Bazen çok sessizsin kızım. Hem her kelimesinden önce dur kızım derler, şimdi de sessizmişim. Ben konuşmayı severim ki. Kırmızı dudak bile sus diyor. Acaba doktorun arkadaşı mı? Beni ona götürsünler diye mi bana öyle söylüyor. Bugün durmayacağım işte. İçimden konuştuğum her şeyi kulağıma da söyleyeceğim. Biraz da koşmam lazım. O doktor kadını da sevmedim. Hep bana anlat deyip gözlerini gözlerime dikiyor. Susunca biraz korkunç bir kadın. Yine de legolarımla oynarken ona anlatıyorum. Dur Duru demiyor. Annem gibi bir şeyler yazıyor. Bana okumuyor. En çok babamı soruyor. Neden konuşmuyormuşum. Babama aşık bile olabilir. O kadın bence kötü. Ben usluyum diye beni sevmiyor. Hep babamla konuşayım istiyor. O zaman babam bana kızabilir. Babam çok konuşanları sevmez. Bilmiyor. -Duru, Kızım… Daldın yine? -… -Doktoru arayayım en iyisi. Merhaba Aslı Hanım, müsait miydiniz? Teşekkürler. Yoğun biraz sağ olun, siz? Aslında onun için evet. Son durumu tekrar konuşalım istedim. Dalmalar azaldı. Evet benimleyken sorun yok. Hayır mekandan da bağımsız. Yani baba evde yokken aynıyız. Görünce ama değişiyor. Ben varken de sorun yok. İkisi yalnızken nüksediyor. Bu hafta tekrar mı? Olur getiririz. Teşekkürler. Sağ olun, size de… -Duru, kızım. Uykun mu var bebeğim? -Yok. -Yalnız akşam seni anneannene götüreceğim. Olur mu? -Neden ki? -Babana sürpriz yapıyorum da ondan. Sessiz olurum elbette. Puslu da olacağım işte. Hem ben uzun bıyıklı resmimi nasıl vereceğim o zaman. Anneannem beni havada döndüremiyor ki. Hep uyuyor onlar. Karanlık odalarda ben biraz korkarım. -Duru, kızım. Küstün mü yoksa? -Anne, karanlık odalardan korkar mısın sen? -Yok, neden korkayım ki? Biz senin hep yanındayız ya, sen de korkma. Nerden geldi aklına? -Hiç. Merak ettim. -Anne sen iş yerine ne yazısı yazıyorsun? Ben büyüyünce okuyayım diye mi? -Abla olunca okuyabileceksin de evet. Anlatıyorum ya sana uyumadan önce. Onlardan daha farklı. Sen diyorsun hani anne Anka kuşu bize gelir mi diye, ben de gelemez o hayali diyorum. Bunlar gerçek şeyler. Anladın mı? Aslında çok anlamadım. Anka kuşunu da bekliyorum. Önceki masalda söz verdi. Rüyama bile geldi. Balkona neden gelmesin ki? -Anladım anne. -Anneannenlere giderken sana ne giydireyim? -Gitmesem olur mu? -Olmaz bebeğim dedim ya sürpriz yapıyorum babana diye. Yarın söz, istediğin balonların hepsini alacağım. Hem annem çok özlemiş seni. Burnumda tütüyor diyor. Yine yabancı kelime. Burnunda ne işim var benim onun. -Köse nedir? -Nerden çıktı şimdi bu kızım? Garipsin vallahi. Bir dediğin diğerini tutmuyor. Sakalları çıkmayan demek. -Babam köse mi? -Evet. -Babam köse diye mutsuz mu? -Hayır, Duru. Baban sen ve ben çok mutlu bir aileyiz. Anne beni sevdiniz mi? Acaba bu soruyu sormasa mıydım? Sormadım zaten galiba cevap vermedi. Duymadı. Yaşasın. Ama susunca beni puslu kar sanıyorlarmış. Garip dedi bana az önce ama bugün çok konuşayım ki beni o korkunç doktora bir daha götürmesinler. Aslında iyi biri kadın ama gözleri konuşurken çok açılıyor. Neden korktuğum yerde kalayım ki? Babama sarılırım, annemi öperim ben. Onları çok seversem beni az seven o kadına yollamazlar. -Anne işlerini neden bitirmiyorsun? -Dur kızım, telefondayım. Annem bugün oflamadı. Ben de çok cümle kurdum. Annem hem uzun binalara gidiyor hem de evde ders çalışıyor diye ödevlerini bitirememiş. Babam onu çok meşgul ediyor olabilir. Çalışırken odasından alıp hep hadi film izleyelim diyor ona. Beni yatırıp kocaman perdeli odaya geçiyorlar. Sanırım babam tembel. Annem onun yüzünden bitiremiyor. Yine de ona sürpriz yapıyor. Beni ne kadar seviyorlar ki? Acaba benim doğum günüme kaç zaman kaldı? İnşallah bir gün falan kalmıştır. O zaman bana da sürpriz yaparlar. -Ne demiştin yavrum. Duyamadım. -Neden bitiremedin? -Günler yetmiyor kızım. Ne kadar özen göstersem de zamanından önce tamamlayamıyorum. İçime sinmeden de olmaz. Sen de hamurlarınla oynarken sevmeyince bozuyorsun ya. Onun gibi. -Kardan adamlarımı da deviriyorum sevmeyince. Bazen kulaklarındaki karlar hemen düşüyor. O zaman çirkin bir adam oluyor. Kardan kurbağa da yapılır mı anne? Hep adam mı yapmak gerekir? -Yapılır, neden olmasın. Ne istersen yaparız yavrum. -Günler daha çok olsaydı işlerini hep bitirir miydin? -Günler daha çok olsaydı ne demek? -Kaç saat vardı bir günde yirmi beş mi? -Yok yirmi dört. -Otuz beş, yirmi dört’ten daha çok değil mi? -Evet kızım, öğrettim ya sayıları. Unuttun mu hemen? -Unutmadım ama sordum yine de. -Mesela bugün otuz beş saat olsaydı bitirir miydin sen? -Evet bebeğim, nasıl ihtiyacım var o fazladan saatlere. Siparişimi doğru saatte götürürler umarım. Baban bugün erken çıkacak. Günleri uzatsak annem işlerini tamamlarmış. O zaman belki hiç oflamaz. Bana dur kızım demez. Anlamadığım şeyleri anlatsa da, anladıklarım çok olur. Babamın bıyıkları bile çıkar günler uzun olunca. Bunu birine sorarsam belki beni doktora götürür. En iyisi içimden içime konuşmak. Dün annem demişti ki babama -Sevgilim eğer bugün yeterince çalışabilirsem hafta sonunu dışarıda geçirebiliriz. Duru’ya da değişiklik olur. Senin zamanın var mı, Abant’a gitsek? Babamın annem için hep zamanı varmış. Babam ne kadar yakışıklı. Cebinde hep zaman taşıyor annem için. Biraz da beni sevse ya. Annem sonra o kahverengi odasına gidiyor. Tahta kokuyor o oda. Ya da o tahtanın üstünü kaymak gibi yapan bir şey var ya. Sürüyorlar annemin ruju gibi parlak oluyor. Ondan kokuyor işte. Annem odasındayken hep salonda sessizce oturuyorum. Hiç konuşmuyorum. Babam bana aferin kızım desin, kucağına daha çok alsın diye bekliyorum. Babam kalın çerçeveli gözlüklerini takıyor. Elindeki kitaba bakıyor hep. Sıkılmadı mı o kitaptan? Bazen de uzun uzun pencereden dışarıyı izliyor, izlerken bana soru soruyor. Ben kısa konuşuyorum. Beni kucağına alıp az zaman sonra hadi uyuyalım bebeğim diyor. Odama götürüyor. Öperken ama kokluyor. Bu iyi bir şey. Ben de annemi öperken kokluyorum. Ben uyudum zannedince çıkıyor. Karanlığı görünce gözlerimi açıyorum. Annemin kahverengi kapısının gıcırdayan bir sesi var. Onu duyuyorum. -Hayatım yine bitmedi. Çok yorgunum. Uyuyalım mı? Annemin masal gibi olmayan işlerini merak ediyorum. Masallar uzun binalarda anlatılmaz. Acaba ne yazıyor? Babama okuduğuna göre, o kalın kitaplar gibidir belki. Bugün ben çok konuştum. Doktora gitmek istemiyorum. Evde zaten legolarım var. Eğer annemin işleri bitseydi; babama anlatırken gizli gizli dinleyip onu anlatacaktım. Ama biliyorsunuz, günleri otuz beş saate daha çıkarmadılar. Bunlar da ilginizi çekebilir
13 Temmuz 2008 2152 belma_sosy Aday Memur yiğidin harman olduğu yer sözü geliyoooo 13 Temmuz 2008 2153 AyDoSt_MüzisyeN_06 Yasaklı ankara deyince aklıma birde güzel serin yaz geceler..kışın kesici ayazı birde akşamları otobüslerdeki kalabalık 13 Temmuz 2008 2154 istimlak Yasaklı kızılay ve gezmek geliyor ilkin aklıma. sonra en güzel okul yıllarım. eski sevgililerim bir de 13 Temmuz 2008 2158 'özgürben' Memur 7 nci cadde,tunalı,apikoğlu,karanfil film şeridi gibi ya 13 Temmuz 2008 2158 AyDoSt_MüzisyeN_06 Yasaklı pes yanii ankarada kaç tane sevgiliniz oldu söylenecek şeymi bu etik yapınız ilginç? 13 Temmuz 2008 2207 fattih Kapalı İbrahim tenekeci'ye sormuşlar; "Ankara'nın neyini seviyorsunuz?"-İstanbul'a dönüşünü! 13 Temmuz 2008 2311 "fenci" Daire Başkanı kızılayı ,sakarya caddesi,aştisi vee kara kışı... 17 Temmuz 2008 0906 deniz_c Kapalı Canımdan çok Sevdiğim Eşimle "S... Sultanım" ile geçirdiğim günler... 17 Temmuz 2008 1515 atpill Memur çay simit beşevler milli kütüphane tunalı karanfil kar sakarya ailem ilk sevdiklerim özlemyaşanmadan sevilmez gibi geliyor bana şimdilerde en özlediğim yer ankara 17 Temmuz 2008 1516 öslem Müsteşar Yardımcısı huzur düzen sakin bir hayat 17 Temmuz 2008 1542 EGEMEN883 Kapalı anıtkabir, 17 Temmuz 2008 1626 ozlem326 Aday Memur hayatımın en güzel geçen dört yılıseni seviyorum ankaram 17 Temmuz 2008 1632 ayşşen Aday Memur okulum arkadaşlarım gelir ankara zor bi şehir 17 Temmuz 2008 1632 GÖLGEM ÖĞRETMEN Memur yaşamak istediğim şehir... 17 Temmuz 2008 1636 **selena** Kapalı sevmiyorum ankarayı hayatımın en berbat 3 yılı orda geçti..sevmiyorum seni ankara, memur kenti,siyaset buz gibi.. 17 Temmuz 2008 1639 evolkan06 Genel Müdür güzel ankara 17 Temmuz 2008 1700 solomon06 Kapalı ... ankarada deyince akan sular durur bea. toprağam benim. var mı angaranın adamı gibi ... angara deyince aklıma sakarya gelio, cebeci gelio, çankırı caddesi gelio 17 Temmuz 2008 1737 deşifre_akbal Kapalı monotonlukcan sıkıntısı öğrencilermemurlarekonomidevamı yarınaD... 17 Temmuz 2008 1922 fenci_çido Genel Müdür park cezaları,protesto,yürüyüş,miting,polis,panzer,yunuslar,anıtkabir,başbakanlık,kocatepe,ykm,gima,kurtuluş,sarı-laci dolmuşlar,kızılay meydanındaki saat,sakaryadaki çiçekçiler,kışın kuru ayazı,ilkbaharda yeşil ağacı,yazın kavurucu sıcağı,sonbaharın yağmurlu ve kasvetli havası..ANKARA bu ya!tarih!!! 17 Temmuz 2008 1923 tombilibykuşş Yasaklı atatürk Toplam 125 mesaj
Ozan Mutlu Dursun, çocuk yaşlarından itibaren ilgilendiği fotoğraf alanına İletişim Tasarımı okuduktan sonra profesyonel bir giriş yaptı. Çıplaklık ve erotizm içeren seriler hazırlayan sanatçının analog ekipmanlarla çıktığı bu yolculuk bugün günümüzün yeni moda sanat biçimi olan NFT dünyasında da devam ediyor. Ozan ile fotoğraf, çıplaklık ve NFT üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. 7 yıl boyunca yalnızca analog ekipmanlar ile üretimlerini yapan Ozan Mutlu Dursun, bugün post-production içeren, deneysel ve farklı yollarla sanatını icra eden bir fotoğrafçı. Çıplaklığın direkt olarak ayıp sayıldığı topluma karşı, biraz da bu fikre sivrilerek, belirlediği estetik çerçeveden çıkmayacak şekilde çıplaklık ve erotizm içeren işler üretiyor. Analog ekipmanlarla çıktığı fotoğraf yolculuğu, Mart 2021’de atıldığı NFT dünyasındaki serüveni ile tam gaz devam ediyor. Hic et Turco isimli girişimle beraber Türkiye’nin pek çok bölgesinde çıkan yangılara karşı başlattıkları Help et Nunc etkinliğinde 150 bin liraya yakın para toplayarak, farklı STK’lara bağışlayan bir topluluğun içinde yer alan Ozan Mutlu Dursun’u bu yıl ICAF’da NFT 101 Workshop’ında da dinleme şansı yakaladık. İlerleyen günlerde ise bizleri heyecan verici yeni projeler bekliyor. Ozan Mutlu Dursun Kimdir, Ne Yapar? Ozan Mutlu Dursun Fotoğraf Ozan Mutlu Dursun Ozan’cım selam! Sen aslında İletişim Tasarımı mezunusun; fakat tasarımcı kimliğindense fotoğrafçı kimliğin ön planda. Ozan Mutlu Dursun bu şekilde tanınıp biliniyor. Seni tanımayanlar için kendinden bahseder misin? Kafamda devamlı yeni projeler üretiyor, zaman içerisinde bir kısmını eleyip, bir kısmını geliştirerek hayata geçiriyorum. 30 yaşındayım. Uzun bir süredir model arkadaşlarımla beraber fotoğraf serileri üretiyorum. Çocukluğumdan beri görsel sanatlara hayranım. Tasarıma gönül verdim. Kadir Has Üniversitesi İletişim Tasarımı bölümünden mezun oldum ve üniversitede fotoğrafa yönelme kararı aldım. Şimdilerde ağırlıklı olarak NFT ile ilgileniyorum. Fotoğrafa olan tutkunu nasıl fark ettin? Ne zamandır bu işin içindesin? Çocuk yaşlarda foto manipülasyonla uğraşmaya başladım. Profesyonel olarak fotoğrafla ilgilenmeye üniversiteden sonra karar verdim. Üniversitenin ilk yıllarında analoğa merak sararak, yaklaşık 7 sene sadece analog ekipman ile fotoğraf çektim. Tasarıma büyük ilgim olduğu için dijitale atıldım ve zaman içerisinde daha deneysel çalışmalar yapma kararı aldım. Pale Fotoğraf Ozan Mutlu Dursun Biliyorsun, senin işlerini dokuz-on senedir takip ediyorum ve çalışmalarının zaman içerisindeki değişiminin de farkındayım. Sen şöyle bir dönüp baktığında çektiğin fotoğraflarda nasıl bir değişim görüyorsun? Bunun dışarıdan fark ediliyor olması beni çok mutlu ediyor. Bazen yerimde sayıyormuşum gibi hissettiğim oluyor çünkü. Profesyonel olarak başladığım ilk dönemler ağırlı olarak portre ve zaman zaman “editorial” diyebileceğimiz tarzda çekimler yapıyordum. Teknik bilgim geliştikçe bu alanlardan biraz daha sıyrılıp, belirlediğim estetik çerçeveden çıkmayacak şekilde çıplaklık ve erotizm içeren seriler üretmeye başladım. Şimdilerde önceki çalışmalarıma kıyasla oldukça deneysel ve farklı yollar kullanıyorum ürettiğim serilerde. Permafrost Fotoğraf Ozan Mutlu Dursun Giyinik bedenler, yavaş yavaş açılan ayaklar, bacaklar derken modellerin zaman içerisinde tamamen çıplak kaldı. Hatırladığım kadarıyla yüksek lisans tez projende de nü modeller ile çalışmıştın. Peki neden çıplaklık? “Çıplaklık” senin için ne ifade ediyor? Evet, doğrudur. Tez projem, projeksiyonla tasarladığım desenleri yansıtarak boyama yaptığım bir projeydi. Şu sıralar o projeyi NFT serisi haline getirmekle uğraşıyorum. Çıplaklık benim için özgürlüğü ifade ediyor. Ülkemizde çıplaklık anormal ve “fazla” görülen bir kavram. Nasıl olursa olsun çıplaklık otomatik olarak ayıplı bir şeye dönüşüyor. İlk nü çekimimi yaptığımda sanırım biraz da bu fikre sivrilmiştim, “Bu neden böyle” diyerek. Denk geldiğim herkesin “çıplak insan çeken fotoğrafçı” ile ilgili fikri aynı, o fikri de tahmin ediyorsunuzdur. Nü’ fotoğraf, konsept ve tarihi gereği daha durağan ve sakin görsellerden oluşurken, ben daha farklı ve denenmemiş metotları denemeyi seviyorum. Bunun içinde ağırlıklı olarak post-prodüksiyon da mevcut. Infrarouge Fotoğraf Ozan Mutlu Dursun Sen neden nü modeller ile çalışmayı tercih ettin? Her şey nasıl başladı ve gelişti? Ben 11 yaşımdan beri annemle yaşıyorum. Ne saçma bir giriş cümlesi dediğinizi duyar gibiyim. Çok güzel ve özel bir ilişkimiz var; bizi tanıyan arkadaşlarım da bilirler bunu. Sanırım bu yüzden erkeklerden ziyade kadınlarla daha iyi anlaştığımı fark ettim üniversite yıllarımda; özellikle modellerle çalışmaya ilk başladığımda. İlk nü çekimim ortaokuldan arkadaşımlaydı. İkimiz de daha önce bu deneyimi yaşamamıştık, o yüzden heyecanlıydık. Her ne kadar model arkadaşım çekimin başında heyecanlanmış olsa da çekim güzel ve keyifli geçti. O gün fotoğrafçının modeliyle olan ilişki ve iletişiminin çok önemli olduğunu anladım. O zamanlardan beri her çekimde net bir konsept, bu konsepte uyan bir tarz ile modelimle planlı bir şekilde ilerlemeye çalışıyorum. Hotline Fotoğraf Ozan Mutlu Dursun Hepimizin bildiği gibi çıplaklık Türkiye’de büyük bir tabu. Çıplak olmak cinsellik çağrıştırdığı için “çok ayıp”. Nü sanat fotoğraflarının “boy boy internetlerde” yer alması birçok kişi için kabul edilemez bir şey. Türkiye’de nü fotoğrafçılığın durumunu nasıl değerlendiriyorsun? Parlak bir geleceği var mı? Öncelikle söylemeliyim ki “nü fotoğrafçı” etiketi pek hoşuma gitmiyor. Görsel üretmekten keyif aldığım alan çıplaklık içeriyor; ancak bu çok “slapstick” yani gelişigüzel bir yakıştırma gibi geliyor bana. “Nü fotoğraf sanatçısı” dendiğini de duydum, o daha fena… Kurumsal alanı bilemiyorum ama şahsi boyutta pek çok Türk sanatçı var takip ettiğim. Daha da artmasını umut ediyorum. Türkiye’de tahmin edersiniz ki bu alanın durumu pek iyi değil. Yurt dışında NSFW not-safe-for-work etiketiyle bu işler yayınlanabiliyorken Türkiye’de neredeyse hiç şansımız yok. Sosyal medya bu konuda en çok belimizi büken platform. Bu alanda tanınabilirlik oluşturmak bu ülkede hiç kolay değil. Crimson Fotoğraf Ozan Mutlu Dursun Senin gözlemlerine göre insanların nü fotoğraf konusunda düşünceleri neler? Ön yargılar var mı? Sen nasıl tepkiler alıyorsun? Her şey güllük gülistanlık değildir herhalde… Değil tabii ki. Genel olarak etrafımdakilerin görüşleri hep medeni ve seviyeli oldu. Zaman zaman bana sivrilen insanlar da olmuyor değil. Kızan bile oldu. Seri fotoğrafları çektiğimin için çoklu paylaşım yapıyorum ve serileri sosyal medyada üçer gönderi şeklinde paylaşıyorum. Bir arkadaş serinin son gönderisinde dayanamayıp “dün g*t, bugün g*t, bu ne kardeşim bıktım” diye yorum yapmıştı. Baya gülmüştüm o gün o yoruma. Bir yandan da üzülüyor insan bir parça. Demek ki tek gördüğün şey o olmuş. Bu işi ve bu alanı böyle bir şeye erişmek adına kullanmak bana çok acizce geliyor. Profesyonel boyutta böyle bir şey kabul edilemez. Fotoğraf fikirlerin nasıl ortaya çıkıyor? İlhamın nedir? Birlikte çalıştığın modelleri belirlerken belirli kriterlerin var mı? Çekimlerimi “collaboration” yani iş birliği tadında sürdürüyorum genelde. Eğer kafamda spesifik bir çekim fikri yoksa, birlikte iş üreteceğim insanla oturup konsept düşünmeye başlıyoruz. Çıkış noktamız ortak zevklerimizden tutun modelin fiziği ve fizik tipine, bazen mesleğine kadar uzanıyor. Benim için her zaman en önemli şey tahmin edebileceğinizin aksine modelin fiziği değil, üretmeye karşı olan heves ve enerjilerin karşılıklı uyumu. “İçerik” üretmek işin %30’u falan. Çekim süreci ve “macerası” ise işin en keyifli yanı esasen. Bu keyfin bir kısmı da çekim sonrası düzenleme kısmında saklı. Spesifik bir proje fikrim olduğu vakit ona uygun spesifik fizik tipleri arayabiliyorum ancak bu sık olan bir durum değil. Durum böyle olunca genellikle bütçeli çalışıyorum anlaştığım arkadaşlar ile. Pleaser Fotoğraf Ozan Mutlu Dursun Dürüst olmak gerekirse bir şeyi gerçekten çok merak ediyorum. Düğünlerde gelin ve damat dans ederken ne konuşuyor merakı gibi olacak ama. Beraber çalıştığın kişilerle o anda iletişimin nasıl? Çekim esnasında ne konuşuyorsunuz? Yoksa sessiz sakin sadece işine mi odaklanıyorsun? Evet, bana modellik yapmadan önce insanların merak ettiği bir nokta da bu oluyor. Hiçbir modelim profesyonel olarak bu işi icra etmiyor. %99’u gönüllü olarak modellik yapıyor. Ben X veya Z poza gir diye direktif vermiyorum; çünkü bu bana doğal gelmiyor. Genel olarak muhabbet havasında ilerliyoruz. Çekimin konseptine uyabilen ve bizi moda sokabilecek bir müzik oluyor arka planda. Sessiz kalmak hoş olmuyor, çünkü modeller “Benden beklenen bir şey var” fikrine kapılabiliyor. Bu olunca kasılmalar, gerilmeler başlıyor. Olabildiğince buna izin vermemeye ve modelin rahat olabileceği bir zemin oluşturmaya özen gösteriyorum. Night Fotoğraf Ozan Mutlu Dursun Diyelim ki herhangi bir projende seninle çalışmak istemesine rağmen gerilen veya utanan birileri var, ki elbette vardır. Aranızdaki ilişki nasıl kuruluyor? Kamera karşısında çıplakken bi’ rahatlama süreci var mı? Bu biraz zaman alabiliyor. Yapacağımız çekimin içeriğine veya modelin kafa yapısına göre bir deneme çekimi yapabiliyoruz. Her çekim öncesi düşündüğümüz konseptin ve tarzın hem üzerinden geçmek hem de karşılıklı birbirimizi tanımak adına bir buluşma ayarlamaya özen gösteriyorum. Kamera karşısında bir rahatlama süreci var. Genellikle bu modellerin 5-10 dakika alıyor bu ama gerilim havasını atlattıktan sonra süreç güzel ilerliyor. Stranger Fotoğraf Ozan Mutlu Dursun Artık her yerde birbirine benzer ve neredeyse tıpatıp aynı yüzleri, bedenleri görmekten ben çok usandım. Bazen Instagram’da dolaşırken kişileri birbirine karıştırdığım dahi oluyor. Bu çok normal, çünkü HERKES AYNI olma çabasında. Yer aldığın sektördeki durumu merak ediyorum. İnsanlar kendi vücut kıllarına, tüylerine “kıl” olurken veya giyinikken bile “yeterince fit” olmadıklarından yakıyorken kamera karşısındaki çıplak modellerde çeşitlilik görmek kolay değil diye düşünüyorum. Umuyorum ki “beden kalıpları” ve“ideal”ler hayatın her alanında bir gün komple ortadan kalkacak. Peki sen nasıl modeller görmek istersin ve nasıl bir modelle çalışmak istersin? Toplumsal kuralları yıkan işler deyince aklına gelen örnekler var mı, bir fotoğrafçı veya model? Bundan ben de usandım gerçekten ve ben de umutluyum. Hemen her gün bu bariyerlerin yıkıldığına daha çok şahit oluyoruz zaten. Güzellik standardı gözetmediğim için fikre açık insan bulmakta pek zorlanmıyorum. Her fizik tipine ve yaşam tarzına açığım, bu konuda kriterim yok. Karşımdaki insan halini kabullenmiş ve seviyorsa benim diyebileceğim bir şey olamaz ki. Vücut kılı veya tüyleri ile alakalı da hijyene dikkat edildiği müddetçe hiçbir sorunum yok; hatta görmek de isterim. O detayı çok estetik buluyorum kadında ve fotoğrafta. Toplumsal kuralları yıkan işler deyince, aklıma gelen ilk örneklerden biri Instagram’da thetogfather. Yeni Moda Sanat Biçimi NFT Bize biraz NFT serüveninden bahsedebilir misin? Nasıl başladın ve ilerledin? NFT serüvenim Mart ayında bir Clubhouse odasında başladı. Pak adlı sanatçının “Metarift” adlı eserinin 1 milyon dolara sattığını öğrenince, klasik olarak “Oo, burada iyi para dönüyormuş” diyerek araştırmaya daldım. Tabii durum bu şekilde değil, bu gazla girerseniz ağzınız yanar, söyleyeyim. Bu sayede “NFTurks” isimli bir Discord sunucusuna katıldım. 1-1,5 ayım NFT ve kripto piyasasını çözmekle geçti. Türkiye’de ne yetenekli sanatçılar varmış! Birçok insanla tanışmaya başladım o günden beri. Herkes yardımsever ve desteklemeye hevesli. Ben ilk olarak, iş yüklemenin çok daha ucuz olduğu Tezos blok zincirinde “Hic et Nunc” Latince Here and Now adlı market üzerinde NFT üretmeye başladım. Hatırladığım kadarıyla bir NFT topluluğu olarak Türkiye’deki yangınların zararlarını karşılamak için başlatmış olduğunuz yardım kampanyası vardı. Neler yaptınız ve yapıyorsunuz bahsedebilir misiniz? Hic et Nunc blok zincirinde insan sayısı artınca “Hic et Turco” adında bir girişim başlattık ve NFT üzerine aktiviteler düzenlemeye giriştik. En büyüğü Türkiye’nin birçok bölgesinde başlayan yangınlara karşı başlattığımız Help et Nunc adlı aktiviteydi. Sadece Türk sanatçılar değil, dünyanın her yanından insanlar katılarak işlerini bağışladılar. Biz de tüm parayı bağışlayacağımızı açıklayarak gelen işleri satmaya başladık. Bir haftalık aktivitede 150 bin liraya yakın para toplandı ve bunu farklı STK’lara bağışladık. Hem yangından zarar gören insan ve hayvanlara hem de bu alanda çalışma yapan insanlara destek olduk. “NFTurks” adımızı “Kr0wd” olarak değiştirdik. Bu yıl ICAF’da arkadaşım Berk Tarakcıoğlu ile birlikte NFT 101 Workshop’ı düzenledik, akabinde Kr0wd üyeleri olarak yaptıklarımızdan bahsettik. Şimdi ise yeni fikirlerle NFT alanında ilerlemeye devam ediyoruz. Ozan Mutlu Dursun’u NFT ürettiği platformlardan takibe alabilirsiniz. Stranger Fotoğraf Ozan Mutlu Dursun Gelecek planlarında neler var? Bir ara YouTube’da içerik üretiyordun, sonra kayboldun. Geri dönecek misin? İlerleyen günlerde bizi neler bekliyor? Sergi fikri falan yok mu hiç? YouTube çok zamanımı alan bir mecra. Kamera karşısında zorlanmak bir yana, konuşurken metodik ve detaylı anlattığım veya anlatamadığım için bu durum zaman zaman bana külfet oldu. Görsel alanlara derinden ilginiz olduğunda “video’yu çekip laps diye koyayım” olmuyor tabii. 🙂 İşin kurgusu, rengi, sesi, uğraşılması gereken çok iş… Film Fotoğrafçılığı 101 adından bir video serim var, fotoğrafa özellikle analogdan girişecek insanlar için faydalı olabilecek içerikler hazırladım. Uzun süredir ilgilenemiyorum, yakın zamanda tekrar aktif olmayı ve içerik paylaşmayı istiyorum. Çünkü ufukta yeni ve büyük projeler var. Yüksek lisansımda hazırladığım ancak yükseği bırakınca havada kalan projeksiyon video serim mevcut. Bu projede farklı modellerle ve modellere özgü tasarladığım desenleri üstlerine yansıtarak çalışmıştım. Video seriden çıkaracağım işleri küçük bir paket yapıp NFT serisi haline çevireceğim. Bu iş 5 serilik büyük bir projenin ilk ayağı olmuş olacak. İkinci ayağı ise 100 fotoğraflık bir koleksiyon haline gelecek NFT olarak. Ozan Mutlu Dursun’un işlerini Instagram hesabından ve NFT ürettiği platformlardan takip edebilirsiniz. Kapak Görseli Hotline – Ozan Mutlu Dursun İlginizi çekebilir Yaprak Civan’dan Melih Çebi ile Sinsi ve Muzip Sanat Üretimleri ÜzerineGizem Kalaç’tan Non-Fungible Token NFT Sanat Eserlerinin Dijital Yansıması
anne deyince aklına gelen 5 kelime yazar mısın