⛄ Sümer Tabletleri Çevirisi Doğru Mu
uN4t2DB. SÜMER TABLETLERİ- TANRI ENKİ’NİN SÖZLERİ- TABLET 14 NÜKLEER SAVAŞ MEZOPOTAMYA’YI MAHVEDER Kötülük rüzgarı, Marduk’un en üstün olduğunu ilan ettiği Babili’yi esirgedi. Babili’nin güneyinde kalan tüm ülkeleri yiyip tüketti kötülük rüzgarı. İkinci bölgenin merkezine de dokundu. Büyük afetin sonrasında Enlil ve Enki felaketin boyutlarını görmek için buluştular. Enki, Babili’nin esirgenmesini ilahi bir işaret olarak gördüğünü anlattı Enlil’e. Marduk’un üstünlüğü mukadder kılınmış. ENLİL RÜYASINI ENKİ’YE ANLATIR Babili’nin esirgenmesiyle doğrulandı bu! Böyle diyordu Enki, Enlil’e. Her şeyin yaratıcısının muradıymış bu, dedi Enlil, Enki’ye. Sonra rüya görümü ve Galzu’nun kehanetini açıkladı Enki’ye. Madem biliyordun bunu, niçin dehşet silahlarının kullanmasını önlemedin, diye sordu Enki ona. Kardeşim, dedi Enlil üzgün bir sesle Enki’ye. Yeterince sebep vardı. Sen Dünya’ya geldikten sonra her ne zaman görevimiz bir engelle duraklasa, engelin çevresinden dolaşmanın bir yolunu bulduk. Bunlar içinde en büyük çözüm Dünyalıları biçimlendirmekti. Ayrıca sayısızca istenmeyen çarpıtma ve değiştirmenin de kaynağı. Sen göksel devreleri etraflıca anlayıp takım yıldızları atadığında, onların kaderin elinde olacağını kim önceden görebilirdi? Seçilmiş kısmetlerimiz ve eğip bükülemeyen kaderimiz arasındaki farkı kim anlayabilirdi? Kim sahte alametleri açıklar, gerçek kehanetleri kim ilan edebilirdi? Bu yüzden kendime sakladım Galzunun sözlerini. Her şeyin yaratıcısının elçisi miydi gerçekten de, yoksa gördüğüm bir sanrı mıydı? Bırak ne olacaksa olsun, dedim kendi kendime. Kardeşinin sözlerini dinlerken Enki, başını aşağı yukarı sallıyordu. ENLİL MARDUK’UN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ TANIYOR Birinci bölge viranelik, ikinci bölge kargaşa içinde, üçüncü bölge yaralı, göksel arabalar yeri yok artık; olan bu işte! Dedi Enki, Enlil’e. Tüm bunlar her şeyin yaratıcısının muradı idiyse eğer, Dünya görevimiz’den arda kalan bu işte! Marduk’un hırsıyla ekildi tohum, boy atan ürünü biçmek ona kalmış! Böyle dedi Enlil, kardeşi Enki’ye ve sonra kabul etti Marduk’un galip geldiğini. ENLİL AMERİKA KITASINA GİDİYOR Benden dolayı Ninurta’ya verilen elli rütbe sayısı Marduk’a verilsin. Bölgelerdeki viranelik üstündeki hakimiyetini ilan etsin Marduk. Bana ve Ninurta’ya gelince, artık onun yolunda durmayacağız. Okyanusların ötesindeki diyara gidip, ne için gelmişsek buraya, Nibiru için altın çıkartma görevini tamamlayacağız! Böyle dedi Enlil, Enki’ye; sözlerinde keder vardı. Dehşet silahları kullanılmamış olsa mesele farklı olurmuydu, diye meydan okudu Enki, kardeşine. Galzu’nun Nibiru’ya dönmeyin demesine kulak asmasa mıydık, diye tersledi Enlil. Anunnakiler isyan ettiğinde Dünya görevi dursa mıydı? Sen yaptığını yaptın, ben yaptığımı yaptım. Geçmiş yaşanmamış hale getirilemez! Bunda da bir ders yok mu, diye sordu Enki her ikisi adına. Dünya’da olup bitenler, Nibiru’da olup bitmişleri yansıtmıyor mu? Geçmişin hikayesinde yazmıyor mu geleceğin ana hatları. ENLİL VE ENKİ VEDALAŞIR Kendi suretimizde yarattığımız insanlık başarılarımızı ve başarısızlıklarımızı tekrarlamayacak mı? Enlil sessizdi. Tam kalkıp gidecekken Enki ona elini uzattı. Kardeş olarak, yabancı bir gezegende karşılarına çıkanlarla yüzleşen yoldaşlar olarak el sıkışalım! Böyle dedi Enki, kardeşine. Ve kardeşinin elini sıkan Enlil, sonra kucakladı onu. Tekrar karşılaşır mıyız, Dünya’da veya Nibiru’da, diye sordu Enki. Nibiru’ya dönersek öleceğimizi söylerken haklı mıydı Galzu, diye yanıtladı Enlil. Sonra oradan ayrıldı. Enki tek başına kaldı; yalnızca yüreğindeki düşünceler eşlik etti ona. Her şey nasıl başlamış ve şimdi nasıl sona ermişti, oturup düşündü. Hepsi mukadder midir bunların yoksa kısmet sayesinde öyle ya da böyle biçimlendirilebilir mi? Gök ve yer devreler içinde devrelerde düzenlenmişse eğer, olmuş olanlar bir daha olacak mıdır? Geçmiş gelecek midir? Dünyalılar da Anunnakileri mi taklit edecekler? Dünya’da Nibiru’nun yaşadıklarını mı yaşayacak? Buraya ilk gelen olarak, son ayrılacak olan da kendisi miydi? Düşüncelerin kuşatması altında, Enki bir karar verdi Nibiru’dan başlayarak, bugün Dünya’da yaşanan tüm olaylar ve kararları kayda geçirmeliydi ki gelecek nesiller için bir kılavuz olsun. Kaderin tayin ettiği bir zamanda gelecek nesiller bu kaydı okusun, geçmişi hatırlasın ve gelecek için kehanet olarak anlasın. Geçmişin geleceği olsun yargıç! Nibiru’lu Anu’nun ilk oğlu Enki’nin sözleri budur. On dördüncü tablet Efendi Enki’nin sözleri, Eridu’nun evlatlarından biri olan Udbar’ın oğlu baş yazıcı Endubsar tarafından büyük efendi Enki’nin ağzından çıktığı gibi, ne bir eksik, ne bir fazla yazıldı. Efendi Enki tarafından uzun ömürle savaşı bunun tekerrürüdür. Not Tabletler EvrenNur adlı siteden alınmıştır. DOCX olarak indir
aslında başlık şu harf şeysine takılmasa şöyle olacaktı sümer tabletlerinin hak ettiği sansasyonu yaratmaması.. cidden merak ediyorum.. ortada 5 6bin yıl önce gök araçlarıyla seyahatten, ozon tabakasını altınla yamayıp küresel ısınmadan korunmaktan, gezegenler ve konumlarından, primatlarla gen birleştirip primattan zeki, kendilerinden güçlü canlılarinsan oluşturulmasından bahseden yazıtlar var.. normalde sabah akşam dünyanın bunu konusup düşünmesi gerekmiyor mu? hayır nedir bu herkesteki, tarihte bir adamın dağa taşa yazdığı şiirler bulunmuşçasına yaklaşım.. yahu bizim bir kaç yüz yıldır söylediğimiz akıl ettiğimiz şeyleri, hatta fazlasını, şu an başaramadıklarımızı binlerce yıl önceden yazmışlar.. bu nasıl olabilir..?şimdi bu yazıtların gerçekliğinde ve doğru çevrildiğinde hemfikirsekki dünya uluslaro hemfikir geriye şu seçenekler kalıyor.. başka gezegendennibiru birileri vardı ve bunlar oldu yaşandı ama umrumuzda değil.. işte bunu anlamıyorum nasıl umursamıyoruz, nasıl bunu düşünüp durmuyoruz bunlar o dönem ki bir hayalperestin uydurdukları...lan yıl 2020 olmuş, götümüzdeki donu ithal ediyoruz, 6 bin yıl önce gök aracıyla gezegenler arası seyahat, ozon tabakası, küresel ısınma diyor adam, bu nasıl hayal... caddede 5 kişi çevirip ozon desen, küresel ısınma desen hönk der, error hayalperestlik mi olur? mümkün değil konu bilerek ve isteyerek bastırılıp gizleniyor..gündem dışı tutuluyor..çünkü üzerine düşünülüp kanıtlar bulunursa ne insanlık tarihi kalır, ne din tarihi.. ne diyosunuz hele beri gelsin, insan gibi tartışmaya, aydınlanmaya açık zihinler..not geç olmuş sen yat filan diyene çok özel kopyala yapıştır küfürler buldum, uzak durun oğlum başlıktan, gidin çaylaklardan mesaj bekleyen yazarlar başlığına, de hayde...edit 1 oğlum sizde hiç mi insanlık yok lan, bak geldiler yine.... senin tarzınla yazıyorum kusuruma bakma.. ya diyelim ben tabletleri yanlış anlamışım, şunu diyemiyo musun, dostum yanlış okumuşsun, ya da anlamışsın, aslı öyle değil, şöyle..ya da uğraşamam git şurdan bak.. ya da onla da uğraşamam bi daha araştır.. güzelim başlığa sıçmak nedir ya..edit 2 malak çıkmış cahilsin diyo, kim önemsemiyo önemseniyo diyo, hani nerde hangi kanalda diyorum trt 2 de görmüştüm diyo.. aç oku heryerde yazıyo diyo... yahu ben anlatamadım arkadaşlar, bakın bu embesil garabete de özelden yazdım, buraya da yazayım.. bu konu haberdar olmak için açıp okunup araştırılıp çalışılması bi konu değil..şurda 4 büyüklerin kadrosunu sorsan sözlüğün yarısı yedekleriyle birlikte sayar.. kitapta mı okuyolar..hayır, gündem bu, öğretiliyor, dayatılıyor.. ama şu kadar önemli, varoluşun temeline hatta insanı tanrıya ulaştırabilecek bi konuyu, embesil herif aç oku diyor, 4 yılda bi trt2de bi yayın çıkar belki aç izle diyo.. zaten benim eleştirdiğim de bu.. ya tamam okuyim de, bişeyi okumak için haberdar olmak lazım ama toplumlar haberdar değil, bilenler sallamıyo mu gizliyo mu nedir? edit3.. bi arkadaş yazmış, "sen hala burayı insan gibi tartışılacak bi yer mi sanıyosun..?" valla öyle sanıyodum da.. yanılmışım.. haklısın dostum..edit4 çok olumlu güzel mesajlar geldi, zaman oldukça hepsine döneceğim, link isteyenler için de vakit olunca link editleyeceğim.. işletim sistemleri çok eski önemsiyorlar senin haberin bir sorucuk. tanım zecharia sitchin'in hayal dünyası ile harmanladığı arkeolojik eserlerin önemsenmesi dileği. nerenle okudun sen o tabletleri? lan adam inandığı dinin kitabını bir kere okumamış sen sümer tableti diyorsun. cevabı kültürel manada avrupa'nın antik yunan'ı sıfır noktası kabul etmesinde gizli. yani öyle ya da böyle ucu dine danıyor bir şekilde. mesela ülkemizde bırak sümer'i, mevcut kutsal kitaplari tertemiz şekilde türkçe okutan ve anlatan bir eğitim sistemi olsaydı inanan sayısın azlığına gerçekten inananmazdın. bir içinde saklı olan bir soru. bakın şu cümle tarihe not düşülsün“şimdi bu yazıtların gerçekliğinde ve doğru çevrildiğinde hemfikirsekki dünya uluslaro hemfikir geriye şu seçenekler kalıyor..”kürtler, afganlılar, çinliler, amerikalılar, türkler, mozambikliler ve geri kalan hepsi bu yazıtların gerçekliğinde ve bir gerizekalının doğru çevirdiğine hem fikirmiş. bunu sakın ulan salak olunur da bu kadar olunmaz. salaklıkta bir sınır tanınılır. sümer tabletlerini ciddiyer almayan hiç kimse yok, ama içeriği iddia edilen şeylerin hepsi spekülasyon, hepsi salaklık, hepsi gizem avcılşığı hepsi masal. yok primatlarla gen birleştirmek, yok küresel ısınma filan, bunlar çocuksu yakıştırmalardan öte birşey değil. at ağızlı nostradamus'un yazdığı her bişeye olay gerçekleştikten sonra "" aa bunu kast etmiş" diye saçmalamak gibi, aha bu mal da bunları kesin bilgiler olarak yumurtluyor küçücük beynyle. lan dingil, başka gezegenmiş, bir de konuyu çok uzmanından araştırmışmış gibi, yarısı komplo teorisiyle dolu uydurmatif bilgilerle anunnaki diye, niburu diye başladınız rasyonel düşünmekten, bilimi anlamaktan aciz zavallılarsınız. sizin cinci hocalara veren gerizekalılardan hiçbir farkınız yok. komple ziyansınız. "şeyler" değerini sahiplerinden ingiltere prensi bir çocuksanız düşüp dizinizin kanaması çok önemli bir olaydır. diziniz bütün dünyayı ilgilendirir. acayip önemli bir şeydir o taylandlı bir çocuksanız, yaşlı adamlarca genelevlerde günde 6 defa tecavüze uğramanız kimsenin umurunda olmaz. eğer 6. yy'da yaşayan bir ingilizseniz, dilinizin üç kuruş değeri yoktur. kimse bilmez, bilen barbar olarak adlandırılıreğer yaşayan bir ingilizseniz, aynı diliniz dünyanın en önemli dilidir, herkes bilir, bilmeyen barbar olarak ingilizcede tabletleri, bugün sözü geçenlerin arşivlerinde olsaydı, dünyanın en önemli tabletleri kabul edilirlerdi. ama bizde. sümer tabletlerini bizden saklıyor imansızlar, olsa okumam mı anasını bile bellerim. bkz sümeroloji çünkü insanlığın yıllarca uğraşıp oluşturduğu gerçekliğe bin parçalı bir puzzle yapmışsın. parçalardan birisi uymuyor. puzzle'ı mı çöpe atarsın parçayı mı? bulduğun parçaya yeni puzzle yapacak halin mi var?insan zihni böyle çalışır. işine gelmeyen şeyi reddeder. reddedemiyorsa yoksayar. görmezden gelir. kaçarak uzaklaşır. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
OKUYACAKLARINIZ SÜMER MİTOLOJİSİDİR. ANLATIM DİLİ SİZİ YANILTMASIN. ANLATIMDA ADI GEÇEN KAHRAMANLAR O ZAMANIN İNSANLARININ DOĞASAL GÜÇLERİ İNSANİ VASIFLARLA SINIFLANDIRMASIDIR. GÜNÜMÜZDEKİ TABLET OKUYUCULARININ BİZE SUNDUĞU ÇEVİRİLERDE BU MİTOLOJİK TARZIN GERÇEKMİŞ GİBİ SUNULMASI, OLAYLARIN ANLAŞILMASINI GÜÇLEŞTİRMİŞTİR. TABLETLERİ SİTEYE ALINTILARKEN, ALINTILADIĞIMI ONLARIN SUNDUĞUNUN GERÇEKMİŞ GİBİ DAVRANARAK CEVAPLAR VERMEYE ÇALIŞTIM. UNUTMAMALI Kİ TABLETLER KENDİ ANLAYIŞ VE ANLATIŞ İNANIŞ DAHİLİNDE ZEKARİYA SİCCİN ADLI ŞAHSIN TABLET ANLATMASIDIR. BİR ÇEŞİT TEVRAT ÖZETİ GİBİ SUNDUĞU BU ANLATIM, TEVRATA UYGUN BİR HALDE DİZAYN EDİLDİĞİ SU GÖTÜRMEZ BİR GERÇEKTİR. TEVRATTA YARATILIŞ KONUSU ANLATIMINDA DOĞASAL KUVVETİ SANKİ BİR İNSANMIŞ GİBİ SUNAR. BUNA BİR ÖRNEK VERECEK OLURSAK, 26 Tanrı, “İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer’ yaratalım” dedi, “Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun.” Bu kısım Kuranda Melaikeye hayvanata-Nebata Ademe secde edin teslim olun ifadesiyle geçer. 27 Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı. //Tevrat ayetlerinde yaratılan insana Kuran’da Rum Süresi 30 da nasıl davranacağı bildirilmiştir// Tevratta İnsanı, kendi suretim-iz-de/kendim-iz-e/yarata-lım <-çoğul ses/BİZ diyenler yaratalım derken, simasına benzer olarak değil! O’nu kendi SURETİMİZDE demekle, üstten, üstümüzden, üzerimizden, yüz-üst kısmı olan yer-yüzü toprağından yaratalım anlamındadır. İnsan mana olarak bu dört temel elementi üzerinde bedeninde taşır. Sima olarak değil… ŞİMDİ AYNI KONUYU KURANDAN DİNLEYELİM! Rum O halde yüzünü dine/mevcudiyete/ hanîf/GERÇEKÇİ/ olarak çevir. O Allah Tabiat fıtratına/yaratışına/ ki! İnsanları onun üzerine/suretine-doğal olarak/ yaratmıştır. Allah’ın/Tabiatın yaratmasında değişim bulunmaz. Dosdoğru dinANLAYIŞ budur. Yalnız insanların çoğu bilmezler. ŞİMDİ BAŞLAYABİLİRİZ. SÜMER TABLETLERİ – TANRI ENKİ’NİN SÖZLERİ 1. TABLET GÜNEŞ SİSTEMİNİN YARATILIŞ HİKAYESİ Okuyacaklarınız yaşamdan önce güneş sisteminin oluşmasının anlatımıdır. Bu kısımdaki Tanrılar diye adlandırılanlar gezegenlerdir. Güneş sisteminde olan bitenler, onların birbiriyle olan çarpışmaları ve galaksinin bu günkü düzenin oluşması gezegenlerin ağzından DOLAYLI anlatım olarak aktarılmıştır Fussilet Sonra duman halindeki göğe yönelerek ona ve yere, İsteyerek veya istemeyerek kaostan çıkıp gelin,’ dedi. Onlar da, İsteyerek geldik,’ dediler. Evrenin başlangıcı ve gezegenlerin nasıl yaratıldıklarının hikayesidir. Başlangıçta, yükseklerde göksel tanrılar gezegenler henüz isimlendirilmemişken ve aşağıda ki, sağlam zemin henüz çağrılmamışken, Apsu Güneş , onların ilksel vücuda getiricisi, boşlukta tek başına mevcuttu. Yukarının yükseklerinde göksel tanrılar henüz yaratılmamışlardı. Aşağının sularında göksel tanrılar henüz ortaya çıkmamıştı. Yukarıda ve aşağıda, tanrıların gezegenlerin hiçbiri vücuda gelmemişti; hiçbirinin adı yoktu, kaderleri belirlenmemişti. Saz bitmemişti, bataklıklar ortaya çıkmamıştı. Yapayalnız hüküm sürüyordu boşlukta Apsu Güneş. Derken onun rüzgarlarıyla ilksel sular birbirine karıştı, Apsu güneş sular üstüne ilahi ve hünerli bir büyü yaptı. Boşluğun derinliğinde derin bir uyku döktü. Hepsinin anasını Tiamat’ı Dünya’nın atası, Dünya’nın parçalanmadan önceki hali kendine eş olarak biçimlendirdi. Göksel ana, nasıl da sulak bir güzeldi o. Onun yanına Apsu, sonradan küçük Mummuyu Merkür oluşturdu, onu kendine haberci atadı; Tiamat’a hediye olarak sundu. Apsu eşine ışıltısı göz alan bir hediye verdi Parıldayan bir metal, ebedi altın,; yalnızca onun olacaktı. İşte o zaman bu ikisinin suları birbirine karıştı, tam ortalarında ilahi çocuklar şekillendi. Bu göksel varlıklar erkek ve dişi yaratıldılar; Lahmu Mars ve Lahamu Venüsadlarıyla çağrıldılar. Aşağıda, Apsu ve Tiamat onlara bir mesken yaptı. Onlar yaşlanmadan önce tayin edilmiş bir boyuta göre boyca; yukarının sularında Anşar Satürn ve Kişar Jüpiter biçimlendi. Kardeşlerini bastırıyorlardı boyca. Bu ikisi bir göksel çift olarak biçimlendirilmişti; Uzak göklerdeki bir oğul olan Anu Uranüs onların varisiydi. Sonra Antu, ona eş olsun, diye; Anu’nun eşiti olarak vücuda getirildi, yukarı suların sınırı oldu meskenleri. İşte aşağıda ve yukarıda üç göksel çift, derinliklerde böyle yaratıldı. Bu adlarla bilindi Apsu’nun, Güneşin Mummu Merkür ve Tiamat Dünyanın ilk hali ile birlikte kurduğu aile. O sırada Nibiru daha hiç görünmemişti, Dünya henüz vücuda gelmemişti. Göksel sular birbirine karışmış haldeydi daha, dövülmüş bilezik ile birbirinden ayrılmamıştı. O sırada daha tam olarak biçimlenmemişti turlar, tanrıların gezegenlerin kaderleri kesin olarak emredilip ilan edilmemişti. Bu göksel akrabalar birleşip gruplaştılar; usulleri ortalık karıştırıcıydı. Apsu Güneş onların usullerini tiksindirici gördü. İleri geri gidip gelirken Tiamat’ı rahatsız ettiler, gezegenler yörünge oluşturmaya çalışırken oluşan kaos giderek öfkelendi ve kızdı. Yanı başında yürüyecek bir kalabalık uydular oluşturdu, Apsu’nun oğullarına karşı kükreyen, ileri atılan bir ordu uydular ortaya çıkardı. Ayrıca bu türden on bir tane on bir uydusu oldu doğurdu; ordusunu oluşturanlar arasında, ilk doğan olan Kingu’yu Ay’ın atası baş yaptı. Göksel tanrıların kulağına gittiğinde bu, toplandılar aceleyle. Kingu’yu yüceltmiş, ona An komutanlığı rütbesi vermiş, dediler birbirlerine. Göğsüne bir kader tableti tutturmuş, kendine has turu olsun demiş. NİBİRU GEZEGENİ ORTAYA ÇIKIYOR Tanrılara karşı savaşmasını söylemiş evladı Kingu’ya. Kim karşı duracak Tiamat’a, diye sordu tanrılar birbirlerine. Hiç biri turundan vazgeçip öne çıkmadı, hiç biri böyle bir savaşa uygun silahla donanmamıştı. Tam o sırada, derinin kalbinde uzak bir sistemde bir tanrı gezegen ortaya çıktı. Bir kısmetler odasında, bir kaderler yerinde doğmuştu. Hünerli bir yaratıcının elinden çıkmıştı; kendi güneşinin oğluydu o. Doğduğu yer olan derin’den aceleyle fırlayıp ailesinden ayrıldı bu tanrı gezegen Yanında yaratıcısından bir armağan olan yaşam tohumunu taşıyordu. Yolunu boşluğa çevirdi; yeni bir kader arıyordu. Boşlukta gezinen bu göksel varlığı ilk gören, hep izleyen Antu Uranüs’ün ikizi, sonradan muhtemelen Nibiru’nun uydularından biri oldu Ne cezbediciydi bu, bir ışıltı yaymaktaydı. Gidişi tanrılara layıktı, rotası çok ama çok genişti. Tüm tanrılar arasında en ulusuydu o, hepsinin turundan büyüktü turu. Onu ilk gören Antu oldu; memelerini emmemişti hiç bir çocuk uydusu yoktu. Gel oğlum ol diye seslendi ona. Anan olayım senin. Ağını fırlattı ve ona hoş geldin, diyerek rotasını amaca uygun kıldı. Antu Nibiru’nun uydusu oluyor Onun bu sözleri yeni gelenin kalbini gururla doldurdu; onu emzirecek olan yüzünden, mağrurdu. Başı boyca iki kat büyüdü; yanı başından dört uzuv filizlendi. dört uydusu oldu Kabul anlamında kıpırdadı dudakları; aralarından tanrısal bir alev fışkırdı ileri doğru.yerçekimi etkisiyle oluşan elektromanyetik gerilim Rotasını Antu’ya çevirdi, kısa süre sonra yüzünü Anu’ya uranüs gösterecekti. Anu onu gördüğünde, oğlum, oğlum diyerek bağırdı coşkuyla. Seni önderliğe atayacağım, yanı başında bir ordu hizmetkarların olacak. Adın Nibiru ola, sonsuza dek bilinecek bir geçiş. Saygıyla eğildi Nibiru’ya, yüzünü Nibiru’nun geçişine çevirdi. Ağını yaydı ve Nibiru için dört hizmetkar ortaya çıkardı. Nibiru Üranüs’ün dört uydusunu çalıyor Yanı başında ordu şunlar olacaktı güney rüzgarı, kuzey rüzgarı, doğu rüzgarı, batı rüzgarı. Kalbi neşe ile dolan Anu, atası Anşar’a Satürn- Uranüs geçmişte muhtemelen Satürn’ün bir uydusuydu Nibiru’nun gelişini duyurdu. Haberi işiten Anşar Satürn hemen yanı başındaki Gaga’yı pluton haberci olarak ileri yolladı ki; Anu’ya bilgece sözler götürsün, Nibiru’ya bir görev versin. Yüreğinden geçenleri söylemesi ve Anu’ya şöyle demesi için Gaga’yı görevlendirdi. Bizi doğuran Tiamat Dünyanın devasa eski hali şimdi tiksinmekte bizden, savaşçı bir ordu kurdu, kuduruyor öfkesinden. Tanrılara, çocuklarına karşı duran on bir savaşçı yürüyor yanı başında, Dünya’nın atası Tiamat’ın o zamanlar on bir uydusu vardı Aralarında Kingu’yu yüceltti; onun göğsüne bir kader tutturdu haksız yere. Onun ağusuna direnebilecek tanrı yok içimizde, ordusu korku saldı içimize. NİBİRU GEZEGENİ TİAMAT GEZEGENİNE DOĞRU GÜNEŞ SİSTEMİNE ÇEKİLİYOR İntikamcımız olsun Nibiru. Tiamat’ı yene, yaşamlarımızı kurtara. Ona bir kısmet biç; öne çıkıp kudretli düşmanımızla yüzleşsin. Gaga Anu’ya doğru yola çıktı; Anu’nun huzurunda eğilip saygıyla, Anşar’ın sözlerini tekrarladı. Anu da Nibiru’ya atasının sözlerini tekrarladı; Gaga’nın mesajını ona açıkladı. Nibiru bu sözleri şaşkınlıkla dinledi; çocuklarını yiyip yutacak olan ananın hikayesine kulak verdi merakla. Demeye gerek yok, yüreğinde zaten vermişti kararı, Tiamat’a karşı duracaktı. Ağzını açıp Anu’ya ve Gaga’ya şöyle dedi Tiamat’ı yenecek, yaşamlarınızı kurtaracaksam, kaderimi en üstün kılacak bir mecliste toplansın tanrılar. Mecliste karar alsın tanrılar; beni önder yapsınlar ve buyruğuma boyun eğsinler. Lahmu mars ve Lahamu Venüs bunu duyduklarında elemle haykırdılar Ne tuhaf bir talep, anlamı hiç anlaşılmıyor. Böyle dediler. Kısmetleri açıklayan tanrılar birbirlerine danıştılar; Nibiru’yu intikamcıları yapmaya karar verdiler hep birlikte, ona yüceltilmiş bir kader emrettiler. Bugünden itibaren, buyruklarına meydan okunmaz ola, dediler ona. Aramızdan hiç bir tanrı senin sınırlarını çiğnemeyecek. Git Nibiru, intikamcımız ol. Tiamat’a doğru yol alması için ona prenslere yakışır bir tur biçimlendirdiler; Nibiru’ya hayır duaları ettiler, Nibiru’ya dehşetli silahlar verdiler. Anşar Satürn, üç rüzgar daha çıkarttı Nibiru’dan Kötü rüzgar, kasırga ve dengi olmayan rüzgar. Kişar jüpiter onun bedenini yalazlayan alevle doldurdu; Tiamat’ı sarıp sımsıkı tutacak bir ağla. GÖKSEL SAVAŞ BAŞLIYOR Böylece savaşa hazırlanan Nibiru yolunu çevirdi doğru Tiamat’a. Şimdi bu, göksel savaşın ve Dünya’nın nasıl ortaya çıktığının ve Nibiru’nun kaderinin hikayesidir. Efendi ilerledi, kaderi olan yolunu izledi, Öfkeli Tiamat’a çevirdi yüzünü, dudaklarıyla bir lanet okudu. Koruyucu örtü olsun, diye nabız ve ışıltıyı giyindi; başı ürkütücü bir ışıltıyla taçlandı. Sağına bel açan’ı ve soluna defedici’yi uyduları aldı. Yardımcılar ordusunu, o yedi rüzgarı bir kasırga gibi önden saldı. Öfkeli Tiamat’a doğru hızla yol alırken savaş için haykırmaktaydı. Tanrılar onun etrafına üşüştüler ve sonra yolundan çekildiler. Tiamat’ı ve onun yardımcılarını taramak; onun ordusunun komutanı Kingu’nun planını anlamak için tek başına ilerliyordu. Muzaffer Kingu’yu görünce görüşü bulandı; bu canavarları görünce yönü şaştı; rotası yerinden oynuyordu, işleri karışmıştı. Tiamat’ın çetesi onun çevresindeydi sımsıkı, dehşetle titriyorlardı. Tiamat’ta köklerine dek sarsıldı, kudretle kükredi. SAVAŞI NİBİRU KAZANIYOR Nibiru’ya bir lanet yolladı; onu tılsımlarıyla sarıp sarmaladı. Aralarındaki mesele artık kesin, çarpışma kaçınılmazdı. Tiamat ve Nibiru, birbirlerine doğru ilerlediler, yüzyüze çarpışmak için bastırdılar, göğüs göğüse savaşmaya hazırlandılar. Efendi onu yakalamak için ağını yaydı, aklı başından gitmişçesine haykırdı Tiamat. Nibiru kötü rüzgarı, en arkadakini onun yüzüne doğru fırlattı. Kötü rüzgarı ileri sürdü ki, Tiamat ağzını açıp onu yutmaya kalkınca kapayamasın dudaklarını. Derken şiddetli fırtına rüzgarları göbeğine saldırdı; bedeni ayrıldı, iç kısımları uluyordu, ağzı kocaman açıldı. Nibiru oraya, bu gediğe bir ok, en ilahi şimşeği fırlattı, bu ok Tiamat’ın göbeğini yarıp açtı içini parçaladı, rahmini yardı. Tiamat parçalanıyor Onu böyle alt edip yaşam nefesini işte böyle söndürdü. Nibiru bu cansız cesedi taradı, Tiamat artık katledilmiş bir leş gibiydi. Cansız yatan hanımlarının yanı başındaki on bir yardımcısı korkudan titriyorlardı. Nibiru’nun ağına takıldılar, kapana kısılmışlardı, kaçamadılar. Nibiru Tiamat’ın uydularını çalıyor Tiamat’ın bu orduya baş atadığı Kingu ay da onların arasındaydı. Efendi onu prangalara vurdu, cansız hanımına bağladı. Kaderler tabletini haksız yere verilen Kingu’dan çekip aldı, üstüne kendi mührünü basıp kaderi kendi göğsüne tutturdu. Tiamat’ın çetesinden kalanları esir aldı, kendi turu içinde düşürdü onları tuzağa. Ayaklarının altına alıp ezdi, parçalara ayırdı. Hepsini kendi turuna bağladı; hepsi onun çevresinde, gidişinin tersi yönde dönecekti bundan böyle. Sonra savaş meydanından ayrıldı Nibiru. Ona bu görevi veren tanrılara duyuracaktı zaferi, Apsu güneş etrafında bir tur atıp Kişar ve Anşar’a doğru yol aldı. Gaga onu karşılamaya çıktı, bir müjde taşıyarak diğerlerine doğru ilerledi. Anu ve Antu’nun ötesine, derinde ki meskene doğru yola koyuldu Nibiru. Cansız Tiamat’ın ve onun Kingu’sunun kısmeti üzerinde düşündü. Boyun eğdirdiği Tiamat’a geri döndü efendi Nibiru. Ona doğru ilerleyip onun cansız bedenini seyretmek için durakladı. Canavarı maharetle ikiye ayırmayı planlamıştı yüreğinde. TİAMAT NİBİRU TARAFINDAN PARÇALANIYOR. Dünya doğuyor.. Sonra bir midye gibi, göğsünden alt kısımlarına dek onu iki parçaya ayırdı. İç damarlarını parçaladı; altın damarlarına hayranlıkla baktı. Tiamat’ın arka kısmını ezdi efendi, üst kısmını tamamen kopardı. Kuzey rüzgarını, yardımcısını çağırdı yanına. Ve kopan başını bu rüzgar tarafından boşluğa taşınmasını emretti. Nibiru’nun rüzgarı Tiamat üstünde toplandı, onun açığa akan sularını süpürdü. Nibiru bir yıldırım fırlattı ve kuzey rüzgarına işaret verdi; Tiamat’ın üst kısmı bir parlaklığın içinde, bilinmeyen bir bölgeye taşındı. Onunla birlikte Kingu’da sürülmüştü; kopartılan parçaya yoldaşlık edecekti. Ardından Nibiru, alt kısmın kısmetini belirledi Savaş meydanını belirten kutsal bir yer, göklerde sürekli bir hatırlatıcı; savaşın ebedi hatırası kılmak istiyordu bunu. Topuzuyla bu alt parçayı döve döve ayırdı parçalara, dövülmüş bileziği oluştursunlar diye getirip onları dizdi bir araya, bekçilik etsinler, diye onları yerleştirdi ki suları sulardan ayıran bir perde oluştursun. Semanın üstündeki yukarı suları, asteroid kuşağı gezegen gruplarını birbirinden ayırdıaşağısında ki aşağı sulardan ayırdı. Ve Nibiru sanatkarane işlerini böylece tamamladı. Sonra efendi göğü geçti ve bölgeleri taradı. Apsu’nun güneş mekanından başlayıp Gaga’nın Plüton meskenine dek boyutları ölçtü. Sonra derinin kıyısını inceledi Nibiru; bakışlarını doğduğu yere doğru dikti. Durakladı, tereddüt etti ama sonra yavaşça, semanın perdesine, savaş meydanına geri döndü. Tekrar Apsu’nun bölgesinden geçerken, Güneş’in artık kayıp olan eşini düşündü pişmanlıkla. Tiamat’ın yaralı yarısına baktı; dikkatini onun üst kısmına yöneltti; ziynetleri olan yaşam suları hala yaralarından akmaktaydı. Altın damarlarından Apsu’nun ışınları yansımaktaydı. Derken Nibiru yaratıcısının mirasını, yaşam tohumunu hatırladı. Tiamat’ın üstüne yürüdüğünde, onu ikiye parçaladığında ona bu tohumu kesinlikle aktarmış olmalıydı. Sözleriyle Apsu’ya güneşe seslenip şöyle dedi. Isıtan ışınlarınla onun yaralarına şifa ver. Kırılan parça yeniden hayat bulsun, ailende kız evladın olsun. İzin verde sular tek yere toplansın, sağlam zemin belirsin. KALICI YÖRÜNGELER OLUŞUYOR Apsu dedi ki; Ona sağlam zemin diyelim, bundan böyle kitabı mukaddes olarak biline. Dönmesiyle oluşsun gün ve gece, gündüzleyin ona şifalı ışınlarımdan göndereyim. Kingu’da gece yaratığı ola, Ayda Dünyanın parlak uydusu ola görev vereyim ki geceleri ışık saçarak Dünya’nın yoldaşı sonsuza dek Ay ola. Nibiru Apsu’nun sözlerini işitti, memnundu. Göğü geçti ve bölgeleri taradı; onu yücelten tanrılara kalıcı duraklar bahşetti. gezegenlerin kalıcı yörüngeleri oluşuyor Nahl S, 12. Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O’nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır. Fatır S, 13. Allah Geceyi gündüze bağlayıp-katar, gündüzü de geceye bağlayıp-katar; güneşi ve ayı emre amade kılmıştır, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedir. İşte bunları yaratıp düzene koyan Allah sizin Rabbiniz’dir; mülk O’nundur. O’ndan başka taptıklarınız ise, bir çekirdeğin incecik zarına’ bile malik olamazlar. Turlarını birbirlerinin yoluna çıkmayacak veya birbirlerinden geri kalmayacak şekilde mukadder kıldı. Göksel kilitleri sağlamladı; her iki yana kapılar kurdu. Kendisine en dıştaki evi mesken olarak kurdu; boyutları Gaga’nın ötesindeydi. Kaderi olacak büyük turu hükmetmesi için yalvardı Apsu’ya. Tüm tanrılar kendi duraklarından seslendiler Nibiru’nun hükümranlığı üstün ola. O tanrıların gezegenlerin en parlağıdır, o gerçekten de Güneş’in oğludur. Kendi meskeninden konuşup Apsu onayladı. Enbiya S, 30. O inkar edenler görmüyorlar mı ki başlangıçta göklerle yer birbiriyle bitişikken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı? Gök ve yerin geçişi Nibiru’nun elindedir, adı geçiş olacak. Tanrılar ne yukarı ne aşağı geçecekler, Merkezi konumda o olacak, tanrılara çobanlık edecek. Onun turu bir şar üç bin altı yüz yıl olacak, kaderi ise sonsuz ola. Fussilet Sonra duman halindeki göğe yönelerek ona ve yere, İsteyerek veya istemeyerek kaostan çıkıp gelin,’ dedi. Onlar da, İsteyerek geldik,’ dediler. Ayetteki bildiride yere ve göğe derken sadece DÜNYA ve GÖKYÜZÜ olarak düşünmeyin! Bu ayet aynı zamanda tüm evrenin yaratılışının bildirisidir. Bunu 7 kez geriye dönük olarak düşünün. Ayetteki ifade 7 evrenin ilk yaratılması haline kadar gerisin geriye giden, ardı ve önü açık bir ifadedir. O, biri diğeriyle tam bir uyum içinde yedi 7 gök evren yaratmış olandır. Rahman ın yaratmasında hiçbir çelişki ve uygunsuzluk göremezsin. İşte gözü teleskobu her yöne çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir. Mülk Suresi, 3-4 İşte gözü teleskobu her yöne çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık görüyor musun? Ayetler özelliklede evrenin yaratılışı ile ilgili olan ayetler bir sınırlama içinde değildir. Şimdiki zamandan ilk zamana kadar gerisin geriye giden bir ifadeye sahiptir. Sümerler, kendi zamanlarından sonraki tüm kuşakların ilgisini çekmiş yüksek bir medeniyet sahibi toplumdur. Ülkesine göre değişen eğitim-tarih hakkında çok az bilgi verilen bir medeniyettir. Neden okullarda zorunlu bir ayrıcalığı yok? İnsanların dinsizleş mesinden mi korkuyorlar yada insanların bazı şeyleri sorgulamasından mı endişe ediyorlar? Bu tabletlerin uygar insana kadar saklanmasının hiçbir önemi yokmudur? Oysa Tabletlerin günümüz insanına kadar saklanmasının geçmişte olan olayların açığı çıkmasını zaten tabletleri yazanlarda istemişler. Sümerlerin tüm dünyada bu kadar öne çıkması ama haklarında yeterli bilgi verilmemesi sizcede şüpheli bir durum değilmidir? Onların tabletlerinde güneş sisteminin yaratılışının bulunması bilim adamları tarafından anlatılmadığı içinmi önemsiz gibi duruyor? Nibiru denilen gezegende yaşayan halkın, iklimin bozulması sonucu, atmosferi düzeltmek için araştırmalara girmesi, bazı işlemler sonucunda da düzelmeyen atmosferin onarılması için diğer gezegenlerde çare aranması, asteroid kuşağı ötesinde, Dünya’nın da içlerinde bulunduğu gezegenlerde, atmosferi düzeltmek için gerekli olan altının bulunduğunun keşfedilmesi, bu arada da yaşadıkları iktidar savaşları anlatılmaktadır. Anlatımda savaşlardan yorgun düşen Nibiru halkının çareyi küresel barışta bulmasıda dikkat çekicidir.. Tabletlerde Anlatıcı Enkidir. Enki Kral Anu’nun cariyeden doğmuş olan oğludur. Anunun ilk oğlu olan Enki cariyeden doğduğu için yasal varis değildir. Anunun yasal eşinden daha önce doğum yapmış Enkinin annesi cariye konumunda olduğu için, kendisinden sonra yasal bir anneden Kralın ilk eşinden doğmuş olan Enlil yasal veliahttır. Kral Anunun 3 çocuğu olduğunu görmekteyiz. Bunlar Enki-Enlil ve birde kızkardeşleri Ninharsag’tır. Tabletlerde fazlasıyla kafa karışıklığına sebep olan isimlerden bazılarının akılda kalması için bu ayrıntılara dikkat ediniz. Marduk Enki’nin oğludur. Ninharsag Anu’nun kızı ve başka anneden olma Enki ve Enlil’in kız kardeşidir. Enlil Ninharsag ile evlenir. Tanrılar Anunakiler da evlilikler hep bu şekilde olmaktadır. Kız kardeş, yiğen yada torunları hatta kızları ile evlenmektedirler. Ninurta, İşkur ve Nannar Enlil’in, Nergal, Gibil, Ningişzidda ve Marduk Enki’nin oğludur. Kral Anunun çocukları 1-Enki 2-Enlil 3-Ninharsag 1-Enkinin çocukları Nargal-Gibil-Ningişzidda- Marduk Melez olarakta Adapa 2-Enlilin çocukları Ninurta-İşkur-Nannar 3-Ninharsagın çocukları Enlille olan ilişkisinden NANNAR doğmuştur. Sonradan Enki’ dende olan ilişkisinde 2 kız çocukları vardır. Bize göre en önemli anneliği Adamu’dur. Adamu ise bizim için çok önemli bir Evlattır…. Sonradan birde ADAPA ile tanışacaksınız. Adapa ise Enlinin ADAMUDAN devam gelen soydan doğan bir kız çocuğuyla olan ilişkisinden doğandır. Şimdi Tabletleri okumaya başlayalım.. * TANRILARIN KENDİ İÇ SAVAŞI UĞRUNA DÜNYA DA NÜKLEER VE KİMYASAL SİLAH KULLANMASI, ANCAK RÜZGARIN HESAPLANAMAMASI Nibiru 12. gezegen olduğu varsayılan gezegen da hüküm süren Anu’nun ilk oğlu, efendi Enki’nin sözleri. İçim sıkkın, ağıtlar yakıyorum; kalbimi acıyla dolduran ağıtlar bunlar. Diyara nasıl da indi darbe; halkı Kötülük Rüzgarına teslim edildi, ahırları terkedildi, ağılları boşaldı. Şehirler nasıl da şamar yedi; Kötülük Rüzgarı’yla vurulmuş sakinleri ölü bedenler gibi üst üste yığıldı. Tarlalar nasıl da darmadağın; Kötülük Rüzgarı’nın dokunduğu bitkiler kupkuru kaldı. Nehirler nasıl da bela gördü; artık içlerinde hiç bir şey yüzmüyor, ışıldayan duru suları ağulandı. Siyah saçlı halkı Şumer’i boşalttı; tüm yaşayanlar gitti; davarları ve koyunları Şumer’i boşalttı; foşurdayarak boşalan sütun tınısı sessiz. O muhteşem şehirlerinde şimdi yalnızca rüzgar uğulduyor; tek koku ölüm. Başı göğe yükselen tapınak Tanrıları tarafınan boşaltıldı. Efendilik ve krallık komutasından eser yok artık; asa ve taç gitti. Bir zamanlar yemyeşil ve yaşam verici olan iki büyük nehrin kıyılarında Dicle ve Fırat yaban otları bitti. Ana yollara çıkan yok, yol iz sorup arayan yok; yıldızı parlayan Şumer terk edilmiş bir çöl oldu. Diyara, Tanrıların ve insanların yuvasına nasıl da darbe indi. O ülkenin üstüne, insanoğlunca bilinmemiş bir afet çöktü. İnsanoğlunun daha önce hiç görmediği, görse zaten canlı kalamayacağı bir bela geldi. Batıdan doğuya tüm topraklara, dehşetin darmadağın eden yetkisi yerleşti. Şehirlerindeki Tanrılar Anunakiler insanlar kadar çaresizdi. Uzaktaki bir ovada bir fırtına, bir Kötülük Rüzgarı doğdu; yolu üstüne Büyük Afet’i yerleştirdi. Batıda doğan ve ölüm saçan bir rüzgar yolunu doğuya çevirdi, rotasını kısmet belirledi. Tufan gibi yutucu, suyla değil ama rüzgarla yıkan; gel git dalgasıyla değil ama zehirli havayla boğan bir fırtına. Duhan Süresi 10,11. Artık sen, göğün, insanları bürüyecek apaçık bir duman çıkaracağı günü bekle! Bu, elem verici bir azaptır. Kader değil kısmet tarafından oluşturuldu; meclisteki büyük Tanrılar Yetkili Anunakilier Büyük Afet’e sebep oldular. Enlil Anu’nun 2. oğlu ve Ninharsag Enlil’in ilk eşi, ilk ana ve aynı babanın çocuklarıdır izin verdi buna; dursun, diye yalvaran bir tek bendim. Göğün emrettiğini kabul etmeleri için gece gündüz delil gösterdim ama nafile! Enlil’in savaşçı oğlu Ninurta ve öz oğlum Nergal büyük ovadaki silahları nükleer silahlar önce zehirleyip sonra da serbest bıraktılar. Parlaklığın patlamanın ardından Kötülük Rüzgarı’nın geleceğini bilemedi diye şimdi acıyla ağlaşıyorlar. Ölüm saçan fırtınanın batıda doğup yolunu doğuya çevireceğini kim öngörebilirdi ki diye inliyorlar şimdi Tanrılar. Demekki Tanrı değil çaresiz birer kullar. Kendilerini Tanrı olarak tanımlamaları sahip oldukları uzun hayat yaşamanın getirdiği bir üstünlük. Ayrıca ileride göreceksiniz ki bilimsel olarak ve teknolojik olarak çok üstün bir ayrıcalıkları var.. Kutsal şehirlerindeki Tanrılar, Kötülük Rüzgarı yolunu Şumer’e çevirince inanmaz gözlerle kalakaldılar. Tanrılar birbiri ardınca şehirlerinden kaçtılar, tapınaklarını rüzgara terk ettiler. Zehirli bulutlar yaklaşırken, şehrim Eriduda bunu durdurabilecek hiç bir şey yapamazdım. Halka, açık steplere kaçın talimatını verdim; eşim Ninki ile ben de şehri terk ettim. Şehri Nippur’da, Gök-Yer Bağı’nın yerinde Enlil bunu durdurabilecek hiç bir şey yapamazdı. Kötülük Rüzgarı Nippura saldırmaktaydı; Enlil ve eşi göksel sandalına binip aceleyle uzaklaştılar. Urda Şumer’in krallık kentinde, Nannar yardım etsin, diye babası Enlil’e seslenmekteydi. Göğe doğru yedi basamakla yükselen tapınağın yerinde, Nannar kısmetin yetkisine kulak asmayı reddetti. Sebebim olan babam, Ur’a krallık bahşeden büyük Tanrı, Kötülük Rüzgarını geri çevir, diye yakardı Nannar. Kısmetleri emreden Büyük Tanrı, Ur’a ve halkına kıyma ki seni övmeye devam etsinler, diye yalvardı Nannar. Enlil oğlu Nannar’ı yanıtladı Asil oğul, senin o muhteşem şehrine krallık sunulmuştu; sonsuz bir saltanat sunulmamıştı. Eşin Ningali tutup kolundan kaçın şehirden! Kısmetleri emreden Komutan olan ben bile, şehrin kaderini eğip bükemem. Kardeşim Enlil işte böyle konuştu; heyhat, heyhat, bu bir kader değildi. Tanrıların ve Dünyalıların başına çöken tufandan beridir en büyük afetti; heyhat, bu bir kader değildi! Tufan olayından sonra en önemli afet !! * NÜKLEER VE KİMYASAL SALDIRI ASLINDA MARDUK’A KARŞI YAPILIYOR, MECLİS BU YÖNDE KARAR ALIYOR Büyük Tufan mukadderdi ama ölüm saçan bulutla gelen Büyük Afet mukadder değildi. Bozulan bir yemin ve mecliste alınan bir karardı sebebi; Dehşet Silahları tarafından yaratıldı. Kader sebebiyle değil, bir karar sonucunda salınmıştı zehirlenmiş silahlar; bilerek atıldı zarlar. O iki oğul yıkımı, ilk oğlum Marduka karşı yönelttiler; kalpleri intikam duygusuyla doluydu. Hükümranlığa yükselmek Marduk’un hakkı değil, diye bağırdı Enlil’in ilk oğlu; silahlarla O’na karşı koyacağım, dedi Ninurta. İnsanlardan bir ordu kurdu, Babili Babil Dünyanın göbeği, diye ilan etti! diyerek bağırdı Marduk’un kardeşi Nergal. Büyük Tanrıların meclisinde ağızdan ağıza zehir zemberek sözler yayıldı. Gece gündüz karşı çıkan sesimi yükselttim, esenlik tembihledim, telaşa taraf olmadım. İnsanlar ikinci kez onun göksel imgesini yükselttiler, bu karşı çıkış niçin sürmekte, diye yalvardım. Tüm aygıtlar kontrol edildi mi? Göklerde Marduk’un Enkinin oğullarından biri çağı gelip erişmedi mi, diye bir kez daha sordum. Öz oğlum Ningişzidda göğün işaretlerini başka yorumladı; Marduk’un ona yaptığı haksızlığı, kalbinde asla affetmediğini biliyordum. Enlil’in Dünya’da doğan oğlu Nannar da merhamet etmedi. Kuzey şehrindeki tapınağımı Marduk kendine mesken edindi, dedi. Enlil’in en küçük oğlu İşkur cezalandırma talep etti; topraklarımdaki halkı kendi peşinden gelmeye zorladı, dedi. Nannar’ın oğlu Utunun gazabı Marduk’un oğlu Nabuya yönelmişti Göksel Arabalar yerini ele geçirmeyi denedi. Hava araçlarının üssü Utu’nun ikizi İnanna hepsinden çok öfkeliydi; sevdiceği Dumuziyi Temmuz öldürdüğü için hala Marduk’un cezalandırılmasını talep ediyordu. Tanrıların ve insanların anası Ninharsag Kral Anu’nun kızı bakışını çevirdi Marduk niçin burada değil, dedi sadece. Öz oğlum Gibil karamsarlıkla yanıtladı Marduk tüm ricaları bir kenara koydu; göklerin işaretlerine Yıldızların dönüşümü göre üstünlüğünü iddia etti! Ancak silahlarla durdurulabilecek bu Marduk, diye bağırdı Enlil’in ilk oğlu Ninurta. Gök arabalarının yerinin korunmasıyla ilgiliydi Utu; Marduk’un eline düşmemeli, dedi. Aşağı Bölgenin efendisi Nergal vahşice talep etmekteydi İzin verin de yok etmek için şu eski Dehşet silahları onlar dehşet yada korku silahı derken, biz nükleer silah diyoruz kullanılsın. İnanılmaz gözlerle öz oğluma baktım Kardeşin kardeşe karşı dehşet silahlarını kullanmayacağına yalan yere mi yemin etmişti? Rıza yerine sessizlik vardı. Sessizliğin içinde Enlil ağzını açtı Cezalandırılmalı; kötülük yapanlar kanatsız kuşlara döndürülmeli. Marduk ve Nabu bizi mirasımızdan yoksun ediyor; izin verin de onlarda Gök Arabalar yerinden yoksun kalsınlar! O yeri kavurup yok edelim, diye bağırdı Ninurta; Kavuran ben olayım! Heyecanlanan Nergal ayağa kalkıp bağırdı Kötülerin şehirleri de altüst edilmeli. Günahkar şehirleri, izin verinde ben yok edeyim; bırakın adım bundan böyle Yok Edici olsun. Tarafımızdan oluşturulan Dünyalılara zarar gelmemeli; günahkarların yanında doğrular da yanma malı, diye gürledim. Dünyalıların Yaratılmasındaki yardımcım Ninharsag da onayladı; mesele yalnızca Tanrılar arasında çözülmeli, insanlara zarar gelmemeli. * ANU SON KARARI VERİYOR DEHŞET SİLAHLARI KULLANILSIN Göksel meskenindeki Anu bu tartışmaları dikkatle dinliyordu. Kısmetleri belirleyen Anu sesini Göksel Mekanından işittirdi İzin verin de Dehşet Silahları bu defalık kullanılsın, roket gemiler yeri yok edilsin, insanlara kıyılmasın. Enlil kararı böyle duyurdu Ninurta, Kavurucu ve Nergal de Yok Edici olsun. Onlara Tanrıların sırrını açıklayacağım; onlara dehşet silahlarının saklandığı yeri göstereceğim. Biri benim biri onun olan iki oğul, Enlil’in iç odasına çağırıldı. Nergal yanımdan geçerken gözünü kaçırdı. Heyhat diyerek sessizce haykırdım; kardeş kardeşi vuracak! Önceki zamanların tekrarlanması mı vardı kaderde? Niburudaki savaş halinin tekerrürü-bu tekerrür yasasını tabletlerde ara sıra göreceksiniz Enlil onlara eski zamanlara ait bir sırrı açıklıyordu; Dehşet Silahları’nı onların ellerine teslim ediyordu. Dehşetle kaplı bir parlaklığı serbest bıraktılar; dokundukları her şey toz yığınına döndü. Moleküler parçalama Dünya da kardeş kardeşe karşı durmayacak, hiç bir bölgeye zarar verilmeyecek, diye yalan yere yemin etmişlerdi. Yemin bozulmuştu işte, kırılmış kavanoz gibi işe yaramaz parçalara bölünmüştü. Coşkulu bir neşeyle dolan iki oğul hızlı adımlarla Enlil’in odasından çıktılar, silahlar için yola koyuldular. Diğer Tanrılar şehirlerine geri döndüler; hiç birinin kendi afetine dair bir önsezisi yoktu. ANUNAKİLERİN GEZEGENİ NİBİRU Önceki zamanların ve Dehşet Silahları’nın hikayesidir. Önceki Zamanlardan önce başlangıç; Eski zamanlarda tanrılar Dünya’ya geldiler ve Dünyalıları insanları oluşturdular. Ondan önceki zamanlarda tanrıların hiçbiri Dünya’da değildi, Dünyalılarda henüz biçimlendirilmemişti. Önceki Zamanlarda tanrıların evi kendi gezegenlerindeydi; adı Nibirudur. Büyük bir gezegen, ışıltısı kırmızımsı olan Nibiru, Güneş etrafında uzun bir tur atar. Bir süre için Nibiru soğukla örtülür; turunun diğer yarısında Güneş onu güçlüce ısıtır. Nibiru’yu kalın, volkanik patlamalarla sürekli beslenen bir atmosfer sarar. Bu atmosfer her türden yaşamı destekler; onsuz ancak ölüm olacaktı! Soğuk döneminde, Nibiru’nun iç ısısını, sürekli yenilenen sıcak bir palto gibi gezegenin çevresinde tutar. Sıcak döneminde, Nibiru’yu Güneş’in kavurucu ışınlarından kalkan gibi korur. Yağmurları tam ortasında tutar ve bırakır; gölleri ve dereleri kabartır. Atmosferimiz yemyeşil bitkileri besler ve korur; sularında ve topraklarında her türden yaşamın fışkırmasına neden olur. ANNUNAKİLER’İN KENDİ GEZEGENLERİNDEKİ TARİHLERİ Çok ama çok uzun çağlar sonrasında bizim türümüz filizlendi; bu benzetme tıpkı dünyadaki doğal yaşamın başlangıcı gibidir. Demekki bir çok yerde doğal yaratılma süreci vardır. Bu ise birilerinin bazı üstün özelliği olduğu için Tanrı anlamında olmadıklarının net ifadesidir. kendi özümüz tarafından üreyecek olan ebedi bir tohum. Sayımız çoğaldıkça atalarımız Nibiru’nun pek çok bölgesine yayıldı. Bazıları toprağı sürdü, bazıları dört ayaklı yaratıklara çobanlık etti. Bazıları dağlarda yaşadı, bazıları evini vadilere kurdu. Rekabetler oluştu; sınırlara fazla yaklaşanlar oldu, çarpışmalar yaşandı, sopalar silah oldu. Kabileler halinde toplandı boylar ve sonra iki büyük ulus karşı karşıya geldi. Kuzey ulusu güney ulusuna karşı silaha sarıldı. NİBİRU’DA SAVAŞ VE SONRASINDA BARIŞIN SAĞLANMASI Elde tutulan şeyler fırlatılan füzelere dönüştü; gürleyen ve parlayan silahlar dehşeti artırdı. Uzun ve şiddetli bir savaş tüm gezegeni sardı; kardeş kardeşe karşı yığılıp birikti. Hem kuzeyde hem güneyde ölüm ve yıkım vardı. Pek çok tur boyunca diyarda yıkım hüküm sürdü; tüm yaşam sönmüştü. Sonra bir ateşkes ilan edildi; sonra barış görüşmeleri başladı. Milletler birleşsin, dedi elçiler birbirine. Nibiru’nun tahtında bir kişi olsun, herkese hükmedecek bir kral. Kuzeyden ve güneyden olsun ve kurayla belirlensin, en üstün olacak bir kral. NİBİRU’DA KRALLIK KURULUYOR Kuzeyden olursa eğer, yanı başında eşiti olacak kraliçesini güneyden eş olarak alsın. Güneyden seçildiyse eğer, kurayla, eşi kuzeyden bir kadın ola. Karı koca olsunlar ve tek beden oluştursunlar. İlk doğan oğulları tahtın varisi olsun; böylece birleşmiş bir hanedan kurulup Nibiru üstünde sonsuza dek birlik kurula. Yıkıntıların tam ortasında başladı barış. Kuzey ve güney evlilik bağıyla birleşti. Kraliyet tahtı bir bedende birleşti, kesintisiz bir krallık silsilesi kuruldu. Ali İmran Hepiniz topluca sımsıkı Allah’ın ipine sarılın, parçalanıp ayrılmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz. Allah gönüllerinizi birleştirmiş ve O’nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken, oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah, doğru yolu bulasınız diye size âyetlerini böyle açıklıyor. Barışın sağlanmasından sonraki ilk kral, kuzeyin bir savaşçısı, yiğit bir komutandı. Dürüst ve adil kurayla seçildi; birlik ilanı kabul edildi. Meskeni için muhteşem bir şehir kurdu; adı Agage’ydi., birlik anlamına. Saltanatı için ona bir kraliyet ünvanı bahşedildi; Andı bu, Göksel Olan anlamına. Zor kullanarak tüm topraklarda düzeni tekrar sağladı; yasalar ve kurallar ilan etti. Her bir ülke için valiler atadı; onların ilk işi yeniden inşa ve tarıma elverişli hale getirmekti. Kraliyet yıllıklarında ondan şöyle söz edilmişti Ülkeleri birleştiren, Nibiru’da barış sağlayan An. Bu Kuran’da Zülkarneyn tarifidir. Tabletler byunca dikkat ediniz! Bir sonraki tarihi bir olayın kendinden bir önce bir benzeri vardır. Buda şu demektir, TÜM ZAMAN BİR SÜREYE KADAR 2280 AYNI TEKERRÜR İÇİNDE DÖNGÜDEDİR. bir şehir inşa etti; kanalları onardı; halka gıda sağladı, topraklarda bereket vardı. Eş olarak kendine güneyden bir kız seçti; hem sevgisi hem de savaşçılığıyla ünlenmişti kız. Bu Kadın tarifide savaşçı Türk kadının tarifidir idi kraliyet ünvanı; An’ın eşi olan önder. Bu ad ona pek akıllıca verilmişti. An’a üç oğul ve bir kız doğurdu. İlk oğluna adını verdi. An sayesinde Sağlam Bir Temel anlamında. Oğul tahtta yalnız otura kaldı; eş seçimi iki kez ertelendi. Onun hükümdarlığında saraya cariyeler getirildi; bir oğul sahibi olamadı. Böyle başlayan hanedan, ölümüyle kesintiye uğradı; kurala göre tahta çıkacak bir evladı yoktu. İlk oğul olmasa da ortanca oğul yasal varis ilan edildi. Üç erkek kardeşten biriydi, gençliğinden beri annesi ona sevgiyle, ortada olan anlamına İb derdi. Kraliyet yıllıklarına göre ona dendi; Krallıkta göksel, nesillerde ise An’ın oğlu olan anlamına. Babası An’ın ve abisi An-ki nin ardından Nibiru tahtına çıktı; sayarsak, tahta çıkan üçüncü kraldı. Küçük kardeşinin kızını yeğen kendine eş seçti. Ona denildi, İb’in hanımı. bir oğlu oldu; tahtın varisi oydu, sayarsak kralların dördüncüsü. Kraliyet ünvanının Gal adıyla bilinmesini istedi; An’ın prensi prenslerin en büyüğüdür anlamına. Üvey kız kardeşi olan eşi ise eşit biçimde adlandırılmıştı. Bilgi ve anlayış kralın başlıca hırsıydı. Göğün usullerini büyük bir gayretle inceledi. Astronomi-Uzay bilim KRALLIKTA ARDILLIK KURALLARINDA KAFALAR KARIŞIYOR. BİR YANDAN DA NİBİRU TEKNOLOJİK GELİŞİM GÖSTERİYOR. Nibiru’nun büyük turunu araştırdı; uzunluğunun bir şar olduğunu sabitledi 3600 yıl. Nibiru’nun bir yılıydı bu ölçü; kraliyet saltanatları bununla sayılıp kaydedilecekti. Şar’ı on kısma ayırdı, bundan böyle kutlanacak iki bayram ilan etti. Güneşin çevresine en yakın olunduğunda sıcaklık bayramı kutlanacaktı. hıdrellez-bahar bayramı Nibiru en uzaktaki köşesine vardığında, soğukluk bayramı Yanılmıyorsam ismi Nargutan olan eskiden ber kutlanan Türk kültüründe soğukluk kış’ bayramı, onun bir eşide Noel denebilir duyurulacaktı. Kabilelerin ve ulusların tüm eski bayramlarının yerine, halkı birleştiren iki bayram tesis edildi. Karı kocanın, oğullar ve kızların kanunlarını belirledi. Savaşlardan dolayı erkeklerin sayısı azalmış, kadınlar çoğunlukta kalmıştı. Bir erkeğin bilmek için birden fazla kadın alabileceğini ilan etti. Aynı şey dünyada savaşlardan sebep dul kalmış kadınlarla nüfuz artışı için evlenilmesi gibi Kanuna göre, resmi eş olarak tek bir eş seçilecek ve ilk hanım olarak anılacaktı. Kanuna göre, ilk doğan erkek evlat babasının ardılıydı. Bu kanunlara göre, kısa süre sonra akıllar karıştı; eğer ilk oğul ilk hanımdan doğmadıysa, ama sonrasında ilk hanım bir oğul, kanuna göre yasal varis olacak bir erkek doğurduysa, tahta kim çıkacaktı? Şar sayısına göre ilk doğan erkek evlat mı? İlk hanımdan doğan erkek evlat mı? İlk oğul mu? Yasal varis mi? Mirası kim alacaktı? Ardılı kim olacaktı? saltanatı sırasında, ilk hanım olarak ilan edildi. Kralın üvey kız kardeşlerinden biriydi. Gal’ın saltanatı sırasında, cariyeler saraya tekrar getirildi. Cariyeler de oğullar ve kızlar doğurdular krala. Birinden doğan oğul ilk doğandı; ilk oğul bir cariyeden doğmuştu. Ardından bir oğlan doğurdu. Kanuna göre yasal varis o değildi; ilk oğul değildi. Sarayda öfkeyle bağıran sesi yükseldi Kurallar gereği ilk hanımdan doğmuş olan oğlum ardıllıktan menedilecekse, çifte tohum ihmal edilmeye! Farklı annelerden doğmuş olsak ta kral ve ben aynı babanın çocuklarıyız. Bu nedenle ortancaoğlum İb babamız An’ın ilk seçilen Kral’ın çifte hem anne hemde baba tarından tohumunu taşımaktadır. Tohumun Kanunu bundan böyle Eşlik Kanunundan üstün gele! Bundan böyle, bir üvey kız kardeşten bir oğul ne zaman doğarsa doğsun, diğer tüm oğullardan üstün tutulsun ardıllıkta! derinden düşünüp, tohumun kanununa iltimas geçip, benimsedi Bununla eşler ve cariyelerden, evlenmeler ve boşanmalardan doğanlarda akıl karışıklığından kaçınılacaktı. Mecliste kraliyet danışmanları ardıllık için Tohumun Kanununu benimsediler. Kralın emriyle, yazıcılar bu emri kayda geçirdiler. Böylece Tohumun Kanununa göre tahta çıkacak bir sonraki kral ilan edilmiş oldu. Ona kraliyet ünvanı olarak denildi. Tahta çıkan beşinci kraldı. Şimdi bu, saltanatının ve onu izleyen kralların hikayesidir. NİBURU’NUN İKLİMİ DEĞİŞİYOR, ATMOSFER ZARAR GÖRÜYOR. BAZI ONARMA GİRİŞİMLERİNDEN SONUÇ ALINAMAYINCA KURTULUŞ ÇARESİ DİĞER GEZEGENLERDE ARANIYOR. Kanun değişince, diğer prensler rıza gösterdiler. Söylendiler ama başkaldırmadılar. eş olarak kendine üvey kız kardeşini aldı. Onu İlk Hanım yaptı; adıyla anılacaktı. Böylece hanedan bu kanunla devam etti. A saltanatında tarlaların ürünleri zayıfladı, meyveler ve tahılların bereketi azaldı. Turdan tura Güneş’e yaklaştıkça sıcaklık arttı; uzaktaki meskende serinlik daha çok keskindi. Tahtın kenti Agade’de kral, anlayışı büyük olanları bir araya topladı. Bilgisi büyük olan eğitimli alimlere sorgulamaları emredildi. Ülkeyi ve toprağı incelediler, gölleri ve dereleri sınadılar. Daha öncede olmuş, diyerek yanıtladı bazısı Geçmişte de Nibiru ya daha soğumuş ya daha da ısınmıştı. Nibiru’nun turunda bir kader yer etmişti. Turu gözlemleyen diğer bilgililer, Nibiru’nun kaderini suçlamayı düşünmediler. Bulduklarına göre, atmosferde bir bozulma meydana gelmişti. Atmosferin ceddi olan yanardağlar daha az duman püskürtüyordu. Nibiru’nun havası incelmişti; koruyucu kalkan güçten düşüp zayıflamıştı. ve saltanatında, tarlalara hastalık musallat oldu, ne kadar uğraştılarsa da boşuna. Onların oğlu geçti tahta sonra; hanedanın altıncı kralıydı. Adı geliyordu Şar’ın Azametli Efendisi anlamına. Büyük anlayışla doğmuştu, çokça öğrenip çokça bilgiler edinmişti. Belalara çare bulmanın yollarını aradı; Nibiru’nun göksel turunu epey inceledi. Çizdiği ilmek içinde, Güneş ailesinin beş üyesini, göz kamaştırıcı güzellikteki o gezegenleri kucaklıyordu. Belalara çare bulmak için bunların atmosferlerini inceletti. Her birine birer ad verip atalarını onurlandırdı; onları göksel çiftler gibi düşünmüştü. Karşılaşılan ilk ikisine, ikizleri andıran gezegenlere An ve Antu dedi. Nibiru’nun turunun ötesinde boyutları en büyük olan Anşar Satürn ve Kişar Jüpiter vardı. Diğerlerinin arasında bir haberci gibi dolaşana Gaga Plüton dendi; bazen karşılaşıyordu Nibiru ilk bununla. Güneşin etrafında dolanıp ta Nibiru’yu selamlayanların hepsi beş taneydi. Bunların ötesinde, sanki bir sınırmışçasına, Dövülmüş Bilezik Dünya ve Jüpiter arasındaki asteroid kuşağı dönmekteydi Güneşin etrafında. Göğün felaketle dolu yasak bölgesinin muhafızıymış gibi onu korumaktaydı. Güneş’in diğer çocuklarının sayısı dörttü ve bilezik onların davetsiz misafirlere karşı kalkanıydı. karşılamaya çıkan beşlinin atmosferlerini incelemeye koyuldu. Tekrarlayan turlarda, Nibiru’nun beş ilmeği boyunca bunlar dikkatle tarandı. Bu gün Nasa’nın yaptığı aynı şeydir DÜNYA KEŞFEDİLİYOR. NİBİRU’NUN ATMOSFERİ İSE HER GEÇEN GÜN KÖTÜLEŞİYOR Ne tür atmosfere sahip oldukları gözlemlenip, gök arabalarıyla yoğun biçimde incelendi. Bulgular akıllara durgunluk verdi, keşifler akılları karıştırdı. Turdan tura Nibiru’nun atmosferindeki bozulma daha çok kötüledi. Bilginlerin meclislerinde çareler arzuyla tartışıldı, yarayı sarmanın yolları aceleyle gözden geçirildi. Gezegeni kucaklayacak yeni bir kalkana girişildi; yukarı fırlatılanların hepsi aşağıya, yere indi. Bilgililerin meclislerinde, püsküren yanardağlar incelendi. Atmosfer püsküren yanardağlarla oluşmuştu; yarası ise onların püskürmesinin zayıflamasıyla ortaya çıkmıştı. Yeni püskürmeleri teşvik edecek şeyler icat edelim, volkanların tekrar kusmasını sağlayalım, diyordu bir grup alim. Bu işin nasıl yapılacağına, püskürmenin hangi araçla sağlanacağına dair, hiç biri krala bilgi veremedi. saltanatı sırasında göklerdeki gedik daha da büyüdü. Yağmurlar durdu; rüzgar daha sert esti, pınarlardan derinlerden çıkıp yükselemediler. Topraklarda bir lanet vardı; anaların memeleri kurumuştu. Sarayda huzursuzluk vardı; lanet orada da tutunmuştu. ilk hanım olarak kendine, Tohumun Kanununun emrettiği gibi bir üvey kız kardeş seçti. dendi ona, Şarların Hanımı. Bir oğul doğuramadı. Bir cariyeden doğdu oğlu; ilk oğul oydu. İlk hanımı ve üvey kız kardeşi bir oğlu olamadı. Ardıllık kanununa göre, cariyenin oğlu tahta çıktı, saltanatın yedinci kralıydı. Kraliyet ünvanı idi; Konutta biçimlenmiş olan anlamına. Gerçekten sarayda değil de Cariyeler konutunda düşmüştü rahme. eş olarak kendine gençliğinden beri sevdiği bir kızı aldı; İlk Hanım tohumundan dolayı değil, aşktan dolayı seçilmişti. Kraliyet ünvanı oldu; Yanımda Olan Kadın’dı anlamı. Sarayda akıllar çok karıştı. Oğullar varis, eşler üvey kız kardeş değillerdi. Ülkede ızdırap artıyordu. Tarlalar bereketi unuttu, halk arasında doğurganlık azaldı. Sarayda bereket yoktu, ne oğullar ne kızlar doğuyordu. An’ın tohumundan olan yedi hükümdar gelip geçmiş ama sonra onun tahttaki tohumu kurumuştu. ATMOSFERİN ONARILMASINDA ALTIN TOZU DİKKAT ÇEKİYOR sarayın girişinde bir çocuk buldu; onu oğlu olarak kucakladı. Sonunda da onu oğul benimsedi, onu Yasal Varis ilan etti ve ona Lahma denildi, kuruluk anlamına. Sarayda prensler homurdanmakta; Danışmanlar Meclisi şikayet etmektedir. Sonunda Lahma tahta çıktı, An’ın tohumundan değildi ama sekizinci kral oldu. Eğitimlilerin meclislerinde, gediği iyileştirmek için iki öneride bulunulmaktaydı. Biri adı altın olan bir maden kullanmaktı. Nibiru üstünde bu metal çok azdı; Dövülmüş Bileziğin Dünyadan sonraki bölümdeki asteroid kuşağı iç kısmında ise çok bol. En ince toz haline gelene dek dövülebilen tek maddeydi bu; göğün yükseklerine ulaştırılınca havada asılı kalabilecekti. Böylece gedik tekrar tekrar doldurmalar ile kapanacak, daha iyi koruyacaktı. Gök sandalları inşa edile, göksel bir filo altını Nibiru’ya getire! Diğerleri ise Dehşet Silahları oluşturalım, diyorlardı; yeri sarsıp gevşetecek, dağları ayırıp parçalayacak silahlar. Füzelerle yanardağlara saldıralım, ataletlerini harekete geçirelim ki püskürmeleri arta, atmosfer yenilene, gedik ortadan kaybola! Lahma karar veremeyecek kadar güçsüzdü; hangisini seçeceğini bilemiyordu. Nibiru bir tur tamamladı, Nibiru iki şar saymaya devam etti. Tarlalardaki bela azalmadı. Yanardağların püskürmesi atmosferi onarmadı. Üçüncü şar geçti, dördüncü sayılıyordu. Altın elde edilmemişti. Ülkede çekişme çoğaldı; yiyecek ve su azalmıştı. Ülkede birlik bozuldu; suçlamalar giderek arttı. Saraya alimler gidip geliyorlardı; danışmanlar durmaksızın içeri girip dışarı çıkmaktaydı. Kral onların sözlerine kulak asmadı; adı Lahama olan karısını dinliyordu sadece. LAHMA İŞİ KADERE BIRAKIYOR, TEPKİLER ARTIYOR, İSYAN BAŞLIYOR Kader buysa, demişti kadın, Her Şeyin Büyük Yaratıcısına yalvarıp yakaralım. Tek umut yalvarıp yakarmakta, eyleme geçmekte değil! Sarayda prensler huzursuzlanıyor, suçlamalarını krala yöneltiyorlardı. Çare yerine daha büyük felaketleri çağırıyor akılsızca, mantıksızca! Eski depolardan çıkartıldı silahlar; en çok konuşulan şeydi isyan. Silaha ilk sarılan kişi saraydaki bir prensti. Vaatlerde bulunup diğer prensleri de kışkırttı; adı Alalu’ydu. Lahma kral olmasın artık, diye bağırdı. Kararsızlığın yerine geçsin karar! Gelin kralın güvenini sarsalım mekanında; tahtı bırakmasını sağlayalım! Prensler onun sözlerine kulak verip sarayın kapısına koşturdular; taht odasına, onun yasaklanmış girişine üşüşen sular gibi saldırdılar. Kral sarayın kulesine kaçtı; Alalu onun peşine düştü. Kulede bir çarpışma yaşandı ve Lahma kuleden düşüp öldü. Lahma yok artık, diye bağırdı Alalu. Coşku ve neşeyle ilan etti; kral öldü! Taht odasına koşturan Alalu tahta kendisi kuruldu. Hakkı yada meclis kararı olmaksızın, kendini kral ilan etti. Ülkede birlik kaybolmuştu; bazıları Lahma’nın ölümüne sevindi, bazıları Alalu’nun ettiğine üzüldü. KRALLIK SAVAŞI DEVAM EDİYOR, ALALU KRAL OLUYOR Şimdi bu Alalu’nun krallığının ve Dünya’ya gidişin hikayesidir. Ülkede birlik kaybolmuştu, krallık konusunda pek çok kişi zarar görmüştü. Sarayda prensler çalkalanmakta, mecliste danışmanlar üzgündü. An’dan başlayarak tahta çıkmıştı ardıllar, babadan oğula sürmüştü bu; sekizinci olan Lahma bile evlat edinilmiş bir oğul ilan edilmişti. Alalu da kimdi? Yasal varis miydi, İlk Oğul muydu? Hangi hakla el koymuştu, kral katili değil miydi o? Yargılayan yedilerin huzuruna çağırıldı Alalu; kısmeti orada ele alınacaktı. Anşargal’e dayanır soyum, diye iddia etti yargıçların huzurunda. Atam onun bir cariyeden doğan oğluydu, adı Alam’dı. Şarlar hesabında Alam ilk oğul idi; taht ona aitti. Gebe kalan kraliçe onun haklarını bir kenara attı. Tohumun kanununu çıkarıverdi hiç yoktan, kendi oğluna krallık sağladı. Alam’ı krallıktan etti; onun yerine bunu oğluna bağışladı. Alam’ın süregelen soyundanım ben; Anşargal’ın tohumu benim içimde. Yargılayan yediler, Alalu’nun sözlerini dikkatle dinlediler. Meseleyi danışmanlar meclisine aktardılar ki, hakikat mi uydurma mı kesinleşsin. Kayıtlar evinden çıkartılan kraliyet yıllıkları getirilip büyük bir dikkatle okundu. İlk kraliyet çifti An ve Antu idi; üç oğulları vardı, hiç kızları olmamıştı. İlk oğul Anki idi; tahtta iken ölmüş ve çocuğu olmamıştı. Onun yerine ortanca oğul tahta çıkmıştı; Anib’di adı. Anşargal onun ilk oğluydu; tahta çıkmıştı. Onun ardından ilk oğulun tahta çıkması kuralı sürmedi; ardıllık kanununun yerini tohumun kanunu aldı. Bir cariyenin oğluydu ilk oğul; tohumun kanununa göre krallıktan mahrum edilmişti. Krallık Kişargal’in oğluna bahşedildi; kralın üvey kız kardeşiydi, işte buydu sebebi. Cariyenin oğlundan, ilk oğuldan söz etmiyordu yıllıklar. Onun soyundanım ben, diye haykırdı Alalu danışmanlara. Ardıllık kanununa göre krallık ona aitti; ardıllık kanununa göre krallık şimdi benim hakkım. Kuşkulu danışmanlar Alalu’dan bir hakikat yemini etmesini istediler. Alalu ölüsü dirisi üstüne yemin etti; meclis artık onu kral görmekteydi. Yaşlıları çağırdılar, prensleri topladılar; onların huzurunda kararı açıkladılar. Prensler arasında genç bir prens öne çıktı; krallık hakkında bir kaç şey söylemek istiyordu. Ardıllık yeniden gözden geçirilmeli, dedi toplananlara. Ne ilk oğul ne de bir kraliçeden doğan oğul olsamda saf bir tohumdan geliyorum. An’ın özü içimde korundu, hiç bir cariye onu sulandırmadı. Danışmanlar onun sözlerini hayretler içinde dinliyorlardı; genç prens toplananlara biraz daha yaklaştı. Ona adını sordular. Anu’dur; büyükbabam An’ın adı verilmiştir bana. Onun seceresini soruşturdular ve o da onlara An’ın üç oğlu olduğunu hatırlattı. Anki ilk oğuldu; oğlu veya kızı olamadan öldü. Anib, ortanca oğuldu; Anki’nin yerine tahta çıktı. Anib, küçük kardeşinin kızını eş almıştı; onlardan beridir süren soy yıllıklara kaydedilmişti. An ve Antu’dan, en saf tohumlardan birinden doğan bu en küçük oğul kimdi? Danışmanlar merakla birbirlerine baktılar. Enuru idi adı, diye bildirdi Anu onlara; o benim atamdı. Eşi Ninuru onun üvey kız kardeşiydi, oğlu ise ilk oğul; adını Enema koydular. Onun eşi de üvey kız kardeşiydi; tohum ve ardıllık kanunlarına göre Enema’ya bir oğul doğurdu. Nesiller işte bu saf soydan, kanuna ve tohuma göre kusursuz olan soydan geldiler. Ana babam bana atamız An’ın adını onurlandırarak Anu ismini verdiler; tahttan azledildik ama An’ın saf tohumundan azledilmedik! Pek çok danışman, kral Anu ola, diye bağrıştı. Alalu azledile! Diğerleri ise ihtiyatlı olalım dediler. Çekişmeyi önleyelim, birliği bozmayalım. Alalu’yu huzura çağırıp keşfedilenleri anlattılar. Alalu, prens Anu’ya kucaklayan kolunu uzattı ve Anu’ya şöyle dedi. Farklı evlatlardan gelse de soylarımız, tek bir atadan geliyoruz. Birlikte esenlik içinde yaşayalım ki bolluk bereket Nibiru’ya dönsün. Ben tahtta kalayım, sen de ardılım ol. Sonra meclise seslendi. Anu veliaht olsun, izin verinde ardılım olsun. ALALU DA BAŞARISIZ OLUR, ANU TAHTA GEÇER Oğlu kızımı eş alsın, ardıllık birleşsin. Anu meclisin önünde saygıyla eğilip toplananlara şunu açıkladı. Alalu’nun sakisi olacağım, bekleyen ardılı olacağım; oğullarımdan biri onun kızlarından birini gelin seçecek. Meclisin kararı buydu; kraliyet yıllıklarına böyle yazıldı. Alalu işte bu şekilde tahtta kaldı. Bilgeleri, alimleri ve komutanları toplayıp onlara danıştı; karar vermek için çok bilgi derledi. Gök sandalları inşa edile, diye karar verdi; dövülmüş bilezik dünyada sonra gelen bölümdeki asteroid kuşağı içinde altın aranacaktı. Sandallar parçalanıp ezildi dövülmüş bilezik içinde; hiçbiri geri dönmedi. Dehşet silahları Nibiru’nun derinliklerini kesip aça, yanardağlar tekrar patlaya, diye emretti gene. Göğe çıkan arabalar dehşet silahlarıyla donatıldı; göklerden atılan dehşet füzeleri yanardağlara çarptı. Büyük parıltılar gök gürültüleriyle patladıklarında dağlar sallandı, vadiler titredi. Ülkede pek çoktu sevinenler; bolluk bereket beklentisi vardı. Sarayda Anu, Alalu’nun sakisiydi. Alalu’nun ayaklarına kapanmakta, içki kadehini Alalu’nun eline vermekteydi. Alalu kraldı; Anu’ya bir hizmetkar gibi davranıyordu. Ülkede azaldı sevinenler, yağmurlar hala gelmemiş, rüzgar sertleşir olmuştu. Yanardağların püskürmeleri çoğalmadı, atmosferdeki gedik kapanmadı. Göklerde Nibiru turlayarak rotasında devam etti; turdan tura sıcaklık ve soğukluk giderek dayanılmaz oldu. Nibiru halkı krallarına hürmet etmez oldular, rahatlama sağlayacağına sefil etmişti onları. Alalu tahtında kaldı. Prensler arasında önde geleni, güçlü ve bilge Anu onun huzurunda duruyordu. Alalu’nun ayaklarına kapanıyor, içki kadehini Alalu’nun eline veriyordu. Dokuz sayılan dönem boyunca Alalu, Nibiru’da kral oldu. Dokuzuncu şar da Anu, Alalu’ya savaş açtı. Çıplak, silahsız, yumruk yumruğa meydan okudu Alalu’ya. Kazanan kral olsun, dedi Anu. Meydanın ortasında birbirleriyle boğuştular; kapıların söveleri ve duvarlar sallandı. Alalu diz büktü; yüz üstü yere kapaklandı. Alalu bu dövüşten yenik çıktı; Anu alkışlanarak kral ilan edildi. Anu konvoy eşliğinde saraya götürülürken; Alalu saraya dönmedi. Kalabalıkların arasından gizlice uzaklaştı; Kendisinin sebep ölümüne sebep olduğu Lahma gibi ölmekten korkuyordu. Hiç kimsenin haberi olmaksızın, gök arabalarının yerine seğirtti hızla. Füze fırlatan bir arabaya tırmandı Alalu ve kapağını ardından kapadı. Ön kısımdaki odaya girdi ve komutanın yerine yerleşti. Yolu göstereni aydınlattı; odaya mavimsi bir pırıltı dolarken ateş taşlarını karıştırdı; uğultuları bir müzik gibi büyüleyiciydi. Arabanın büyük fişeğini canlandırdı; kırmızımsı bir parlaklık yaymaktaydı. Hiç kimsenin haberi olmaksızın, Alalu gök geminin içinde Nibiru’dan kaçtı. Alalu rotasını kar renkli Dünya’ya çevirdi, başlangıca ait bir sır sebebiyle seçmişti bu hedefi. DOC olarak indir
Sümer Tanrılarının Soyağacı Anunnakiler Bu tanrılar orijinal Sümer biçimlerinde veya daha sonraki Akkad, Babil veya Asur biçimlerinde adlandırılmış ve art arda sıralanmıştır Liste yüzlerce isim göstermektedir. İlgili liste ve makaleyi okumak için TIKLA Başlıklar Listelenmiştir. Tamamını Okumak İçin TIKLA TANRILARIN KENDİ İÇ SAVAŞI UĞRUNA DÜNYADA NÜKLEER VE KİMYASAL SİLAH KULLANMASI, ANCAK RÜZGARIN HESAPLANAMAMASI NÜKLEER VE KİMYASAL SALDIRI ASLINDA MARDUK’A KARŞI YAPILIYOR, MECLİS BU YÖNDE KARAR ALIYOR ANU SON KARARI VERİYOR DEHŞET SİLAHLARI KULLANILSIN TANRILARIN GEZEGENİ NİBİRU ANNUNAKİLER’İN KENDİ GEZEGENLERİNDEKİ TARİHLERİ NİBİRU’DA GEZEGEN SAVAŞI VE BARIŞIN SAĞLANMASI NİBİRU’DA KRALLIK KURULUYOR KRALLIKTA ARDILLIK KURALLARINDA KAFALAR KARIŞIYOR. BİR YANDAN DA NİBİRU TEKNOLOJİK GELİŞİM GÖSTERİYOR. NİBURU’NUN İKLİMİ DEĞİŞİYOR, ATMOSFER ZARAR GÖRÜYOR VE KURTULUŞ ÇARESİ DİĞER GEZEGENLERDE ARANIYOR DÜNYA KEŞFEDİLİYOR ve NİBİRU’NUN ATMOSFERİ HER GEÇEN GÜN KÖTÜLEŞİYOR ATMOSFERİ KURTARMANIN ÇARESİ ALTIN TOZLARI DENİLİYOR LAHMA İŞİ KADERE BIRAKIYOR, TEPKİLER ARTIYOR, İSYAN BAŞLIYOR NİBİRU DA KRALLIK SAVAŞI DEVAM EDİYOR, ALALU KRAL OLUYOR ALALU DA BAŞARISIZ OLUR, ANU TAHTA GEÇER ALALU GEMİSİYLE DÜNYA’YA KAÇIYOR Sümer Yaratılış Tabletleri 2 Başlıklar Listelenmiştir. Tamamını Okumak İçin TIKLA DEVRİK KRAL ALALU DÜNYA’YA GİDİYOR ALALU GÜNEŞ SİSTEMİNE GİRİYOR ALALU ASTEROİD KUŞAĞINA ULAŞIYOR ALALU DÜNYA’YA ULAŞMAYI BAŞARIYOR GÜNEŞ SİSTEMİNİN YARATILIŞ HİKAYESİ NİBİRU GEZEGENİ ORTAYA ÇIKIYOR NİBİRU GEZEGENİ TİAMAT GEZEGENİNE DOĞRU GÜNEŞ SİSTEMİNE ÇEKİLİYOR GÖKSEL SAVAŞ BAŞLIYOR SAVAŞI NİBİRU KAZANIYOR TİAMAT NİBİRU TARAFINDAN PARÇALANIYOR KALICI YÖRÜNGELER OLUŞUYOR ALALU DÜNYAYI KEŞFE ÇIKIYOR ALALU ALTIN ARAMAYA BAŞLIYOR ALALU ALTIN BULDUĞUNU NİBİRU GEZEGENİNE BİLDİRİYOR Sümer Yaratılış Tabletleri 3 Başlıklar Listelenmiştir. Tamamını Okumak İçin TIKLA ALALU NİBİRU GEZEGENİ İLE TEMASA GEÇİYOR ALALU ANU’NUN YERİNE GEÇMEK İSTİYOR NİBURU’DAKİLER ALALU’DAN KANIT İSTİYOR EA DÜNYA’YA GİTMEYİ ÖNERİYOR KONSEY ÖNERİYİ KABUL EDİYOR EA YOLA ÇIKIYOR UZAY GEMİSİ DÜNYA’YA DOĞRU YOLA ÇIKIYOR UZAY GEMİSİ DÖVÜLMÜŞ BİLEZİK’E ULAŞIYOR EKİP ASTEROİD KUŞAĞINI GEÇMEYİ BAŞARIYOR VE MARS’A İNİYOR NİBİRU’LULAR DÜNYA’YA ULAŞIYOR GEMİ OKYANUSA İNİYOR NİBİRU’LULAR MEZOPOTAMYA’YA AYAK BASIYOR MEZOPOTAMYA’DA ARAŞTIRMALAR BAŞLIYOR KISA DÜNYA GÜNLERİ NİBİRU’LULARI KORKUTUYOR HER GÜN YENİ BİR ARAŞTIRMA YEDİNCİ GÜN DİNLENME EMRİ VERİLİYOR DÜNYA’DA ALTIN ARAYIŞI BAŞLIYOR AY TAKVİMİ UYGULANMAYA BAŞLANIYOR, MEVSİMLER TANIMLANIYOR OKYANUS SULARINDAN ALTIN ARANIYOR, TAHAMMÜL AZALIYOR ALALU’NUN ARABASINDAKİ FÜZELER SÖKÜLÜP SAKLANIYOR ABGAL NİBİRU’YA GİDECEK GEMİYİ KOMUTA EDİYOR Sümer Yaratılış Tabletleri 4 Başlıklar Listelenmiştir. Tamamını Okumak İçin TIKLA ALALU’NUN GEMİSİ NİBİRU’YA GİDİYOR ANU ABGAL’I KARŞILIYOR, ALTIN TOZLARI İŞE YARIYOR. ABGAL DAHA ÇOK ALTIN İÇİN DÜNYA’YA DÖNÜYOR EA NASIL DAHA ÇOK ALTIN BULACAĞINI DÜŞÜNÜYOR EA ALTININ AFRİKA’DA, TOPRAK ALTINDA OLDUĞUNU KEŞFEDİYOR ANU ENLİL’İ DE DÜNYA’YA GÖNDERİYOR ENLİL DÜNYA’DA KOMUTAYI ELE ALIYOR ENLİL DAHA ÇOK ŞEHİR VE HAVA LİMANI PLANLIYOR ANU DÜNYA’DAKİ PLANLAR ÜZERİNE SON KARARI VERMEK İÇİN DÜNYA’YA GELİYOR ANU DÜNYA’YI GEZEREK GÖZLEMLİYOR ANU GÖREV DAĞITIMI YAPIYOR ANU ZAR ATARAK GÖREV DAĞITIMI ÖNERİYOR ALALU VE ANU GÜREŞİYOR ALALU ANU’NUN HAYALARINI ISIRIP KOPARTIYOR ALALU YARGILANIYOR ALALU KONUŞUYOR ANU KONUŞUYOR KARAR VERİLİYOR, ALALU MARS’A SÜRÜLÜYOR ANU NİBİRU’YA DÖNÜYOR, ÖNCE MARS’A GİDİYORLAR ANZU MARS’TA ALALU İLE BERABER KALACAĞINI SÖYLÜYOR ANU ANZU’YU ÖDÜLLENDİRİYOR DÜNYA’DA VE MARS’DA TESİSLERİN KURULMASINA BAŞLANIYOR DÜNYA’DA Kİ KAHRAMANLARIN İHTİYAÇLARI, UZAY ÜSSÜNÜN NEREYE KURULACAĞI GİBİ SORUNLARA ÇÖZÜM BULUNUYOR ENLİL LÜBNAN’A UZAY ÜSSÜ VE KENDİNE MESKEN KURUYOR NİBİRU’DAN SÜREKLİ TAKVİYE İNSAN VE TEKNİK DESTEK GELİYOR. ANA TANRIÇA NİNNAH DÜNYA’YA GELİYOR. ALALU ÖLÜMSÜZLEŞTİRİLİYOR, ANZU MARS’A LİDER OLUYOR Sümer Yaratılış Tabletleri 5 Başlıklar Listelenmiştir. Tamamını Okumak İçin TIKLA NİNMAH DÜNYA’YA GELİYOR NİNMAH ŞİFA BİTKİSİNİN TOHUMLARINI GETİRİYOR ENLİL VE NİNMAH LÜBNAN’DAKİ İNİŞ YERİNE GİDİYOR TOHUMLAR BAALBEK’E EKİLİYOR ENLİL KURULACAK ŞEHİRLERİN PLANLARINI GÖSTERİYOR ENKİ DE ABZU’DA AFRİKA’NIN GÜNEYDOĞUSU ÇALIŞMALARINA DEVAM EDİYOR MADEN ÇIKARILMASI İÇİN GEREKLİ TESİSLER KURULUYOR ŞEHİRLER KURULUYOR, DÜNYA VE LAHMU’DA HUMMALI ÇALIŞMA SÜRÜYOR ANU’DAN MESAJ GELİYOR ENLİL, ENKİ, NİNMAH AŞK ÜÇGENİ DÜNYA’DA ENLİL BİR KIZLA AŞK YAŞIYOR ENLİL SÜRGÜNE GÖNDERİLİYOR SUD ENLİL’İ EŞ OLARAK KABUL EDİNCE ENLİL AFFEDİLİYOR ENKİ’İN BİR TÜRLÜ OĞLU OLMUYOR NİNMAH LANET OKUYOR ENKİ EŞİ DAMKİNA’YI DÜNYA’YA ÇAĞIRIYOR ENLİL’DE OĞLUNU DÜNYAYA ÇAĞIRIYOR ALTINI TAŞIMAK İÇİN DÜZEN KURULUYOR İGİGİLER İSYAN EDİYOR ANZU TABLETLERİ ÇALIYOR ENLİL VE ENKİ BUNA ÇOK KIZIYOR NİNURTA ANZU İLE SAVAŞIYOR NİNURTA ANZU’YU YENİYOR ANZU YARGILANIYOR ANZU LAHMU’YA GÖMÜLÜYOR İGİGLERİN YÜKÜNÜ HAFİFLETMEK İÇİN DÜŞÜNÜLÜYOR VE MARDUK LAHMU’YA KOMUTAN YAPILIYOR. EDİN’DE METAL ŞEHRİ BAD-TİBİRA KURULUYOR ENKİ DÜNYADAKİ CANLILARI İNCELİYOR İGİGLER TEKRAR İSYAN EDİYORLAR İGİGLER ENLİL’İN EVİNİ KUŞATIYORLAR ENLİL VE ENKİ ANU’YA DANIŞIYOR ENKİ İLK İNSANI YARATMAYI TEKLİF EDİYOR Sümer Yaratılış Tabletleri 6 Başlıklar Listelenmiştir. Tamamını Okumak İçin TIKLA ENKİ İLKEL İNSANI OLUŞTURMAK İÇİN AFRİKA DA BULDUĞU MAYMUN TÜRÜNÜ ANLATIYOR ENKİ DİĞER ANUNNAKİLERİ YAŞAM EVİ DEDİKLERİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA MERKEZİNE GÖTÜRÜYOR. ENKİ MAYMUN KROMOZOMLARI ÜZERİNE KENDİ KROMOZOMLARINI KOYDUKLARINDA İLKEL İŞÇİNİN YARATILACAĞINI SÖYLÜYOR ENLİL BU FİKRE KARŞI ÇIKIYOR ENLİL’İ İKNA ETMEK İÇİN ENKİ VE NİNMAH UĞRAŞIYOR TARTIŞMA ANLAŞMAZLIKLA SONUÇLANIYOR. KONU ANU’YA GÖTÜRÜLÜYOR ANU VE NİBİRU MECLİSİ YARATIĞIN OLUŞTURULMASINI ONAYLIYOR ENKİ NİNMAH’IN KENDİSİNE YARDIMCI OLMASINI İSTİYOR İSYANCILAR GÖREVİNE DÖNÜYOR, İNSAN YARATMA ÇALIŞMALARI BAŞLIYOR NİNMAH VE ENKİ DENEYLER YAPIYOR SEZERYANLA İLK BEBEK DOĞUYOR BU BEBEK İLKEL İŞÇİ ÖZELLİKLRİNİ TAŞIMIYOR BIKMADAN DENEMEYE DEVAM EDİYORLAR BİÇİMLENDİRİCİ KABIN DÜNYA’NIN ÇAMURUNDAN OLMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORLAR KİLDEN YAPILMA KAPTAN İLK İNSAN DOĞUYOR BU İNSAN DA EKSİK BULUNUYOR, YUMURTA ANUNNAKİLERİN RAHMİNE YERLEŞTİRİLMELİ DENİLİYOR NİNMAH TAŞIYICI ANNE OLMAYI KABUL EDİYOR NİNMAH ÇOCUĞU DOĞURUYOR YENİDOĞANIN BAŞARILI BİR DENEY ÜRÜNÜ OLDUĞU GÖRÜLÜYOR DÜNYALININ SÜNNET DERİSİ OLDUĞU FARKEDİLİYOR YARI DÜNYALI BEBEĞİ NİNMAH EMZİRİYOR, ADI ADAMU KONULUYOR DİĞER TAŞIYICI ANNELER ŞİFACI KADINLARDAN SEÇİLİYOR ADAMU’NUN TOHUMU VE DÜNYALI DİŞİNİN YUMURTASINDAN OLUŞAN ZİGOT ANUNNAKİLİ KADINLARIN RAHİMLERİNE YERLEŞTİRİLİYOR KAN VAR KANDAN İÇERİ, CAN VAR CANDAN İÇERİ YEDİ ERKEK DOĞUYOR İNSANOĞLUNUN DİŞİLERİNİ DE YARATMAYA!! KARAR VERİYORLAR DİŞİYİ NİNKİ’NİN RAHMİNDE YARATMAYA KARAR VERİYORLAR BEBEĞİ SEZERYANLA ALIYORLAR TİAMAT YEDİ DİŞİ DAHA YARATILIYOR ADAMU VE TİAMAT TİAMAT EDİN ADEN ŞEHRİNE, CENNETE!!!!! GÖTÜRÜLÜYOR ABZU’DAKİ YEDİ DİŞİ KISIR ÇIKIYOR KISIRLIĞIN NEDENİ ARAŞTIRILIYOR DİŞİLERDE VE ERKEKLERDE ÜREME GENİNİN OLMADIĞI ANLAŞILIYOR ARTIK ADAMU VE TİAMAT CİNSELLİĞİNİ BİLİYORLAR ENLİL ADAMU VE TİAMAT’I CİNSEL ORGANLARINI ÖNLÜKLE ÖRTMÜŞ OLARAK GÖRÜR Sümer Yaratılış Tabletleri 7 Başlıklar Listelenmiştir. Tamamını Okumak İçin TIKLA Ti-Amat Havva, Afrika’da Yani Cennetinde Doğuruyor İlkel İşçiler Çalışmaya Hazır Anunnakiler de Dünya’da Kendi Aralarında Çoğalıyorlar Anunnakiler Nibiru’nun Güneş Sisteminde Sorun Yaratacağını Farkediyorlar Nibiru’nun Çekim Etkisi Lahmu Mars Başta Olmak Üzere Tüm Güneş Sistemini Etkiliyor Nibiru’dakiler de Çaresiz Kalıyor. Nibiru Güneş Sistemine Giriyor Nibiru, Venüs ve Merkür’ün Yörüngesini Değiştiriyor Nibiru Bir Kuyruklu Yıldızı Güneş Sistemine Çekiyor Ay, Mars ve Dünya Zarar Görüyor Dünya’nın Gördüğü Zarar Araştırılıyor, Mars Atmosferini Kaybediyor Aktarma İstasyonu Mars’tan Dünya’ya Alınıyor Mars’taki Üs Dünya’ya Bad-Tibira’ya Taşınıyor Enki ve Marduk, Ay’a Gidiyor Ay Aktarma İstasyonu Olmak İçin Uygun Bulunmuyor Ay’da Güneş Sistemi ve Zaman Hesapları Üzerine Araştırma Yapıyorlar Takımyıldızlar, Geçiş Yolları İsimlendiriliyor Marduk Babasına Sitem Eder ve Ezildiğini Söyler Enki ve Marduk Dünya’ya Dönmekte Gecikiyor Aktarma İstasyonu Dünya’ya Kuruluyor, Komutanı Utu Şamaş Oluyor Anu Dünya’ya Geliyor Abzu’daki İlkel İşçiler Sümer Diyarına Da İsteniyor Ninurta, Abzu’dan Dünyalıları Kaçırıp Edin’e Getiriyor Edin’de Dünyalılar Çoğalınca Yiyecek Yetmiyor Enki, Uygar İnsanı Oluşturmayı Planlıyor Bir Kez Daha Anunnaki Tohumu Uygar İnsan’ın Oluşumu İçin Gerekiyor. Enki İki Dünyalı Dişiyi Döllüyor Dünyalı Dişiler Doğuruyor Enki Bu Çocukları Evine Getiriyor Nibiru’dan Hayvan ve Bitki Tohumları Getiriliyor Adapa ve Titi’nin Çocukları Oluyor Anu, Adapa’yı Nibiru’ya Çağırıyor Sümer Yaratılış Tabletleri 8 Başlıklar Listelenmiştir. Tamamını Okumak İçin TIKLA ANU ADAPA’YI NİBİRU’YA İSTİYOR. KİMSE MEMNUN OLMUYOR ENLİL VE ENKİ ÇOCUKLARINI DA NİBİRU’YA GÖNDERİYOR VEZİR İLABRAT DÜNYALILARI ALMAYA GELİYOR ENKİ ADAPA’YI NİBİRU’DA İKSİR İÇMEMESİ İÇİN TEMBİHLİYOR ENKİ GİZLİCE ANU’YA VERMEK ÜZERE NİNGİŞZİDDA’YA BİR TABLET VERİYOR UZAY GEMİSİ YOLA ÇIKIYOR, ADAPA KORKUYOR NİBİRU’DA MERAKLA KARŞILANIYORLAR SOFRADA ADAPA VERİLENLERİ YEMİYOR, İÇMİYOR NİNGİŞZİDDA ENKİ’NİN GÖNDERDİĞİ TABLETİ ANU’YA VERİYOR ANU ENKİ’NİN UYARISINI DİKKATE ALIYOR ADAPA DÜNYA’YA GERİ GÖNDERİLİYOR UZAY GEMİSİNE NİBİRU BİTKİ TOHUMLARI DA YÜKLENİYOR, NİNGİŞZİDDA ADAPA’YA GÜNEŞ SİSTEMİNİ ANLATIYOR NİNGİŞZİDDA NİBİRU’DA OLANLARI ANLATIYOR ENLİL ENKİ’YE KIZIYOR DÜNYALILARIN EĞİTİMİ BAŞLIYOR ABAEL ve KA-İN HİKAYESİ GENETİK KLONLAMA BAŞLIYOR ABAEL ve KA-İN ARASINDAKİ KISKANÇLIK ABAEL’İN KA-İN TARAFINDAN ÖLDÜRÜLMESİ ADAPA VE TİTİ OLAY YERİNE GİDİYOR ABAEL ANUNNAKİ TÖRESİNE GÖRE GÖMÜLÜYOR, KAİN YARGILANIYOR ENKİ HABİL VE KABİL’İN KENDİ SOYUNDAN OLDUĞUNU MARDUK’A AÇIKLIYOR KA-İN UZAK DİYARLARA SÜRÜLÜYOR, KÖSE YAPILIYOR ANUNNAKİLER YETİŞTİRECEKLERİ YENİ UYGAR İNSANA İHTİYAÇ DUYUYOR VE ŞİT DOĞUYOR ENŞİ DOĞUYOR VE TANRILARA TAPINMA BAŞLIYOR. OĞLU KUNİN METAL İŞİNDE UZMANLAŞIYOR KUNİN’İN MALALU İSİMLİ OĞLU MÜZİK ÜSTADI OLUYOR MALALU’NUN OĞLU İRİD SU KONUSUNDA ÜSTAD OLUYOR İGİGİLER GÖREVLERİNİ AKSATIP DÜNYA’YLA İLGİLENİYOR İRİD’İN OĞLU ENKİ-ME DOĞUYOR, GÖKSEL SIRLARI ÖĞRENİYOR ENKİ-ME’NİN MATUŞAL Metuşael İSİMLİ OĞLU DOĞUYOR. MARS’TA YAŞIYOR. ENKİ-ME KAYIT DEFTERİ TUTUYORVE OĞLU MATUŞAL’A VERİYOR MATUŞAL’IN OĞLU LU-MAH DOĞUYOR, ADAPA ÖLÜYOR ADAPA ÖLÜM DÖŞEĞİNDE KAİN’İ GÖRMEK İSTİYOR ADAPA KEHANETTE BULUNUYOR Sümer Yaratılış Tabletleri 9 Başlıklar Listelenmiştir. Tamamını Okumak İçin TIKLA TANRI OĞULLARI İNSAN KIZLARIYLA EVLENMEYE BAŞLADILAR TUFAN GELİYOR LİDERLER NE KADAR HIZLI YAŞLANDIKLARINI KONUŞUYORLAR MARDUK YİNE BABASINA SİTEM EDİYOR MARDUK BİR DÜNYALI İLE EVLENMEK İSTİYOR MARDUK DÜNYA’DAKİ VE NİBİRU’DA Kİ HAKLARINDAN VAZGEÇİYOR AMA DÜNYA’DA KRAL OLMAK İSTİYOR ENLİL VE NİNMAH EVLİLİĞE KARŞI ÇIKIYOR, ANU’YA DANIŞILIYOR ANU MARDUK’A EVLENME İZNİ VERİYOR ENLİL MARDUK’U EDİN’DE İSTEMİYOR ENKİ MARDUK’A MISIR’I VERMEYİ TEKLİF EDİYOR DÜĞÜN HAZIRLIKLARI BAŞLIYOR İGİGİLER KIZ KAÇIRMAK İÇİN DÜNYA’YA GELİYOR KIZLARI KAÇIRAN İGİGİLER EVLİLİKLERİNE İZİN VERİLMESİNİ İSTİYOR MARDUK İGİGİLERİ MISIR’A ÇAĞIRIYOR MARDUK’UN GÜCÜNÜ ARTIRMASINDAN KORKAN ENLİL KA-İN’İN SOYUNU GÜÇ OLARAK KULLANIYOR ENKİ LU-MAH’IN LEMEK EŞİNİ BATANAŞ’I DA DÖLLÜYOR LU-MAH YENİDOĞANIN DÜNYALILARA BENZEMEDİĞİNİ GÖRÜR BATANAŞ OĞLANIN LU-MAH’TAN OLDUĞUNU SÖYLÜYOR YENİDOĞANIN ADI ZİUSUDRA NUH KONULUYOR TUFANA DOĞRU GİDERKEN ZİUSUDRA NUH EVLENİR VE ÜÇ OĞLU OLUR DÜNYALILARIN HER YERDE SEKS YAPMASI VE BAĞRIŞMALARI ENLİL’İ RAHATSIZ EDİYOR ENLİL DÜNYALILARA YARDIMA İZİN VERMİYOR ZİUSUDRA ENKİ’DEN YARDIM İSTİYOR NİBİRU GÜNEŞ SİSTEMİNİN DENGESİNİ ALT ÜST EDİYOR, TUFAN YAKLAŞIYOR ANTARKTİKA ERİMEYE BAŞLIYOR NİBİRU’DAKİ BİLİM ADAMLARI TUFANI HABER VERİYOR DÜNYA’DA VE LAHMU’DA BOŞALTMA İŞLEMİNE BAŞLANIYOR SAHNEYE GALZU ÇIKIYOR GALZU NİBİRU’YA DÖNENLERİN UYUM SAĞLAYAMAYIP ÖLECEĞİNİ SÖYLÜYOR GALZU ÜÇ LİDERİN DÜNYA’DAN NİBİRU’YA DÖNERSE ÖLECEĞİNİ SÖYLÜYOR ENLİL DURUMU TÜM ANUNNAKİLERE AÇIKLIYOR HERKES SEÇİMİNİ YAPIYOR DÜNYALILARIN KADERİ KONUSUNDA ENLİL VE ENKİ KAVGA EDİYORLAR ENLİL DÜNYALILARI KURTARMAYACAKLARINA DAİR HERKESTEN YEMİN İSTİYOR TAHLİYE İŞLEMİNE BAŞLANIYOR MARDUK İGİGİLERLE KONUŞUYOR KAYIT TABLETLERİ İLERDE BULUNSUN DİYE DÜNYA’NIN DERİNLİKLERİNE GÖMÜLÜYOR ENKİ NİNMAH’A DÜNYA’DA YAŞAYAN CANLILARIN TOHUMLARINI TOPLAYIP KORUMAYA ALMAYI VE SONRA TEKRAR ÇOĞALTMAYI TEKLİF EDİYOR Sümer Yaratılış Tabletleri 10 Başlıklar Listelenmiştir. Tamamını Okumak İçin TIKLA ENKİ RÜYASINDA GALZU’YU GÖRÜYOR. GALZU ZİUSUDRA’YA GEMİ İNŞA ETTİRT DİYOR GALZU’YU BULAMAYAN ENKİ ZİUSUDRA İLE KONUŞMAYA GİDİYOR ENKİ ZİUSUDRA’YA YAPACAĞI GEMİYİ TARİF EDİYOR GEMİYİ SÜRECEK ANUNNAKİ BİLE AYARLANIYOR ENKİ ZİUSUDRA’YA KASABA HALKINA NE SÖYLEYECEĞİNİ DE SÖYLÜYOR GEMİ YAPIMINA BAŞLANIYOR NİNAGAL GEMİYİ KULLANMAK İÇİN DÜNYA CANLILARININ YAŞAM ÖZLERİ VARDIR. TUFAN BAŞLIYOR, ANUNNAKİLER KAÇIYOR GEMİNİN KAPAĞINI KAPATIYORLAR, GEMİ KADERİNE YOLCULUK YAPIYOR TUFAN HER ŞEYİ YUTUYOR ANUNNAKİLER TUFANI İZLİYOR TUFAN YEDİ GÜN SONRA BİTİYOR NİNAGAL GEMİYİ YÖNLENDİRİYOR, GEMİDEN ÇIKIYORLAR ENLİL VE ENKİ DE DAĞA İNİYORLAR ENLİL ÇILGINA DÖNÜYOR. ENKİ İLE KAVGA EDİYOR ENLİL YUMUŞUYOR VE İNSANOĞLUNU KUTSUYOR ANUNNAKİLER DÜNYA’YA DÖNÜYOR VE İMAR PLANI YAPIYORLAR YARATILIŞ ODASINDA YİYECEK TOHUMLARI ARIYORLAR YİYECEK ÜRETİMİ İÇİN İŞBÖLÜMÜ YAPILIYOR ENKİ YAŞAM ÖZLERİNİ GÖSTERİYOR ONARIM DEVAM EDİYOR NİBİRU’DA FELAKETTEN NASİBİNİ ALIYOR, ATMOSFER YIRTILDIĞI İÇİN YİNE ALTINA İHTİYAÇ DOĞUYOR NİNURTA GÜNEY AMERİKA’DA ALTIN BULUYOR KA-İN’İN SOYUNA ALTIN TOPLATIYORLAR GÜNEY AMERİKA’YA UZAY GEMİSİ ÜSSÜ KURUYORLAR ALTIN ŞEHRİNE NİNGİŞZİDDA’NIN HEYKELİNİ DİKİYORLAR GÖKSEL ARABALAR YERİNE UTU KOMUTAN OLUYOR ERK SAVAŞI ANUNNAKİLERİ BİRİBİRİNE DÜŞÜRÜR ANUNNAKİLER DÜNYA’YI ARALARINDA PAYLAŞIRLAR Sümer Yaratılış Tabletleri 11 Başlıklar Listelenmiştir. Tamamını Okumak İçin TIKLA ANUNNAKİLER YAŞAMI ESKİ HALİNE DÖNDÜRÜYOR MARDUK’UN OĞULLARI ASAR VE SATU REKABET VE KAVGA EDİYOR ANUNNAKİLERİN ÇEVİRDİĞİ DOLAPLARA İNSANLARINKİ DE EKLENİYOR . KORKUNÇ SARAY ENTRİKALARI VE CİNAYETLER BAŞLIYOR ASAR ÖLDÜRÜLÜYOR ASTA MARDUK’UN TOHUMUNU İSTİYOR ENKİ ASTA’YA ÖLDÜREN KARDEŞ İLE EVLENMESİNİ ÖNERİYOR ASTA ASAR’IN TOHUMUYLA KENDİNİ DÖLLÜYOR SATU İKTİDAR PEŞİNDE ASAR’IN OĞLU HORON YETİŞİYOR HORON SATU’YA MEYDAN OKUYOR HORON YENİLİYOR NİNGİŞZİDDA HORON’A YARDIM EDİYOR SATU YENİLİYOR VELİAHT HORON OLUYOR ENLİL DURUMU OĞULLARIYLA DEĞERLENDİRİYOR ENLİL GÜNEY AMERİKA’YA GÖK-YER TESİSİ KURALIM DİYOR DUMUZİ VE İNANNA BİRBİRİNE AŞIK OLUYOR AŞKLARINI AİLELERİNE AÇIYORLAR MARDUK AŞIKLARI KISKANIYOR İNANNA KRALİÇELİK HAYALİNİ GESTİNANNA’YA ANLATIYOR MARDUK VE GESTİNANNA DUMUZİ’Yİ TUZAĞA DÜŞÜRÜYOR GESTİNANNA İLE CİNSEL İLİŞKİYE GİREN DUMUZİ RÜYASINDA ÖLDÜRÜLECEĞİNİ GÖRÜYOR GESTİNNA MARDUK’UN DUMUZİ’Yİ ÖLDÜRECEĞİNİ SÖYLÜYOR DUMUZİ YARDIM İSTİYOR, KAÇARKEN ÖLÜYOR ENKİ AĞIT YAKIYOR İNANNA ABZU’YA DOĞRU YOLA ÇIKIYOR VE EREŞKİGAL’İN YANINA GELİYOR. EREŞKİGAL ONDAN ŞÜPHELENİYOR İNANNA BİYOLOJİK SİLAHLA ÖLÜME TERK EDİLİYOR. ENKİ İNANNAYI KURTARMAK İÇİN ROBOT YAPIYOR ÖLÜMDEN DÖNEN İNANNA DUMUZİ’NİN CESEDİNİ DE YANINA ALIYOR İNANNA MARDUK’UN ÖLMESİNİ İSTİYOR ENLİL’İN KLANI MARDUK’UN CEZALANDIRILMASINI İSTİYOR ENLİL KLANI İLE ENKİ KLANI ARASINDA ÇATIŞMA BAŞLIYOR MARDUK YENİLİYOR MARDUK PİRAMİTİN İÇİNDE ÖLMEKTEN KURTARILIYOR NİNHARSAĞ NİNMAH TARAFLARI UZLAŞTIRIYOR MARDUK PİRAMİTTEN ÇIKARILIYOR NİNURTA PİRAMİTTEKİ KADER TAŞINI ALIYOR NİNURTA SİNA YARIMADASININ HAKİMİ OLUYOR TOPRAKLAR SAVAŞ SONRASI YENİDEN PAYLAŞTIRILIYOR İNANNA’DA TOPRAK TALEP EDİYOR Sümer Yaratılış Tabletleri 12 Başlıklar Listelenmiştir. Tamamını Okumak İçin TIKLA ANU DÜNYA’YA GELMEYE KARAR VERİYOR, İNSANLAR MEZOPOTAMYAYA TEKRAR YERLEŞİYOR ENKİ KENDİNE MEZOPOTAMYA’DA YENİ BİR MALİKANE YAPTIRIYOR ENLİL’DE YENİ NİBRU-Kİ ŞEHRİNİ KURUYOR ANU İÇİN UNUG-Kİ ŞEHRİ KURULUYOR ANU DÜNYA’YA GELİYOR ANU KRALLAR GİBİ AĞIRLANIYOR ANU OLAN BİTENİ ÖĞRENİYOR ANUNNAKİLER İNSANLARA UYGARLIĞI ÖĞRETMEYE KARAR VERİYOR. DÖRT BÖLGE KURULUYOR ANU MARDUK’U GÖRMEK İSTİYOR ENLİL ENKİ’Yİ ŞİKAYET EDİYOR ANU UNUG-Kİ’Yİ İNANNA’YA BAĞIŞLIYOR ANU GÜNEY AMERİKA’YA GİDİYOR TUNÇ KEŞFEDİLİYOR ANU MARDUK’LA KONUŞUYOR VE AFFEDİYOR ANU NİBİRU’YA DÖNÜYOR MARDUK YİNE SORUN ÇIKARIYOR AY YILINDAN GÜNEŞ YILINA GEÇİLİYOR ANUNNAKİLERE TAPINMA BAŞLIYOR İLK İNSAN KRALLIĞI KİŞİ’DE KURULUYOR UYGARLIĞIN BEŞİĞİ KİŞİ İNANNA ENKİ’DEN ME TABLETLERİNİ ÇALIYOR YAKALANAN İNANNA TUTSAK ALINIYOR ENLİL İNANNA’YI KURTARIYOR MARDUK BABİL KULESİNİ KURUYOR ENLİL BABİL KULESİNİ YIKIYOR ENLİL İNSANLARIN DİLLERİNİ KARIŞTIRIYOR İNANNA’NIN KENTİ URUG-Kİ KRALLIĞI ALIYOR MARDUK İKİNCİ BÖLGEDEN NİNGİŞZİDDA’YI KOVUYOR ENKİ NİNGİŞZİDDA’YA KAVGA UZAMASIN, SEN AYRIL DİYOR ANUNNAKİLER ÜNLÜ MISIR TANRILARI OLUYOR ÜNLÜ MISIR UYGARLIĞI DOĞUYOR İNANNA İÇİN ÜÇÜNCÜ BÖLGE KURULUYOR UNUG-Kİ VE ARATTA KRALLARI SORUN YAŞIYOR KRALLAR BİRBİRİNİN DİLİNİ ANLAMIYOR ÜÇÜNCÜ BÖLGE DİLLER FARKLI OLDUĞU İÇİN GELİŞEMİYOR Sümer Yaratılış Tabletleri 13 Başlıklar Listelenmiştir. Tamamını Okumak İçin TIKLA İNANNA BÖLGESİYLE İLGİLENMİYOR BİR FELAKET YAVAŞ YAVAŞ GELİYORUM DİYOR İNANNA BİR SEKS CANAVARINA DÖNÜŞÜYOR İNANNA BANDA’YI DUMUZİ YERİNE KOYUYOR İNANNA ÖLÜMSÜZLÜK VERDİĞİNE İNANIYOR ÜNLÜ GILGAMIŞ!!!! NİNSUN NİBİRU’YA GİTMESİ İÇİN UTU’YA YALVARIYOR ENKİDU İNİŞ YERİNE YOLCULUK BAŞLIYOR GILGAMIŞ BU SEFER TİLMUN’A İLE KARŞILAŞIYOR. ZİUSUDRA UZUN YAŞAM SIRRINI ANLATIYOR. GILGAMIŞ ÖLÜMLÜ OLMAYA RAZI OLUYOR ŞİMDİDE MARDUK KENDİNİ TANRI İLAN EDİYOR MARDUK MISIRLILARA DİĞER ÜLKELERİ FETİH EMRİ VERİYOR ARDUK DÜNYA’YI BEN YÖNETECEĞİM DİYOR NANNAR AY TANRISI OLARAK ANILIYOR İNANNA GÜNEYDOĞU ANADOLU’DA SEVİLİYOR MARDUK’UN BİTMEK BİLMEYEN MEGALOMANİSİ MARDUK KENDİSİNİN DEVRİ OLAN KOÇ ÇAĞININ GELDİĞİNİ SÖYLÜYOR KOÇ ÇAĞININ GELMEDİĞİ ANLAŞILIYOR ENLİL’İN ADAMI ŞARRU-KİN KRALLIK KURUYOR MARDUK VE ŞARRU-KİN SAVAŞIYOR BABİL KENTİ YENİDEN KURULUYOR NERGAL’DE MARDUK’U İKNA EDİYOR BU SEFER DE İNANNA RAHAT DURMUYOR KAOS DEVAM EDİYOR GALZU ENLİL’İN RÜYASINA GİRİYOR ŞULGİ İSİMLİ KRAL İŞLERİ KARIŞTIRIR MARDUK HARRAN’A GELİR MARDUK YİNE DÜNYA KRALLIĞI PEŞİNDE KOŞUNCA ANUNNAKİLER TELAŞLANIYOR MARDUK’A SAVAŞ AÇILIYOR ENLİL DEHŞET SİLAHLARINI KULLANDIRTIYOR ENLİL RÜYASINI NİNURTA’YA ANLATIYOR KATLİAM BAŞLIYOR TERS YÖNDEN ESEN RÜZGAR KİMYASAL VE ATOM BOMBALARININ ETKİSİNİ SÜMER YÖNÜNE ÇEVİRİR Sümer Yaratılış Tabletleri 14 Başlıklar Listelenmiştir. Tamamını Okumak İçin TIKLA NÜKLEER SAVAŞ MEZOPOTAMYA’YI MAHVEDER ENLİL RÜYASINI ENKİ’YE ANLATIR ENLİL MARDUK’UN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ TANIYOR ENLİL AMERİKA KITASINA GİDİYOR ENLİL VE ENKİ VEDALAŞIR Sümer Yaratılış Tabletleri Tek Parça PDF Sümer tabletlerini tek parça olarak okumak ya da indirmek isterseniz BURAYA TIKLAYIN
sümer tabletleri çevirisi doğru mu