🫏 Dünyanın En Iyi 10 Beyin Cerrahı
Beynin en dış zarını açığa çıkarmak ve beyin zedelenmelerini tedavi etmek için kafatası kubbesine delik açma veya kazıma işlemi trepanasyon olarak adlandırılıyor. İlk olarak Hipokratik Koleksiyon’da bahsedilen bu işlem dünyanın en eski cerrahi uygulamaları arasında yer alıyor. (Yunanca kökenli olan trepanasyon
Beyin Sizsiniz İsmail Hakkı Aydın 10.Baskı Toplam 50.000 adet Nisan 2018 Girdap Yayınevi Öncelikle size İsmail Hakkı Aydın’ı tanıtayım. ‘’Bilim Adamı, Beyin Cerrahı, Düşünür, Edip, Yazar, Şair, Güftekar, Musikişinas, Teolog, Filozof, Hattat. BU kadar birikimli bir beyine sahip kişinin ikinci kitzabını okumaktan
Kaş üzerinden 3 cm’lik kesi ile kozmetik ameliyat. Ameliyatta uygulanacak yöntemlerin, hastanın hangisine uygun olup olmadığına bakılarak belirlendiğini belirten Prof. Dr. Kenan Koç, diğer yöntemin de; kaş üzerinden kozmetik 3 cm’lik bir kesi ile küçük bir kemik pencere açarak beyin ön alt bölümde yerleşen tümörlerin
Milliyet Sayfa 1. 22.04.2005. Onur Ödülü Gazi Yaşargil'e TBMM Başkanlığı,tarihte ilk kez vereceği Milli Egemenlik Onur Ödülü'ne beyin cerrahı Prof.Dr.Gazi Yaşargil'i layık gördü.Yaşargil,dünyanın en iyi beyin cerrahları arasında.». Haberi Oku Sayfayı Oku.
Dünyaca ünlü Türk cerrah Covid-19'un "Hızlanmış Alzheimer" etkisine karşı tedavi geliştirecek. Beyin cerrahı Prof. Dr. Murat Digiçaylıoğlu, Almanya Ruhr Üniversitesi’nde tıp eğitimini aldıktan sonra doktorasını İsviçre’de tamamladı. Daha sonra Amerika’ya giderek bir süre Harvard Tıp Fakültesi’nde
Canlar huzurlarınızda sizin için özenle seçtiğimiz en iyi 10 beyin yakan türden film Listeye sığmayanları yorum olarak yazabilirsin :) Seviliyorsunuz..
NHStarafından istihdam edilen beyin cerrahları yılda yaklaşık 107,000 £ (138,000 $) kazanıyor. Bu, Birleşik Krallık'ın en yüksek ücretli beyin cerrahına sahip 10. ülkesi haline geliyor. Okuyun: NYC'deki En Yüksek Ücretli 15 Doktor. Dünyanın en yüksek ücretli beyin cerrahı hakkında SSS
İlk mezun yılımın sınav sonuçları açıklandı bu sabah,hatta sanırım gece.Beklediğim gibi ancak istediğim gibi değil.Her zaman olduğu gibi iyimser düşünmeye çabal
Prof.Dr. Samii, törenin ardından isminin verildiği NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroşirurji Merkezinin açılışını da gerçekleştirdi. Prof.Dr. Madjid Samii: Binlerce sinir cerrahı yetiştirdi. Dünyanın en iyi beyin cerrahları arasında yer alan Prof. Madjid Samii, kariyeri boyunca, birçok prestijli ulusal ve uluslararası ödül
ytWAV. Türkiyenin en iyi beyin cerrahı kimdir? Ülkemizin en iyi beyin cerrahı olarak tanımlanabilecek ilk kişilerinden biri şüphesiz Bunun en büyük nedenlerinden biri de listemizde bulunan hocaların çoğunun Pamir hocanın öğrencisi olmasıdır. Kendisi 1976-1985 yılları arasında Hacettepe üniversitesinde görev aldı. Dünyaca tanınan beyin cerrahı kim? Gazi Yaşargil; dünyada modern beyin ve sinir cerrahisinin nöroşirurji kurucusudur. Prof. Yaşargil, Amerikan Cerrahlar Birliği tarafından “Yüzyılın Beyin Cerrahı” olarak adlandırılıyor. Prof Dr Orhan Barlas Kimdir? Prof. Dr. Orhan Barlas Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanıdır. Boyun Ağrısı, Pediatrik Toraks Cerrahisi, Nörolojik Hastalıklar alanlarında hizmet veriyor ve Ameliyatsız bel fıtığı tedavisi, Ameliyatsız boyun fıtığı tedavisi, Epiduroskopi hastalıkların uzmanlık alanında hizmet veriyor. Dr Sait Naderi hangi hastanede çalışıyor? 2008 yılından bu yana Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin Cerrahisi Kliniği Eğitim ve İdari Sorumlusu olarak görev yapmaktadır. Doktor Naderi aynı anda 2017’den bu yana Sağlık Bilimler Üniversitesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi ve anabilim dalı başkanlığı görevini de yürütmektedir. Mikrosinir cerrahisinin kurucusu olan Gazi Yaşargil “Beyin ve Sinir Cerrahı” ve “Profesör Doktor” gibi akademik unvanlarının yanında “Yüzyılın Beyin Cerrahı” unvanına sahiptir. Op Dr Yurdal Gezercan kimdir? kendisi çukurova bölgesinde ki operasyonel başarısı çok iyi olan bir beyin ve sinir cerrahisi hekimidir. mesleğinde iyi olması türk milleti adına büyük bir kazanç olsa bile götünün aşırı derecede kalkık olması gariban milletim için üzücüdür. Yüzyılın beyin cerrahı unvanını alan bilim insanı kimdir? Mikrosinir cerrahisinin kurucusu olan Gazi Yaşargil “Beyin ve Sinir Cerrahı” ve “Profesör Doktor” gibi akademik unvanlarının yanında “Yüzyılın Beyin Cerrahı” unvanına sahiptir. Dünyanın ilk beyin bypass ameliyatı kim yaptı? Buradaki çalışmalarını tamamlayan Yaşargil, Zürih’e döndü ve 30 Ekim 1967 tarihinde, cerrahi mikroskop kullanarak ilk beyin bypass ameliyatını gerçekleştirdi. Prof Dr Orhan Barlas kaç yaşında? 1921 yılında gaziantep’de doğan avukat, tiyatro ve sanat eleştirmeni orhan barlas kanserden vefat etmişti. son döneminde yazdıklarına adam-sanat dergisinde rastlanabilir. Prof Dr Ali Nail izgi kimdir? Prof. Nail İzgi, Türk Nöroşirürji Derneği, İstanbul Tıp Fakültesi Nöroşirürji Kliniğini Kalkındırma Derneği, Galatasaraylılar Derneği ve Galatasaray Spor Kulübü üyesidir. Said naderi kimdir? Naderi Beyin, Omurilik Ve Sinir Cerrahisi Nöroşirürji Doktor Sait Naderi 1984 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. 1990 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirürji Anabilim dalında ihtisasını tamamlayarak nöroşirürji uzmanı oldu. Dr Eyüp Varol kimdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi SBÜ Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Eyüp Varol, anne karnında oksijensiz kalan, sonradan damar tümörü, kalp, nefes borusu darlığı gibi bir birçok sorunla da mücadele ettiği anlaşılan 2 yaşındaki oğlunun kazandığı yaşam savaşının kahramanı oldu. Prof Dr Semih Keskil hangi hastanede çalışıyor? On dört yıl önce Profesör kadrosuna atanmış ve 5 yıl boyunca Ankara Bayındır Hastanesi Beyin Cerrahi Bölümü direktörlüğü görevini sürdürmüştür. Uluslararası düzeyde sağlık danışmanlığı da yapmakta olan Prof. Dr. Semih KESKİL, çok iyi derecede ingilizce bilmekte olup bir kız babasıdır. Op Dr Ahmet karkucak kimdir? Dr. Ahmet Karkucak Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanıdır. alanlarında hizmet veriyor ve hastalıkların uzmanlık alanında hizmet veriyor. Dr Akın Vural kimdir? Adana Ayas Yüzme Kulübünün 2004’ten bu yana onursal başkanı. 2006-2008 yıllarında Türkiye Yüzme Federasyonu yönetim kurulu üyeliği, 2008-2010 yıllarında ise Türkiye Yüzme Federasyonu as başkanlığı yaptı. Halen Sağlık Bakanlığı Çukurova Aşkım Tüfekçi Hastanesinde görev yapmaktadır. Vural, Evli ve iki çocuk babasıdır.
Neden cerrah oldunuz?Dayım yüzünden! Hacettepe Tıp Fakültesi’nde görevli bir teknisyendi, fakülteye giderken bazen beni de yanı alırdı. Bambaşka bir dünya vardı orada. Hiç beyin cerrahı görmemiş ve tanımamış olmama rağmen, Orta 2’de, beyin ve sinir cerrahı olmaya karar verdim. Okulun da en iyi öğrencilerindendim. Aynı zamanda futbola meraklıydım. Gençlerbirliği Genç Takımı’nın takım kaptanlığını yapıyordum. Ama cerrahiye duyduğum aşk, futbol aşkımdan ağır bastı…Siz, hep iddialı biriydiniz?Galiba. Zor işleri severim ben. İşimi de en iyi şekilde yapmak isterim. O zamanlar da, tıpta en zor branşlardan biri, beyin ve sinir cerrahisiydi. Ama cerrah olmak istememin bir sebebi daha var…Nedir?Yine ortaokul yıllarında, babama, hipofiz bezi adenomu teşhisi konuldu. Bu beni çok sarstı. Babama bir şey olacak diye çok korktum. Hacettepe Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi’nde ameliyat oldu. Ve o cerrahlar, babamı kurtardı. O günden sonra da, cerrah olmak benim için şart oldu!Hacettepeli olmak sizin meslekte bir ayrıcalık galiba…Evet, orada çok şey öğrendim. Eğer şu anda beyin ve sinir cerrahisinde her türlü ameliyatı yapabiliyorsam, bunu kişisel yeteneklerimin yanı sıra, üniversitemin verdiği eğitime borçluyum. “İş disiplini nedir? Hastanın tedavisi ya da ameliyatı sırasında beklenmedik bir şey olduğunda n’apılır? Kriz nasıl yönetilir? Hastanın komplikasyon riski en aza nasıl indirilir? Hastaya nasıl davranılır?” gibi şeyleri ben hep Hacettepe’de öğrendim. Gerisi de benim cerrahi yeteneğim, görgüm, bilgim, becerim ve Allah vergisi özelliklerimle ilgili. Ama sonra, üniversitemden ayrılarak özel sektöre adım attım. Şu an da Türkiye’nin en etik ve büyük kurumlarından biri olan Memorial’da çalışmanın gururunu insana güven veren cerrahlardansınız…Teşekkür ederim, ben de kendime güveniyorum. Çünkü tecrübem sayesinde bazı olumsuzlukların üstesinden gelebiliyorum. TORONTO MACERASISizin bir de Toronto tecrübeniz de var değil mi? Evet. Bir sürü önce, Charles Theater adında çok değerli bir bilim adamı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gelerek, omurilik yaralanmalarında kök hücre tedavisiyle ilgili bir konferans verdi. Konferansın sonunda yanına gittim ve yurt dışında çalışmak istediğimi söyledim. Kartını verdi, kendisine yazmamı istedi. Yazıştık. Sonra beni aradı ve Kanada’ya davet etti. Kanada maceram işte bu şekilde başlamış oldu. Toronto benim için eşsiz bir deneyimdi…Kaç yaşındaydınız?Hem ne nasıl! Ben 40’lı yaşlardaydım. Keşke daha erken gitseymişim. O yüzden şu anki gençler çok şanslı. Kesinlikle yurt dışına açılsınlar, önlerine gelen fırsatları değerlendirsinler ya da kendileri fırsat yaratsınlar… YÜRÜYEMEYEN BİRİNİN KÖK HÜCRE TEDAVİSİYLE YÜRÜYEBİLMESİ ŞİMDİLİK MÜMKÜN DEĞİL Kanada’da kök hücre üzerine de çalıştınız. O dönem Türkiye’de olmayan şeyler gördünüz. Şimdi ne noktaya gelindi kök hücrede? Ne tür gelişmeler var? -Kök hücrenin doğuşu Kanada ağırlıklı. Amerika olarak bilinir ama bu işin öncüleri Kanada ve Amerika. Hakikaten Kanada’da her türlü branşa yönelik çalışmalar artık kök hücre alanına kaymış durumda. Çok iyi deneysel çalışmalar var. Ancak ne yazık ki insan üzerinde değil… Nasıl yani?-Yani beyin ve sinir cerrahisine yönelik olarak insan üzerinde elde edilen bir sonuç yok. Omurilik yaralanması ve beyin travması gibi durumlarda, kök hücreden şimdilik yararlanılamıyor. Bazı kan hastalıklarında ve ALS gibi hastalıklarda kök hücre kullanımında bir takım sonuçlar alınıyor. Yani yürüyemeyen birinin kök hücre tedavisiyle yürüyebilmesi şimdilik mümkün değil…-Evet değil. Tek başına kök hücrenin çözüm olabileceğini de inanmıyorum kök hücre, suiistimale açık bir mesele mi?-Kesinlikle!Ne oluyor, insanlar hep bir umut yürümeyi bekliyor değil mi...-Aynen öyle! Kanada’da bulunduğum yıllardan bir örnek vereyim. 2006’da birlikte çalıştığım Dr. Charles Theater bir televizyon programına katıldı. Yürüyemeyen durumda iki genç vardı, trafik kazasında geçirmişlerdi. Kök hücre tedavisi ile bu çocukların yürüyüp yürüyemeyeceği üzerinden tartışma başladı. Theater hiçbir yorum yapmadan ve polemiğe girmeden, “Kanada yasaları buna müsait değil. Biz insanlara kök hücre tedavisi uygulayamayız” dedi. İnsanlar, hep bir umut arayışı içinde. Tıbben tedavisi mümkün olmasa bile, çaresiz oldukları için iyileşebilmenin başka formüllerini arıyorlar. Bunu çok iyi anlıyorum ama bilim insanları olarak bizim onları yanlış yönlendirmemiz gerekiyor. N’aptı peki o kaza geçiren o iki genç? -Kanada Devleti’nden aldıkları parayla Çin sınırında bir yerde, bu kök hücre tedavisini yaptırdılar. Göbekten ve burun mukozasındaki sinir hücrelerinden alınan ve deneysel ortamda çoğaltılmış kök hücreleri enjekte ettirdiler. Onları 3 ay sonra gördüğümde hiçbir değişiklik yoktu. Duyduğum kadarıyla 1 sene sonra da hiçbir değişiklik olmamış. Yani ne yazık ki şimdilik bir sonuç yok! BEYİN AMELİYATLARINI HASTA UYANIKKEN YAPIYORUZ Tıbbın sizi de şaşırttığı oluyor mu? Mesleğe başladığınızda neler imkansızdı mesela, şimdi neler mümkün?-Beyin ve sinir cerrahisinde, günümüzde gerçekleştirilen ameliyatların tekniklerine ve sonuçlarına baktığımızda çok ciddi bir yol kat edildiğini söyleyebilirim. 60’lı, 70’li yıllarda görüntüleme tekniklerinin neredeyse hiçbiri yoktu. Ama o dönemdeki hocalarımız o kadar değerli ve başarılı hekimlerdi ki, sadece hastayı muayene ederek sorunu bulup tedavi edebiliyorlardı. Üstelik bunu görüntüleme teknikleri olmadan yapabiliyorlardı. Şimdi bu ileri teknolojiler sayesinde, hastaya daha doğru tanı konulabiliyor. Artık elinizde mikroskop, ultrason, navigasyon ve elektrotlar da var, öyle değil mi? -Aynen öyle! Beyin ameliyatlarını, hasta uyanıkken yapabiliyoruz. Hasta hem hastalığından kurtulmuş oluyor, hem de sağlıklı olarak ameliyattan çıkabiliyor. “Minimal invaziv” adını verdiğimiz, küçük küçük cerrahi kesilerle büyük ameliyatlar gerçekleştirebiliyoruz. ARTIK ÇOĞU AMELİYATTA KAFATASI AÇILMIYOR Beyin ameliyatı deyince benim hala aklım uçuyor! Çok incelikli bir işiniz var. En çok hangi ameliyatları yapmaktan heyecan duyuyorsunuz? -Kişisel olarak ben beyin tümörleriyle uğraşmayı çok seviyorum. Zor ve komplike işlemler beni etkiliyor. Ben o zor vakalarda, iyi sonuçlar alarak hastalarımın yeniden yaşama bağlanmasından büyük bir mutluluk duyuyorum. Hazzı, hastayı kurtardıktan sonra yaşıyorsunuz yani… -Elbette! Beyinde sonradan oluşmuş ve hastanın yaşamını tehlikeye atabilecek bir şeyi çıkarıp atıyorsunuz, hastayı ondan kurtarıyorsunuz. Bence işin en müthiş yanı bu… Mesela benim için girdaplı tümörlerin ameliyatını yapmak heyecan verici. Ama tabi, cerrahın sınırını ve durması gereken noktayı da iyi bilmesi gerekir. Ben o konuda biraz sınırlarımı zorluyorum ve tümörü alabilmek için sürekli mücadele ediyorum… Nasıl yani?-Tümörü çıkartıncaya kadar kovalıyorum! Ve ondan kurtulmak için elimden geleni yapıyorum… Hangi ameliyatlar, kafa açılmadan gerçekleşiyor? -Artık çoğu ameliyatta, kafatası açılmıyor! Kafa kaidesinde oluşan tümörlere, burundan girilerek günümüzde çok gelişmiş endoskop teknolojisinden yararlanarak müdahale ediyoruz. Endoskop teknolojisi sayesinde hipofiz tümörlerini de alabiliyoruz. Bazı tümörlere de burundaki bazı boşluklardan yararlanıyoruz, o boşluklardaki kemikleri alıp, o bölgeleri açarak operasyon yapıyoruz. AMELİYATHANEDE KEYİFLİ VE RAHATIMSiz, her konuda hızlı karar veren biri misiniz?-Bu, tamamen tecrübeyle ilgili bir durum. Anlık ve hızlı karar verebilmek için ve isabetli sonuçlar alabilmek için tecrübeli olmak gerekiyor. Ben tecrübelerime dayanarak, hastayı gördükten sonra onu nasıl ameliyat edebileceğimi planlayabiliyorum. Ama ameliyatta, her an farklı bir durumla karşılaşabilirsiniz. Ani bir problem gelişebilir ve o anda bir kriz yönetmek zorunda kalabilirsiniz. İşte böyle bir durumda da, verdiğiniz kararı bir anda değiştirebilmeniz gerekir. Her türlü, problemin çözümün yönelik yeni bir kararı hızlıca almanız gerekiyor. Cerrahlık da budur!Ameliyathanede herkes, cerrahı dinler değil mi? Siz karar veriyorsunuz ve iş ilerliyor…-Öyle de diyebilirsiniz. Ameliyathanede keyifli ve rahatım. Asla gergin olmam. Ekibimin de aynı şekilde pozitif enerji içinde çalışmasını isterim. Ama tabii çok ciddi olunması gereken yerlerde de kesin kurallarım var. Öyle zamanlarda herkesten ciddiyet müzik dinler misiniz?-Tabii. Özellikle de zor vakalarda, müziğin o sakinleştirici etkisinden yararlanıyoruz. Ameliyathane ciddi ve hassas bir yer. Orada yaptığınız her iş önemli. Çünkü hastanın yeniden yaşama bağlanmasını sağlıyorsunuz. Bizler için çok kutsal bir yer. Ameliyathanede ben sadece işime ne kadarını biliyoruz peki…-Bilmediklerimiz, bildiklerimizden çok daha fazla. Ama beyin cerrahisi için söylenebilecek şey, çok hızlı ilerliyor ve çok büyük gelişmeler yaşanıyor. Türkiye’de de bu alanda çok değerli ve dünya çapında doktorlar var. Ülkemizdeki doktorların, yurtdışındaki meslektaşlarından hiçbir eksikleri yok. Bazı imkan farklılıklarımız olabilir ama çok iyi bir yerdeyiz… SON KARARI CERRAH VERİRAmeliyatta nasıl bir duyguyla girersiniz?-İyi bir sonuçla çıkmak için girerim. Kendimi öyle hazırlarım. Beklenmedik bir şey olursa zorlamayı severim, pes etmem, vaz geçmem. Yakın bir zamanda bir hasta geldi. Gittiği bütün doktorlar ona ameliyat edilemeyeceği söylemiş, ben ettim. Ve tümörün yüzden 95’ini çıkardım. Hasta şimdi çok iyi…Hep mi sınırları zorlamak gerekir?-Hayır. Bazen de sınırları zorlamamak gerekiyor. Hasta için en iyiyi sonuna kadar yapmaya çalışmak başka, ona istemeden olsa da zarar vermek başka. O nedenle cerrahın durmayı da bilmesi gerekiyor. Ameliyathanede nasıl bir ortam var? Demokratik misiniz orada? -Ameliyathanede kararı mutlaka bir kişinin vermesi gerekiyor. Bu işin doğası bu. Ama herkes fikrini çekinmeden söyleyebiliyor. Tartışıyoruz. Ama son kararı ben veriyorum. BEYNİN KARMAŞIK YAPISI BENİ GELİŞTİRİYOR Fotoğraflar Emre YUNUSOĞLU Beynin karmaşık yapısı sizin psikolojinizi nasıl etkiliyor?-Kendimi daha da geliştirmeme yardımcı oluyor. Biz cerrahlar bundan hoşlanıyoruz. O karmaşa bizi diri tutuyor… Ameliyat yaparken heyecanlanıyor musunuz, yoksa azaldı mı artık?-Ameliyata girerken, özellikle de tümör ameliyatlarında, tümörden kesinlikle korkmuyorum. Ama tabi, “İşler yolunda gidecek mi? Hastanın zarar görmemesi için her şeyi eksiksiz olarak yapabilecek miyiz?” gibi sorular geçiyor aklımdan. Ama bunlar ameliyata girdiğim anda bitiyor ve tamamen işime konsantre oluyorum. Amacım, tümörü tamamen ve istediğim gibi çıkarmak ve hastanın bir an önce sağlığına kavuşmasını sağlamak. Beynin incecik damarlarında riskli yolculuklar yaparken korkmuyorsunuz yani…-Korkmuyorum. Dediğim gibi tecrübe ve hızlı karar yeteneği ve cerrahlığın getirdiği zamanı hızlı kullanma özelliğiyle sorunları ortadan kaldırmaya tümörü ameliyatlarının yanında, hipofiz bezi tümörleriyle de ilgileniyorsunuz değil mi? -Evet, hipofiz bezi adenomları benim özel ilgi alanlarımdan biri. Çok kolay tespit edilemiyor ve birçok önemli sağlık sorununa yol açtığı için de, hasta sıkıntılı dönemler geçirebiliyor. Bu alanda ciddi tecrübe sahibiyim. Hipofiz bezi çok küçük bir organ ancak gerçekten çok önemli görevleri var ve onda ortaya çıkabilecek en küçük sorun, genel vücut sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. O küçücük hipofiz bezi nasıl oluyor da bütün vücudu yönetiyor? Nasıl oluyor da insan komaya bile girip hayatını kaybedebiliyor? -Hipofiz bezi 1 santimlik bir organ. Hipotalamus denilen bir beyin uzantısı var ve emirleri beyinden bu uzantı aracılığıyla alıyor. Yani hipofiz ile hipotalamus arasında bir bağ bulunuyor. Bu bağlantı, vücudun durumuna göre olumlu ya da olumsuz yönde bir şekillendirme ile adeta orkestra şefi gibi görev yapıyor. Ama asıl orkestra şefi hipofiz mi yoksa hipotalamus mu o tartışılabilir. ÖTENAZİYİ DİLE BİLE GETİRMEYİZÖlüm sizin için bizden farklı bir şey mi ifade ediyor?-Bazı hastalar ani gelişen trafik kazası, ölümcül darbeler, travmalar ya da bazı beyin tümörleri yüzünden çok ağır bir duruma gelebiliyor. Durumu çok sıkıntılı olan hastaların yaşamlarının sona ermesi de kaçınılmaz oluyor. Ancak bizler hekimiz ve hastayı son ana kadar yaşatmakla yükümlüyüz. Hem mesleki hem de vicdani olarak bu felsefeyle hareket ediyoruz. Hastanın acılarının sona ermesi için ötenazi gibi bir durumu, dile bile getirmeyiz. Bizler, insanları iyileştirmek ve yaşatmak için varız, bunun için çalışıyoruz. Gelinen nokta ne olursa olsun, hasta hangi durumda olursa olsun onu yaşatmak için sonuna kadar uğraşmak bizim görevimiz. Aylarca, yıllarca çaresiz bir şekilde yatsa da mı hasta…-Hayat, sürprizlerle doludur. Bazı hastalar yıllar sonra uyanabilir, ayağa kalkabilir. “İyileşmez!” denilen hastaların durumu değişebilir. Yani kimin ne olacağına bizim karar vermemiz doğru değil. Doğal yolu ne ise öyle olmalı. Herkes için milyonda ya da milyarda bir olsa da bir umut vardır. Bu umut göz ardı dilemez. Dünyada belli yerlerde gidip, yaşamını sonlandırabildiğini ötenazi merkezleri var ama… Değil mi?-Evet. Hastalara o merkezlere başvurup, kendi istekleriyle orada yaşamlarını sonlandırabiliyorlar. O ülkelerin yasaları ona göre düzenlenmiş. Bu, bir tercihtir. O ülkenin kanunları ve insanların inançlarıyla ilgilidir… VÜCUTLA BİRLİKTE BEYİN DE YAŞLANIR DİYE BİR KURAL YOKBeyin de kişiyle birlikte yaşlanır mı? -Biz, hayatımız programlanmış bir şekilde dünyaya geliyoruz. Yani genlerimiz de programlanmış durumda. Yaşantımız boyunca neler ile karşılayacağımız üzerinde genlerimizin önemli bir etkisi bulunuyor. Ama yaşlanınca, beyin de yaşlanır, hafıza azalır diye bir kural yok. Bugün Prof. Dr. Gazi Yaşargil’e bakın. 89 yaşında ve son derece sağlıklı ve parlak bir zekası var. Müthiş bir beyin…Nerede şimdi?-Türkiye’de. 89 yaşındaki birinde böyle bir performans bekleyemezsiniz ama hocanın genetik yapısı öyle. Kesinlikle boş durmuyor ve sürekli düşünüyor. Şimdi böyle birine yaşlanmış diyebilir misiniz? Vücut yaşlanıyor ama zeka sağlıklı ve genç kalabiliyor. Çünkü hoca sürekli okuyor, sürekli bir şeylere merakı ve ilgisi TELEFONLARI BEYNE ZARARLI MI?Cep telefonların beyne zararı var mı? -Bununla ilgili ispatlanmış bir şey yok. Bazı yayınlar ve söylentiler var ama “Cep telefonu direkt olarak beyin hücrelerine zarar verir” gibi bir şey söylemek çok da doğru değil. Ama teknolojinin gün geçtikçe değişmesi yararları yanında bazı zararlar da elbette getirecektir. En azından kullanılan her şey çevre kirliliğine yol açıyor.
İçlerinden bazıları göreve başlamadan önce ettikleri Hipokrat Yemini’ni unutmuş olsa da çoğunluğu yeminlerine sadık kalıp, yüzlerce hatta bazen binlerce insanın hayatını kurtarmak için canını dişine takarak mesleğini yapan, sınır tanımayan doktorlar hemen her gün yaşama destek olmaya devam ediyorlar. Elbette ki her meslekte ve her sektörde olduğu gibi doktorluk mesleğinde de tanınmış ve olağanüstü başarılara imza atmış birçok isim yer alıyor. Bu isimlerden bazıları belirli koşullarda mesleklerini icra ediyorlar ve yeni yetişen ya da yetişecek olan doktor adaylarına seminerler düzenleyip meslektaşlarını bilgilendiriyorlar. Bazıları ise televizyonlarda programlara çıkıp herkese ulaşarak bilgilendirmeyi hedefliyor. Ancak en az 2022 yılına kadar en çok kazandıracak meslekler arasında yer alan doktorluk ve cerrahlık mesleklerinin iyi paralar getirdiği gerçeğini de es geçmeyelim. Rahatsızlığınızda gittiğimiz veya televizyonlardan verdikleri tavsiyeleri dinlediğimiz doktorlar oldukça yüksek miktarda para kazanarak kendilerine yıkılmaz imparatorluklar kurabilirler. Özellikle de estetik cerrahi ve nöroşirurji alanları bu mesleğin en çok kazandıran dallarındadır. Şimdi dilerseniz dünyanın en zengin doktorlarının kimler olduklarına ve ne kadar kazandıklarına birlikte bir göz atalım. İşte huzurlarınızda dünyanın en zengin doktorları. 10 Dr. Sanjay Gupta Milyon Dolar Beyin cerrahı ve medyatik bir isim olan Dr. Sanjay Gupta, CNN’de kendine ait bir program sunuyor. Ayrıca düzenli olarak Larry King Live ve Anderson Cooper’ın şovlarında da düzenli olarak ekrana gelen bu ünlü doktor, bir Beyaz Saray görevlisiydi ve 1997-98 yılları arasında Hillary Clinton’a danışmanlık yapmıştı. Daha sonra ise, Başkan Obama için ABD’nin Genel Cerrahı olarak görev aldı. Omurga ve beyin cerrahisi olarak Katrina Kasırgası’ndan sonra hem Haiti’de hem de New Orleans’da çalışmalar yapan Gupta, 2010 yılında Haiti’de gerçekleşen depremde diğer üç cerrah ile birlikte 12 yaşındaki küçük bir kızın da hayatını kurtardı. 9 Dr. Mehmet Öz 7 Milyon Dolar Dr. Öz, Harvard’daki tıp fakültesinden mezun olduktan sonra Kolombiya Üniversitesi’ndeki Cerrahlık Bölümü’nde çalıştı. Oprah Winfrey’in sunmuş olduğu programda beş sezon boyunca kalp hastalıkları uzmanı olarak görev aldı ve dünya çapında büyük bir üne kavuşmayı başardı. Aynı zamanda New York Presbyterian Hastanesi’ndeki Kardiyovasküler Enstitüsü’nün de yöneticiliğini yapan Dr. Mehmet Öz, hem radyo hem de TV programları sunarak da dinleyicilerine yardımcı olmaya çalıştı. Bunların yanı sıra yazarlık da yapan Dr. Öz, altı kez Emmy Ödülü kazandı. DÜNYANIN EN ÇOK MUTLU EDEN MESLEKLERİ İÇİN TIKLAYIN. 8 Dr. Paul Nassif 14 Milyon Dolar Bir estetik cerrah olarak görev yapan Paul Nassif’in uzmanlık alanı rinoplasti yani burun estetiğidir. Amerika Estetik Plastik Cerrahi Derneği’nin bir üyesi olan Nassif, Real Housewives of Beverly Hills programında eski eşi Adrienne Maloof ile birlikte tanınmıştı. Ayrıca Dr. 90210 ve Anti-Gravity Facelift yapımlarında da boy gösterdi. UZUN YILLAR ÇALIŞABİLECEĞİNİZ EN GÜVENİLİR MESLEKLER İÇİN TIKLAYIN. 7 Dr. Robert Rey 15 Milyon Dolar Gösterişli bir Brezilyalı plastik cerrah olan Dr. Robert Rey, bilindik adıyla Dr. Hollywood, Beverly Hills’de özel bir muayenehaneye sahip. Ayrıca Insider’da da hastalara bilgiler veren Rey, The View ve Good Morning gibi programların da dahil olduğu oldukça uzun bir televizyon geçmişine sahip. New York Times ve Forbes Brazil dergilerinin kapaklarında da yer alan Dr. Rey 1995 yapımı Seven filminde de Brad Pitt ve Morgan Freeman gibi başrol oyuncularına da danışmanlık yaptı. 6 Dr. Terry Dubrow 30 Milyon Dolar Dr. Paul Nassif ile hem iyi arkadaş hem de Botched yapımında partner olan Dr. Terry Dubrow, The Real Housewives of Orenge County yapımında da eşinin ekipte olmasından dolayı yer aldı. Yale mezunu bu ünlü doktor, Kaliforniya Üniversitesi’nde ve Los Angeles Tıp Okulu’nda da yüz kaldırma, burun ve göğüs estetiklerinde uzmanlaştı. Swan adlı yapımda yer alarak bir estetik cerrah olarak çok daha popüler hale gelen Dubrow, 30 milyon dolarlık bir servete sahip. 5 Dr. Phil McGraw 280 Milyon Dolar Doktor Phil McGraw, temel olarak televizyon şovlarıyla biliniyor olsa da, Kuzey Teksas Üniversitesi’nin klinik psikoloji bölümünde doktora yapmış bir psikolog olarak görevine devam ediyor. Ekranlara çıkmadan önce babasının özel muayenehanesinde çalışmalar yapan Dr. Phil, daha sonra ise ilişkiler hakkında çeşitli kitaplar yazdı ve 2002 yılında konuklarına yardımcı olmaya çalıştığı bir televizyon programı sunmaya başladı. 4 Dr. Gary Michelson Milyar Dolar Ortopedik omurilik cerrahı olan Dr Gary Michelson, büyükannesinin omurilik anormalliğinden dolayı bu mesleği tercih etmiş. Bir dizi implantlar, cerrahi ürünler ve omurilik için özel olarak uygulanan tedaviler üreten Michelson, kesinleşmiş 340, beklemede olan ise 950 patente sahiptir. 2005 yılında patentlerini toplamda 1 milyar dolara satan Michelson, bu sayede Forbes 400 listesinde adını duyurmayı başardı. Ayrıca yardım kuruluşu için nanoteklojik ürünler de geliştiren Michelson, tropikal hastalıklar ve üreme biyolojisi için de çalışmalar gerçekleştirmiştir. 3 Dr. Wu Yiling Milyar Dolar 11 yıl boyunca Çin’e özgü alternatif tıp alanında çalışmalar yürüten Dr. Wu Yiling, 1992 yılında araştırmalar sonucunda Yiling Pharmaceutical adında bir ilaç şirketini kurdu. Daha sonra ise bitkisel ilaçlar üreten Shijiazhuang Yiling Pharmaceutical şirketini oluşturan Yiling, Çin’e özgü bitkisel tedavi ürünlerini piyasaya sürerek milyar dolarlık bir servete ulaşmayı başardı. 2 Dr. Thomas Frist Milyar Dolar Dünyanın en lüks başkanlık uçakları arasında yer alan Birleşik Devletler’in Air Force uçağında bir cerrah olan Dr. Thomas Frist, ayrıca Nashville’de bir kardiyolog olarak görev yapıyor. Babasıyla birlikte Amerika’nın kar amaçlı sağlık tesisleri operatörü Hospital Corporation of America kurumunu 1969 yılında hayata geçiren Frist, bu kurum sayesinde milyar dolar kazandı. 1998 yılındaki ölümünde Dr. Thomas Frist’in tamı tamına milyar dolarlık serveti ve çeşitli gayri menkullerin de sahibi olduğu bildirildi. 1 Dr. Patrick Soon-Shiong Milyar Dolar Dünyanın en zengin doktoru olan Çin asıllı Amerikalı Dr. Patrick Soon-Shiong, Kaliforniya Üniversitesi’nde bir transplant ya da bilindik adıyla nakil cerrahıdır. 1987 yılında dünyanın ilk pankreas naklini gerçekleştiren Dr. Patrick, 1990’larda ise, bir kanser biyoteknoloji firması kurdu ve bu firmayı kurduktan 6 yıl sonra milyar dolara sattı. Yıllar boyunca çeşitli şirketler kuran ve farklı projelere imza atan Dr. Patrick, servetinin 1 milyar dolarını bağışlayacağının sözünü verdi. Birçok çocuğun, büyüyünce ne olacaksın sorusuna vermiş oldukları cevapların belki de en popüleri olan doktorluk, dünyanın en çok saygı duyulan mesleklerinden bir tanesidir. Doktorluğun böylesine popüler bir meslek olmasının başlıca nedeni insanları iyileştirmek ve hayatta kalmalarına yardımcı olmak olarak görülse de, doktorların kazandıkları paralar da doktorluğun tercih edilmesine ön ayak olan etkenlerden bir tanesidir. Peki, sizce doktorluğun dışında hangi mesleklerden yüksek kazançlar elde edilebilir?
Üsküdar Üniversitesi, İran asıllı dünyaca ünlü bilim insanı ve beyin cerrahı Prof. Madjid Samii’ye, nörobilim alanında dünya çapında gerçekleştirdiği önemli çalışmalar ve bilimsel katkılardan dolayı fahri doktora unvanı verecek. 20 Ekim’de Türkiye’ye gelecek olan Prof. Madjid Samii, “Beyin cerrahisi alanında dünyadaki gelişmeler” başlığı ile bir konferans verecek, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nde adının verileceği Nöroşirurji Merkezi’nin de açılışını Üniversitesi Senatosu, İran asıllı dünyaca ünlü bilim insanı ve beyin cerrahı Prof. Madjid Samii’ye araştırma ve klinik uygulamalara etki eden “Nörobilim” alanında dünya çapında gerçekleştirdiği önemli çalışmalar ve bilimsel katkılarından dolayı Fahri Doktora unvanı verme kararı Ekim’de törenle verilecekÜsküdar Üniversitesi’nin daveti ile 20 Ekim’de Türkiye’ye gelecek olan Prof. Madjid Samii “Beyin cerrahisi alanında dünyadaki gelişmeler” başlığı ile bir konferans verecek. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından Prof. Madjid Samii’ye aynı gün “Fahri Doktora Unvanı” belgesi ve cübbesi takdim edilecek. Prof. Madjid Samii, aynı zamanda isminin verildiği NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroşirurji Merkezinin açılışını da sinir cerrahı yetiştirdiDünyanın en iyi beyin cerrahları arasında yer alan Prof. Madjid Samii, kariyeri boyunca, birçok prestijli ulusal ve uluslararası ödül, şeref ve madalyanın sahibi oldu. Beyin cerrahisi alanında şimdiye kadar 17 kitabı ve 500'den fazla bilimsel makalesi yayınlanan Prof. Samii'nin en önemli başarılarından biri, dünyada binlerce sinir cerrahını yetiştirmesidir. Bugün bu beyin cerrahlarının çoğu kendi ülkelerinde lider konumda Dr. Madjid Samii, 19 Haziran 1937’de Tahran’da, bilimle iç içe olan bir ailede dünyaya geldi. İran’da liseyi bitirdikten sonra Almanya’ya taşınan ve Mainz Üniversitesi’nde tıp ve biyoloji eğitimi alan Samii, Mainz Üniversitesi’nde beyin cerrahisi alanındaki özel çalışmalarına başladı ve 1970 yılında beyin cerrahisi kuruluna kabul edildi. Henüz 32 yaşındayken asistan profesör olarak kariyerine başladı ve Mainz Üniversitesi’nde beyin cerrahisi bölümü müdür yardımcılığı görevine getirildi. Bir yıl sonra beyin cerrahisi profesörü oldu. 1977 yılında, Almanya'nın Hannover kentindeki Beyin Cerrahisi Departmanı Nordstadt Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı oldu ve 2003 yılına kadar bu görevde taban cerrahisinde ilk kursu düzenledi 2000 yılında Hannover'de Uluslararası Nörobilim Enstitüsü'nü INI kurdu. 2003 yılında Nordstadt Hastanesi ve Hannover Tıp Fakültesi görevlerinden emekli oldu ve kendisini Uluslararası Nörobilim Enstitüsü’ne adadı. Prof. Samii'nin bilimsel kariyerinin en önemli yönü, eğitime ve beyin cerrahisinin geliştirilmesine olan bağlılığıdır. Beyin cerrahı profesörü olarak meslek hayatının başından beri, dünyanın dört bir yanından beyin cerrahlarının eğitimine büyük önem verdi. 1971'den bu yana Mainz Üniversitesi'nde düzenli olarak cerrahi alanında dersler verdi. 1979'da Hannover’da kafatası taban cerrahisinde dünyanın ilk eğitim kursunu düzenledi. 2004 yılında, INI-Çin'in başkanı olarak, klinik beyin cerrahisi alanında uluslararası kurslar dernek kuruldu 2002 yılında, öğrencileri ve arkadaşları “Uluslararası Sinir Cerrahları Madjid Samii Kongresi MASCIN” adı altında uluslararası bir beyin cerrahisi topluluğu kurdu, daha sonra adı “Madjid Samii Uluslararası Beyin Cerrahları Derneği MASSIN” olarak değiştirildi. Almanya’dan Hindistan’a, Çin’den Rusya’ya kadar dünyanın pek çok ülkesinde düzenlenen beyin cerrahisi toplantılarında onur konuğu oldu. Uluslararası kongrelerde özel davet edilen öğretim görevlisi olarak 1000'den fazla ders Samii Onur Madalyası veriliyor 2011 yılında, Dünya Beyin Cerrahisi Dernekleri Federasyonu WFNS, örneği rastlanmamış şekilde Prof. Dr. Madjid Samii adına onur madalyası verilmesini kararlaştırdı. “Madjid Samii Madalyası” her iki yılda bir dünya çapındaki en önemli sinir cerrahlarına veriliyor. Bu ödül, kazanan için yüksek bir onur anlamını taşıyor. İlk madalya ve ödül töreni 2011 yılında WFNS toplantısı sırasında Brezilya'da gerçekleşti, ödüle ilk layık görülen sinir cerrahı ise Marsilya Üniversitesi’nden Prof. Dr. Maurice Chox düzey teknolojiye sahip Nöroşirurji Merkezi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Prof. Madjid Samii Nöroşirurji Merkezi, sahip olduğu ileri düzey teknoloji sayesinde beyin cerrahisi, omurga cerrahisi, boyun ve bel fıtığı, skolyoz ameliyatları, çocuk beyin, sinir ve omurilik cerrahisi, tümör, anevrizma operasyonları, Tremor, Distoni, Majör depresyon, OKB, Epilepsi, Tourette Sendromu, Derin beyin stimülasyonu DBS, Parkinson ve hareket bozuklukları ile nöromodülasyon cerrahilerinin tamamının yapılmasına imkân ilk 1A Ultra Clean ameliyathane donanımı Prof. Madjid Samii Nöroşiruruji Merkezi’nde robotik cerrahiden anevrizma cerrahisine, Parkinson ve Epilepsi ameliyatlarına kadar pek çok alanda hizmetin verildiği biri 1A olmak üzere 2 laminar flow üniteli dijital ameliyathane ve 16 yatak kapasiteli yoğun bakım ünitesi bulunuyor. Türkiye’nin ilk ve tek 1A Ultra Clean ameliyathane donanımıyla cerrahi operasyonları asiste eden ileri teknolojik alt yapısı ile ameliyat riskleri minimum düzeyde gerçekleşiyor. Yoğun bakım biriminin Seviye 3’e kadar tüm seviyelerdeki yoğun bakım hastalarına tam teşekküllü hizmet verecek donanımı Beyin Hastanesi Prof. Madjid Samii Nöroşiruruji Merkezi, akıllı donanıma sahip entegre sistemi ile başarılı cerrahi operasyonlar için tüm imkanları barındırıyor. Floresan boyama ile tümör ameliyatı yapabilen ileri mikroskobik cerrahi ile tümörlerin daha başarılı çıkarılması sinir ve omurilik cerrahisinde, çocuk beyin cerrahisi, tümör, anevrizma operasyonları gibi ameliyatlar için O-Arm MR CT navigasyon ve ICG, frame teknolojieri hata oranının sıfırlanması hedefleniyor. Otomatik skolyoz çekimi yapabilen dijital röntgenin de bulunduğu merkezden nöronavigasyon destekli ileri düzey beyin cerrahi mikroskopu ile sodyum floresan rehberliğinde vasküler - onkolojik cerrahi hizmeti hedefi kolay tespit etmeyi destekli üst düzey intra operatif, renkli doppler ultrasonografi cihazı ile kontrollü cerrahi operasyon olanağı ile komplikasyonların bertaraf edilmesi amaçlanırken nöronavigasyon destekli üç boyutlu görüntüleme sistemi ile operasyon öncesi ve esnasında hedefe kısa ve hızlı yoldan ulaşılması hedefleniyor. Üsküdar Haber Ajansı ÜHA
dünyanın en iyi 10 beyin cerrahı