🍻 Allahım Recep Ve Şabanı Bize Mübarek Kıl Arapça
Peygamberişaret etmiş ve şöyle buyurmuşlardır: “Recep Allah"ın ayı, şaban benim ayım, ramazan da ümmetimin ayıdır."(Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, I, 423, Hadis No: 1358) “Ey Allah'ım! Recep ve şabanı bize mübarek kıl, bizi ramazana kavuştur."(Ahmet b. Hanbel, Müsned, I, 259)“Allah'ım! Arapça bir kelimedir ve "reğa
Recepve Şâbanı bize mübârek kıl, bizi Ramazan'a kavuştur."(4) Recep ayı, gerek İslâm'dan önce, gerekse İslâm'dan sonra mukaddes bilinen bir aydır. İslâm dini gelmeden önce bu ay girer girmez, Arap kabileleri arasında harp etmek, baskın ve çapulculuk yapmak yasaklanır, herkes bu ayda kendisini emniyet ve selâmette hissederdi.
Recepve şabanı bize mübarek kıl, bizi ramazana kavuştur."(Ahmet b. Hanbel, Müsned, I, 259)“Allah'ım! Bizleri Regâible Sana rağbet eden, Miraç ile yücelen, Berat ile kurtuluşa eren, Kadrini idrak ederek Ramazanın sonunda cenneti hak eden kullarından eyle!" REGAİP NEDİR? Regâib, Arapça bir kelimedir."reğa-be" kökünden
LalegülDergisi Şubat 2020, Recebi Şerif Ayı İbadetleri Ve Hacet Namazı, Evli Çiftlerin Büyüden Korunması İçin Dualar, Cübbeli Ahmet Hoca, Lalegül Dergisi Şubat 2020 84. Cübbeli Ahmet Hoca Receb-i Şerif Ayı Evli Çiftlerin Büyü Sihir İptali Bozma Korunma Muhabbet Celb Sevgi satın al sipariş ver, Cübbeli Ahmet Hoca Kitapları Dervişhan Cah Yayıncılık, Lalegül
ŞabanıŞerif Ajandası. Kiymetli Kardeşlerimiz; İlahi feyiz ve bereketin yeryüzünü şenlendirdiği Şabân-ı Şerif ayı müminler için en kårlı ve kazançlı firsatlardan biridir. Saban-ı Şerif'te yapılan her amelin ve ibadetin sevabı üçyüz kattan fazladır.
Resulullahefendimiz, Receb ayına çok değer verir ve "Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir" diye
Resulullahefendimiz, Şaban ayına da çok değer verir ve "Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazan’a eriştir" diye dua ederdi. Âişe validemiz buyuruyor ki:
Allahazze ve celle bu olayı diğer insanlar için bir kolaylık ruhsat ve menfaat kılmayı dileyip, "Allah sizin nefislerinize güvenemeyeceğinizi biliyordu" [19] buyurdu. Bu, Allah (c.c.)'ın insanları faydalandırdığı onlara ruhsat verdiği ve kolaylaştırdığı şeylerdendir. [20] Açıklama . Münzirî hadisin senedinde, Ali b.
BuGece (16 Nisan 17 Nisan'a 2016) Recep Ayının 10 Gecesi Berat Gecesi Kadar Değerli Bir Gece mutlaka Berat Gecesindeymiş Gibi İbadetle Geçirmeye Çalışalım İnşaallah Hazreti Muhammed S.A.V. Berat Kandili'nde şöyle dua ederdi;“Allah’ım! Azabından affına, gazabından rızana sığınıyorum, senden yine sana ilticâ ediyorum.
9qLP7S. Dünyaya insan olarak gelmenin şükrü nasıl olmalıdır? Allah'ın bizi kulluğa davet ettiği üç mühim şey nedir? 12 ay içinde ayrıcalıklı kılınan kıymetli zamanlar hangileridir? Peygamberimizin Üç Aylar'da okunması tavsiye ettiği dua hangisidir? İlahi rahmetin yağmur gibi yağan bu mevsimleri nasıl geçirmeliyiz? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor... Cenâb-ı Hak -elhamdülillâh- bizi insan olarak dünyaya getirdi, büyük bir lûtuf… Gördüğümüz her mahlûkatta bunu hatırlamamız îcâb ediyor. En büyük nîmet… Cenâb-ı Hak “Dâru’s-Selâm”a / Cennet’e davet ediyor. Bu Cennet’e davette de bize en yüce Peygamber’i önder olarak, “üsve-i hasene” olarak lûtfetti. Cenâb-ı Hak bizi, mühim olan üç şeyle kulluğa davet ediyor Birincisi, Kur’ân-ı Kerîm İnsanlığa son çağrı. Ders kitabımız. Her harfi ayrı bir sır ve hikmet deryası. Kâinat ise fiilî bir Kur’ân-ı Kerîm. Hârikalar âlemi. İbret ve hikmet nazarıyla bakıldığında kulu duygu derinliğine nâil eden, engin düşünceye sevk eden, yüksek bir tefekkür ufku kâinat, zerreden küreye. Cenâb-ı Hak “…Yaş ve kuru ne varsa o Kitab’ın içindedir.” Bkz. el-En’âm, 59 buyuruyor. Bir hidâyet rehberi. Kâinat da öyle, kâinat daha ayrı bir kitap, fiilî bir kitap. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-. Cenâb-ı Hakk’ın lûtfettiği serâpâ bir rahmet tecellîsi. لَقَدْ مَنَّ اللهُ “Allah lûtufta bulunmuştur…” [Âl-i İmrân, 164] buyuruyor. En büyük bir nîmet olduğunu bildiriyor. 124 bin küsur peygamber içinde Cenâb-ı Hak lûtfuyla bize ihsân etti. Biz bir mesâî sarf ederek Efendimiz’e ümmet olmadık. Büyük bir lûtuf… Lâkin Cenâb-ı Hak ثُمَّ لَتُسْئَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ “Sonra o gün, verdiğimiz nîmetlerden sorulacaksınız.” [et-Tekâsür, 8] buyruluyor. İşte Rasûlullah Efendimiz’le beraber olabilmek… “…Verdiğimiz nîmetlerden sorulacaksınız.” et-Tekâsür, 8 buyruluyor. Efendim; Rabbimiz’in kurduğu semâ takviminde on iki aydan bazıları diğerlerine ilâhî lûtuf bakımından daha üstün kılınmıştır. O da Cenâb-ı Hakk’ın lûtfu, Cenâb-ı Hakk’ın bir rahmet tecellîsi. Receb ve Şâban ayı, ibadetlerle, kalbî duyuşlarla, hayır-hasenatla, Ramazân-ı Şerîf ayına bir hazırlık mahiyetindedir. Bu aylar, Cenâb-ı Hakk’a yakın olabilme aylarıdır. Kullar, daha çok, mânevî bakımdan mesâî sarf edecek, Cenâb-ı Hakk’a yakınlığını artıracak. Okunan âyet-i kerîmede “Kullarım Sana Efendimiz’e buyruluyor Ben’i sorduğunda Sen onlara söyle kullarıma söyle Ben çok yakınım...” el-Bakara, 186 وَهُوَ مَعَكُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ “Nerede olsanız, O sizinle beraberdir.” [el-Hadîd, 4] Nereye gitseniz, Rabbimiz bizimle beraber. Kimlerle beraber? Sekiz buçuk milyar insan var. Trilyon trilyon hayvanat var. Melekler var, cinler var, galaksiler var. Cenâb-ı Hak hepsinin her an yanında. Müteâl, muhâlefetün li’l-havâdis, zaman-mekândan münezzeh. “Kullarım Sana Ben’i sorduğunda onlara söyle; Ben çok yakınım. Bana duâ ettikleri vakit duâ edenin dileğine karşılık veririm…” el-Bakara, 186 buyruluyor. Kabul ediyor duâyı. Fakat arkadan şimdi şart geliyor “…O hâlde kullarım da Ben’im dâvetime uysunlar…” el-Bakara, 186 Yani Kitap ve Sünnet’in muhtevâsında bir hayat yaşasınlar. Kalp âlemlerini yüceltsinler. Nefs-i mutmainneye, onu da Cenâb-ı Hak arzu ediyor, nefs-i mutmainneye varabilsinler. “…Bana inansınlar ki doğru yolu bulsunlar.” el-Bakara, 186 Efendimiz, bu günlerde ümmetine şu duâyı tavsiye ediyor اَللّٰهُمَّ بَارِكْ لَنَا فيِ رَجَبَ وَ شَعْبَانَ وَ بَلِّغْنَا رَمَضَانَ. “Allâhʼım! Receb ve Şâban’ı bize mübârek eyle! Bizi Ramazan’a kavuştur mülâkî eyle.” Taberânî, Evsat, IV, 189; Beyhakî, Şuab, V, 348. Krş. Ahmed, I, 259 Demek ki bu iki ay, Ramazân-ı Şerîf’e bir hazırlık ayı olmuş oluyor. Câhiliye devrinde de bu aya hürmet edilirdi. Aşiretler arasında çok kavga olurdu, enâniyet kavgası. Kılıçlar kınına sokulur, o korkunç, kan gölüne dönen çöller, tatlı bir huzura ererdi. Cenâb-ı Hak İslâm geldikten sonra da bu aylara hürmet ve tâzim etmemiz için devam ettirdi. Bu da büyük bir lûtuf. Receb ayında idrâk edilen Regâib var. Sırf Efendimiz’e ait bir lûtuf olan Mîrac var. Bu ay, ilâhî tecellîlerle dolu. Mîrac da yalnız Efendimiz’e ait. Başka hiçbir peygamberde Mîrac yok. Hiçbir peygamberde bu kadar yakınlık da yok. Bizi de ümmet kıldı -elhamdülillâh-. Bu mübârek günler, ilâhî rahmetin tuğyân ettiği zamanlardır. Bu zamanların kıymeti, toprağa verilen bahar yağmuru gibidir. Bundan gaflette kalmak ise, bu ilâhî yağmurun kayalara, çöllere yağıp zâyî olması gibidir. Güzel bir misal verirler Goncaları gül yapan, üzerine yağan bereketli yağmurlardır. Bu üç ay da gönülleri güle çeviren bereketli bir mevsimdir, ömrün bereketidir. Muhabbetin zirvesi, Allah Rasûlü’ne olan muhabbetimizdir. Allah Rasûlü’ne olan muhabbet, insan rûhunun pırlantasıdır. Nâ-ehil olanlara muhabbet beslemek ise, yani Efendimiz’in dışındakilere, İslâm dışındakilere muhabbet beslemek ise, bu pırlantanın çöpe atılması gibidir. Sokağa düşmüş bir pırlantanın da hâli ne kadar hazindir! Efendimiz’i her şeyden üstün tutmak, emsalsiz bir aşk ve muhabbetle sevmek, îmânın kemâlindendir. Ümmet-i Muhammed olma nîmetini yeniden tefekkür etmek zarurîdir. Efendimiz küsur peygamberin en zirvesidir. Cenâb-ı Hak وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظِيمٍ buyuruyor. “Sen yüce bir ahlâk üzeresin.” el-Kalem, 4 Yani Efendimiz bir sanat âbidesi, insanda tecellî eden bir sanat âbidesi. Kur’ân-ı Kerîm lâfızda, kâinat fiilde, Efendimiz ise insanda tecellî eden bir sanat hârikası. İki cihan saâdetinin en büyük rehberi. عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ “Sen doğru yol üzerindesin.” Yâsîn, 4 buyuruyor Cenâb-ı Hak. Kullara da, ümmete de مَنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ اَطَاعَ اللّٰهَ “Kim Rasûl’üne itaat ederse Allâhʼa itaat etmiş olur.” [en-Nisâ, 80] Allah Rasûlü’ne itaat ise Allâh’a itaat olmuş oluyor. İki itaat birleşmiş oluyor. Her derdin şifası Rasûlullah Efendimiz’de. “Rasûlüm de ki buyuruyor Cenâb-ı Hak, eğer Allâh’ı seviyorsanız bana tâbî olun ki Allah da sizi sevsin, günahlarınızı bağışlasın, Allah Gafûr ve Rahîm’dir.” Âl-i İmrân, 31 buyuruyor. Cenâb-ı Hakk’ın bize en büyük nîmeti, en büyük servet… Dünya serveti ne kadar olursa olsun gelip geçici. Bir serap, bir âhiret gözüyle bakıldığı zaman. Peygamber Efendimiz’i Cenâb-ı Hak âlemlere rahmet olarak gönderiyor. Hayatımızın her safhasını O’nunla mîzân etmemiz zarûrî. “Üsve-i hasene” buyruluyor; “örnek şahsiyet”… Bkz. el-Ahzâb, 21 Bu üç kişi kalbî hayatını istikametlendirirse Efendimiz ona üsve-i hasene oluyor. Bir; “…Allâh’a kavuşmayı umanlar...” el-Ahzâb, 21 Yani hayatını Allah rızâsı içinde devam ettirenler. Daima kendimizi sorgulayalım Ben şu işimde, âile hayatımda, ticaret hayatı, evlâtları yetiştirmekte ben Allah rızâsında mıyım?.. İkincisi; “…Âhirete kavuşmayı umanlar…” el-Ahzâb, 21 يَحْذَرُ الْاٰخِرَةَ “…Âhiretten korkan…” [ez-Zümer, 9] Âhireti unutmayanlar, âhireti canlı tutanlar. Her şeyin, zerrelerin hesabının verileceğini unutmayanlar; zerre hayrın, zerre şerrin. Üçüncüsü; “…Cenâb-ı Hakk’ı çok çok zikredenler için Allah Rasûlü’nde üsve-i hasene örnek şahsiyet, örnek karakter vardır.” el-Ahzâb, 21 İşte bu üç vasfı bulunanlar için hep -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz örnektir. Yani hayatımızın her safhasında Efendimiz’e benzeyebilmek… Abdullah bin Deylemî Hazretleri buyuruyor ki “Dînin diyor, zayıflayıp gücünün kaybolmasının başlangıcı, Sünnet’in terk edilmesiyle olacaktır. Halatın lif lif çözülüp nihayetinde kopması gibi din de sünnetlerin bir bir terk edilmesiyle ortadan kalkar.” Dârimî, Mukaddime, 16 İnşâallah, bu üç aylarda Sünnet-i Seniyye’ye çok dikkat edeceğiz. Bilhassa namaz çok mühim. Namazlarımızı cemaatle kılmaya gayret edeceğiz. Zaten câmi yakınsa câmide, câmi uzaksa evimizde -inşâallah- cemaat olarak. Yine burada çok, Efendimiz nîmeti, Efendimiz’e ümmet olma nîmeti… Eğer aksi hâlde bir davranış olursa orada âyet-i kerîmede “Ey îmân edenler! Allâh’a itaat edin, Peygamber’ine itaat edin, amellerinizi boşa çıkarmayın.” Muhammed, 33 Allah korusun! Yine Efendimiz için “Rûhu’l-Emîn Cebrâil, îkaz edicilerden olsun diye O’na apaçık Arap diliyle O’nun kalbine indirdi.” Bkz. eş-Şuarâ, 193-195 buyruluyor. Yani Kur’ân-ı Kerîm Rasûlullah Efendimiz’in kalbinde tecellî etti. Onun için Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Seniyye, ikisi birbirinin ayrılmaz parçaları. Müslümanlar, âlemin kemâlini insanda, insanın kemâlini de Rasûlullah Efendimiz’de bulmuşlardır. Zira O daima fânî varlığından sıyrılmış, fedakârlık hâlinde, dertlilerin ve hastaların yanıbaşında olmuş, mâtemli gönüllerin civarında olmuş, ümitsizlerin başucunda olmuş, muzdarip ve yalnız kalmışların da dostluğunda bulunmuştur. Hidâyet bekleyenlerin imdadına koşmuştur. Velhâsıl O, nefsin girdabında, nefsî hayatın girdabında boğulmak üzere olanların imdadına koşan bir yürek olmuştur. Karanlık yolları aydınlatan bir nur, yolunu kaybeden ve şaşıranlara yol gösteren müstesnâ bir kılavuzdur. Fiilî kıstastır. Yani örneksiz kavramak mümkün değildir. Rasûlullah Efendimiz en büyük bir örnektir. Buyruluyor Efendimiz için; ashâb-ı kirâm O’na her şeyiyle ittibâ hâlinde oldu. اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ اَحَبَّ “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” Bkz. Müslim, Birr, 163 Bu hadîsi Rasûlullah Efendimiz’in, çok sevindirdi. Yüz binlerce hadîs içinde en çok sevindiren hadis; اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ اَحَبَّ Rasûlullah Efendimiz’i dünyada seyrettiler. Âbide gördüler, hayran oldular. O kadar bir hayranlık oldu ki, öyle bir muhabbet taştı ki “Yâ Rasûlâllah! Canım-malım, her şeyim Sana feda olsun!” dediler. O’nunla beraber olmak için daima şunu… “Efendimiz’in mübârek kalbinde ne vardı?” O’nun gönlünde bütün bir ümmet-i Muhammed vardı. Efendimiz, ümmetinin derdiyle dertlenip sevinciyle huzur buluyordu. O’nun kalbinde, bütün insanlığın hidâyete kavuşması için bir çırpınış vardı. Âdeta yüreğinde bir Mahşer kaynıyordu. Bütün insanlığın derdi, Efendimiz’in derdi idi. Diğer taraftan, Efendimiz’in kalbinde Allâh’ın bütün mahlûkâtı vardı. O eşsiz gönül, bütün kâinâtı içine alan bir dergâhtı. Ümmetine eşsiz merhametini şöyle ifade ediyordu “Dikkat edin, ben hayatımda sizin için bir emniyet vesilesiyim. Vefât ettiğimde ise kabrimde Yâ Rabbi, ümmetî ümmetî, ilk İsrâfil’in Sûr’u üfürünceye kadar nidâ edeceğim.” buyuruyordu. Bkz. Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, c. 14, s. 414 Cenâb-ı Hak -inşâallah- Efendimiz’in bu muhabbetine karşı bizde de -inşâallah- Efendimiz’le beraber olmanın bir muhabbetini nasîb eder -inşâallah-. OSMAN NURİ TOPBAŞ HOCAEFENDİ DİĞER SOHBETLER DÜNYADAYKEN NUH’UN GEMİSİNE BİNMEYE BAK! İSLAM AHLAKINDA MUHTACI REDDETMEK YOKTUR ÖMÜR, METRAJI BELLİ OLMAYAN BİR MAKARA GİBİDİR TATLI SUYUN BAŞI KALABALIK OLUR MÜ’MİN, DEDİKODULARLA ÖMÜR TAKVİMİNİ LEKELEMEZ YÂ RABBİ! BİZE NAMAZI SEVDİR MÜSLÜMANIN DÜĞÜNÜ VE EVLİLİK HAYATI NASIL OLMALI? SABIR MI ZOR, ŞÜKÜR MÜ? BİR KULUN SÂHİP OLMASI GEREKEN ALTI HUSUSİYET PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN İKİ VASİYETİ AŞK İLE YAŞANAN BİR ÎMÂN İslam ve İhsan
📕"Allahım! Recep ve Şaban'ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır.“ Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/259📕 *çok mübarek ve çok sevablı ibadet ayları olan şuhur-u selâse gelecek*ler. *Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise,* *Receb-i Şerif te* yüzden geçer, *Şaban-ı Muazzam da* üçyüzden ziyade ve *Ramazan-ı Mübarek te* bine çıkar ve cuma gecelerinde binlere *ve Leyle-i Kadir'de* otuzbine çıkar. . *Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir.**Onun için elden geldiği kadar Kur'an la ve istiğfar ve salavat la meşgul olmak büyük bir kârdır.*GELECEK ŞUHUR-U SELASE VE iÇERISINDEKI MÜBAREK GECELERİ TEBRİK EDER, DUALARINIZI BEKLERİM İNŞALLAH…Binler Selam Ve Dua ile ❤ Üçköy, Bolu, Turkey See more posts like this on Tumblr ibadet kadir selâse şerif cuma istiğfar şaban hanbel mübarek ramazan allahım leyle muazzam şuhur salavat
Belliğna Ramazan Hadisi Sahih Mi ? by in HADİSLERTags Allahım! Recep ve Şaban ayını bize mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır., aylar hakkında hadisler, faziletler hakkında hadisler, faziletli hadisler, hadis usulu, hadisler zayıf, ramazan ayı hakkında hadis, recep ayı hakkında hadis, rical ilmi, şaban ayı hakkında hadis, sahih hadisler, tahriç ilmi, uydurma hadisler, zayıf hadisler اللهم بارك لنا في رجب و شعبان و بلغنا رمضان Sahih ve hasen şiddetli zayıftır. Allahım! Recep ve Şaban ayını bize mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır. Bu hadisin geçtiği bazı kaynaklar ; müsned 1/259 ; beyhaki şuabul iman 3/375 ; ebu neim,hilye 6/269 ; bezzar,müsned , 1/285، 402 ; Beyhaki ,fezailü evkat 14 ; El Hilal,fezailu şehri recep 1 ;Taberani,dua 911 Kitabul ezkar Nevevi sayfa 274’te zayıf olduğunu belirtmiştir.,Kitabul mizan el itidal, Zehebi 3,96 kütübül ilmiyye 1995 Cemu zevaid ,Heysemi,Buhari’nin münker hadis dediğini nakl eder,2,165 Daru reyyan li am hicri 1407,Kitabu zaifu camiu elbani,hadis rakamı 4395. Ahmet el benna,buluğ el emani,9,231 zayıf sağir’de zayıflığına işaret hadisin başka tarikleri de vardır ve bazıları bazılarını kavi hasan sabri , zevaidu abdllah bin Ahmet bin Hanbel’musned’te 198 . sayfada isnadı zayıftır arnavut, Read More»
Böylece Ramazan ayı, diğer aylar içinde bir başka aydır. Sanki yeni bir hayatın başlangıcıdır. Hayatımızın kazandığı ve kazanacağı yeni boyutların filizleneceği önemli bir devredir. İnsanî ve sosyal ilişkilerimizin daha güzel bir hüviyet kazanacağı bir zaman arasında “Üç Aylar” diye adlandırılan Recep, Şâban ve Ramazan ayları, Yüce Allah’ın ruhumuza ikram ettiği faziletli ve feyizli bir zaman dilimidir. Yapılan dileklerin dalga dalga Allah’a ulaştığı, dökülen pişmanlık gözyaşlarının günahları silip yok ettiği kandiller geçididir. Melekî olduğu kadar şeytani özelliklere de sahip, günah işlemeye müsait bulunan insanın, günahlarından temizlenmesi için, Üç Aylar bir Üç Aylar, günahlardan arınma, sevaplarla bezenme mevsimidir. Ramazandan önce oruçla buluşanlar, Cuma Namazına koşanlar, namaza başlayanlar, ibadetlerini ziyâdeleştirenler, tevbe ile Allah’a çok yaklaşanlar…gibi manevî kazanç elde edenlerin çokça görüldüğü anlardır Üç Aylar…Üç Aylar geçmişin muhasebesini yaparak, geleceğe azim ve enerji dolu bir şevkle atılmak için iyi bir imkandır. Hayatımızda adeta otokontrol sisteminin kurulmasına vesile olan mübârek Üç Aylar ve kandiller, dünyevî meşguliyetlerimizden sıyrılıp, yaratılış gayemizi düşünmemiz; yaratan ve yaratılanlarla olan münasebetlerimizi değerlendirmemiz için son derece kıymetli yaşadığı günlerde farklılıklar olmazsa, belli alışkanlıklarıyla hayatını sürdürür. Fakat alışkanlıklarının dışında ve farklı durumlarla karşılaşırsa kendine bir çeki düzen verir. İşte idrak ettiğimiz Üç Aylar ve bu aylar içerisinde bulunan mübârek geceler, müslümanların hayatındaki mûtad gün ve geceler arasında fazlasıyla sevap kazanacağı kıymetli zaman ki, insan bu dünyada nasıl yaşamışsa, kıyamet gününde Allah’ın huzuruna, dünyada işledikleriyle birlikte varacaktır. Götürdükleri iyi ise sevinip mesrûr olacak, kötü ise pişmanlık duyarak mahcûp olacaktır. Ancak bu mahcûbiyetin orada faydası da konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur“Ey iman edenler! Allah’tan korkun, herkes yarına ne hazırladığına bir baksın; Allah’tan sakının, çünkü Allah, işlediklerinizden haberdârdır.”Mübârek Üç Aylar, Yaratıcımıza, ailemize, çocuklarımıza, milletimize ve bütün insanlığa karşı görev ve sorumluluklarımızı hatırlatmalı, hata, ihmal ve kusurlarımızdan dönmemize ve gaflet uykusundan uyanmamıza vesile çekişmeleri, tefrika ve ihtilâfları, şahsî menfaat hesaplarını ve basit düşünce farklılıklarını bertaraf etmeli; her zamandan daha çok muhtaç olduğumuz ve Yüce Dinimizin bizden ısrarla istediği; barış, hoşgörü, kardeşlik, birlik ve beraberliğimizin güçlenmesini, insani ve ahlâkî meziyetlerin yeniden yeşermesini aylar, içinde barındırdığı hazineleriyle bir ANNE şefkatiyle bizi sarmaya hazır. Peki biz üç ayları karşılamaya hazır mıyız?Gündelik hayatımızın akışı içinde farkında olalım veya olmayalım hayatın temel değerleri konusunda farklı yön ve hedeflere doğru kayıp gidiyoruz. İçinden geçtiğimiz şu netameli ve kaygan zaman diliminde çoğu defa sahte ve sentetik gündemlerin bombardımanı altında adeta kendimizi kaybediyoruz. Sözünü ettiğimiz bu yapay gündemler, çoğu zaman bize dünyaya asıl geliş gayemizi bizler, bizi asıl gayemizden uzaklaştıracak bu türlü gündemlere karşı sürekli teyakkuz halinde ve gerilim içinde olmalıyız ve bunların yol bulup ruhlarımızı kendi ağlarına almasına fırsat vermemeliyiz. Allah, önümüze bugünlerde altın bir fırsat koyuyor; Üç aylar! Esasen buna sahici ve ilahî gündem de diyebiliriz. Zira Cenab-ı Hak, bu aylarda af ve mağfiretini, nimetlerini sağanak sağanak yağdırıyor. Recep, Şaban ve Ramazan aylarının bütün gün ve geceleri sürpriz feyiz ve bereketlerle bu aylar içinde bulunan Regâib, Mi’râc, Berât ve Kadir geceleri, hiçbir maddî ve dünyevî ölçüyle değerlendirilemeyecek kadar ilâhî ikramlarla donatılmıştır. Aslında biraz gönül uyanıklığı, dikkat ve samimiyetle bu günlerin ve gecelerin feyzinden yararlanabilirsek manevi yoldaki pek çok eksiğimizi telafi edebilir ve günahlarımızdan arınıp tertemiz hale gelebiliriz. Peki ne yapalım? Bu fırsat aylarını dolu dolu nasıl değerlendirelim?Nefis Muhasebesi ciddî bir nefis muhasebesi yapmalıyız. Günümüzde özeleştiri dedikleri nefis muhasebesi aslında insanın bulunduğu noktayı belirlemesi açısından çok önemlidir. “Ben nereden geldim? Bu dünyaya gönderiliş amacım ne? Şimdi ne yapıyorum? Nereye gidiyorum?” sorularını kendimize sorarak tefekkür iklimine açılmalı, hayatımızın artı ve eksilerini çıkarıp bir bilanço hazırlayarak durumumuz hakkında bir değerlendirme yapmalıyız. Bu şekilde, yapmış olduğumuz hataları ve günahları daha iyi görme fırsatını yakalamış olarak da bu günahlara karşı içten gelerek tövbe etmeliyiz. Zira içten gelen pişmanlık ve hâlis niyetle yapılan tövbeler insanı günahlarından arındırır. Daha sonra bu duygu, gönül dünyamızda bir ışık yakacak ve bizi kulluk ve vazife aşkıyla hayırlı ve faydalı işler yapmamıza vesile günlerde Allah Resulü’nün diğer günlere nazaran daha çok oruç tuttuğunu ve devamlı hayır yapma peşinde olduğunu görüyoruz. Biz de tutabildiğimiz kadar oruç tutmalı aynı zamanda bu Ramazan’a hazırlık da olur ve elimizdeki imkanlar nispetinde muhtaç olan insanlara maddi yardımlarda bulunarak onları Bol Kur’an mübarek günlerde mealiyle birlikte anlayarak bir Kur’an okuma seferberliği başlatabiliriz. Akşamları fazla değil on veya yirmi dakikamızı bu işe ayıralım. Her gün namazlarda okuduğumuz surelerden başlayarak Kur’an’ın mealini okuyup öğrenerek tefekkür edebiliriz. Bu vesileyle evimizde ayrı bir bereket olacak ve Kur’an’ın nuruyla içimiz aydınlanacaktır.
allahım recep ve şabanı bize mübarek kıl arapça