🃏 Liseye Giden Oğlum Ders Çalışmıyor
Esasen liseye başladığında "ana kucağından" çıkmıştın artık. Bir dönüm noktasıydı benim için. Çünkü artık sen her şeyini kendin hallediyordun elbet, o seneye dek ise kitap defter silgi bile almaya birlikte çıkardık doğal olarak Sen liseye başlayınca ben adeta işlevsiz, amaçsız kaldıydım. Şimdi, yaş 18
Bizim çocuklarımız gerçekten çok zeki ama ders çalıştıramıyoruz. Nedenini iyi araştırmak gerekiyor. Bu dert hepimizin, gün geçtikçe de dertlerimiz derinleşiyor. Çocuklarımıza iyi eğitim veremiyoruz. Ve büyüyorlar bu çocuklarımız bu problemleri ile. İleride iyi meslek sahibi de oluyorlar. Ama. Savcı ve hâkimin
Yarı çalışıyor yarı çalışmıyor. Özel okulda okuyan küçük oğlum Zoom’dan gayet güzel ders işlerken, devlet okulundaki büyük oğlum doğru dürüst bağlanamıyor. Uzaktan
Belki de düşünmek senin için tehlikelidir. Ama benim, içimdeki boşluk giderek büyümekte, büyüdükçe beni sarmakta, beni boğmakta, her yönümü "hiçliğin" güçlü kolları sarmış beni boğmakta. Artık hiçbir şey beni tatmin etmiyor. Her şey bana yapay ve suni geliyor. Yapmacık gülüşler, fanteziler artık beni tutamıyor.
Liseye başlayanların alışması daha zor. İlkokullar bu sene bu şekilde devam edebilir ama liseye yeni başlayanlarda durum daha zor. Matematik, İngilizce gibi bazı derslerde konuları
Yukarıdaki başlığı her anne ve baba okuduğu zaman “benim cümlem alınmış” diye hafifçe gülümseyecektir. Doğru, Bizim çocuklarımız gerçekten çok zeki ama ders çalıştıramıyoruz. Nedenini iyi araştırmak gerekiyor. Bu dert hepimizin, gün geçtikçe de dertlerimiz derinleşiyor. Çocuklarımıza iyi eğitim veremiyoruz. Ve büyüyorlar bu çocuklarımız bu problemleri
PagesPublic Figure Comedian ULVİ Videos Ulvi Ne Çarpıyon Oğlum Dersaneye Giden Adama Lan :D
Gençler anlatıyor. Uzun Hikâye’nin bu bölümünde ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerle konuştuk. Gençler, eğitimde ve istihdamda olamama sebeplerini, bu durumun yarattığı sorunları anlattılar. 18 yaşındaki M.K., NEET olma olasılığını artıran faktörlerden olan düşük gelirli bir hanede yaşıyor.
Annem dayıma, 'Oğlum ders çalışmıyor, resim çiziyor. demiş. O da bunun üzerine beni çağırdı. Korka korka dayımın yanına gittim. Dayım bana, 'Oğlum resim çiziyor musun' diye sordu. Ben de korktuğum için, 'Eskiden çiziyordum, şimdi çizmiyorum' dedim. Bana, 'Oğlum kızmayacağız' dediğinde yine korkarak, 'Evet' dedim.
43UAAz. Gizem Coşkunarda / gcoskunarda Tarihi Ekim 25, 2020 0700Ekim ayı başında uzaktan’ açılan okullardaki eğitim kademeli olarak sınıflarda devam ediyor. Ancak veliler hâlâ dertli... Tablet, bilgisayar veya interneti yetmeyen de var, “Yeniden okula başladık” diyen de. Çalışan anne-babanın büyükannelere bıraktığı çocuklarsa çevrimiçi derslere bağlanmakta zorluk çekiyor. İşte pandemi gölgesinde başlayan 2020-2021 eğitim yılının ilk ayından notlar... Hülya ve Hakan Selçuk çifti her sabah lise son ve ilkokul üçüncü sınıfa giden iki oğullarıyla birlikte tempolu bir güne merhaba diyor. 8 yaşındaki Çınar, sabah uyanıyor ve Zoom üzerinden ilk dersine giriyor. Hülya Selçuk işe yetişmek, lise son sınıf öğrencisi İlhancan ise okula gitmek üzere evden çıkıyor, serbest çalışan Hakan Selçuk bu sırada Çınar’ın kahvaltısını hazırlıyor. 30 dakika sonra ilk ders bitecek ve 10 dakikalık teneffüste Çınar kahvaltısını edip ikinci derse yetişecek...Devlet okullarında sabah başlayan ders programı kadar devam ediyor; yarım saat ders, 10 dakika mola... Baba Selçuk öğlene kadar Çınar’ın dersleri dışında başka hiçbir şeyle ilgilenemiyor. İşlerini halletmesi gerekirse anne Hülya Selçuk, oğlu Çınar’ı da işe götürerek yan dükkândaki bilgisayardan derslere katılmasını sağlıyor...Alsırt ailesinin evinde de her gün benzer olaylar yaşanıyor. Anne Başak Alsırt çalışmıyor, baba Timuçin Alsırt işe gidiyor. Beril’in bu yıl okuldaki ilk günleri. Ablası Elanur da lise yıllarına merhaba diyor ancak uzaktan... İkisi için de tuhaf ve buruk sayılacak bu başlangıç Başak Alsırt’ı ne kadar zorlasa da “Her şeye rağmen eğitim bir şekilde evden devam etmeli” diyor. Elanur ve Beril özel okulda. Dersler sabah başlıyor, kadar sürüyor. Bir ders 30 dakika, teneffüs 20 dakika, öğle arası 50 dakika. Normalde aynı odayı paylaşan Elanur ve Beril ders saatlerinde farklı odalara geçiyor. Anne Alsırt çoğunlukla küçük kızıyla ilgileniyor olsa da aslında liseye başlayan kızının problemlerinin daha çok olduğunu anlatıyor “Okulu yeni, sınıf arkadaşlarını tanımıyor. Kamera açmak istemiyor. Aslında tüm sınıf aynı.”Dar gelirli ailelerin evindeyse farklı sorunlar var. Yaşları birbirine yakın 3-4 çocuklu evlerde EBA’da çakışan dersler için kavga çıkıyor. Altı çocuk babası Nuri Aksünger “Biri anaokulunda dört çocuğum okula gidiyor. Hayırsever bir vatandaş evimize internet bağlattı. Fakat ne cep telefonu, ne bilgisayar ne de tablet var. Alacak gücüm yok” Kalkınma ve İşbirliği Örgütü OECD tarafından yayımlanan COVID-19 Salgınında Eğitim’ adlı rapora göre Sessiz bir çalışma yerine erişimi olan öğrencilerin yüzdesi’ listesinde Türkiye, 77 ülke arasında 49’uncu sırada. Bilgisayara erişimi olan öğrencilerin ortalaması da yüzde 70’in altında. Kırsaldaki yaşam bu raporu doğruluyor... Misal, Mardin’in Eskihisar Köyü uzaktan eğitime erişemiyor. Bilgisayar, tablet yok, olsa da internet yok, televizyon var ama elektrik yok...Rapora göre COVID-19 sebebiyle bu yıl dünya genelinde milyardan fazla çocuk okul dışında ancak bu öğrencilerin yüzde kaçının çevrimiçi eğitime dahil olduğu bilinmiyor. Türkiye’deki durumu anlamak için bu dönem uzaktan eğitimle geçirdikleri birkaç haftayı anlatmalarını istediğimiz veliler ve öğrenciler de önlerini göremiyor’. Bu maratonun nasıl devam edeceği belirsiz, şartlar zor, eşitlik yok; yine de veliler eğitimin evden devam etmesini istiyor çünkü çocuklarının sağlığı her şeyden daha KIZIM KAMERA AÇMAK İSTEMİYORBaşak Alsırtİki kızım var; küçüğü ilkokul bire, büyüğü lise bire başladı. İkisi de özel okula gidiyor. Küçük kızım Beril’i başta yüz yüze eğitime göndermedim, çok da kararlıydım. Ancak ilk hafta canlı bağlantıda okula giden sınıftaki arkadaşlarını görünce bir gün boyunca ağladı. “Virüs varsa onlar neden okula gidiyor” diye soruyor. Mecburen iki gün göndermeye başladık. Uzaktan eğitimde okuma-yazmayı nasıl öğrenecek endişemiz vardı ama dersler beklediğimizden verimli geçiyor. Biz de okuma-yazma çalışmaları ve ödev ağırlıklı destek oluyoruz. İki gün yüz yüze eğitim olduğu günlerde öğretmenlerin işi çok zor. Bir kısım sınıfta oluyor, bir kısım evde bilgisayar başında. Öğretmen bir sınıfa anlatıyor, bir bilgisayara. Birinci sınıfların yaşı da küçük olduğundan onlara doğru anlatmıyor diye kıskananlar mı istersiniz, ağlayanlar mı?Liseye başlayanların alışması daha zorİlkokullar bu sene bu şekilde devam edebilir ama liseye yeni başlayanlarda durum daha zor. Matematik, İngilizce gibi bazı derslerde konuları anlayamadığını, bunu dile getirmekte zorlandığını anlatıyor. Sınıf arkadaşlarıyla doğru düzgün tanışamadı bile. Hiçbiri derslere kamera açarak katılmak istemiyor. Küçük kızımla ben bir şekilde ilgileniyorum ama büyük kızım için özel ders desteği alacağız. Bir gün salgın bittiğinde hayat normale dönecek ve çocuklar hem okullarına hem arkadaşlarına kavuşacaklar. O güne kadar her şeye rağmen evden eğitimde kalmak gerektiğini düşünüyorum. TENEFFÜSTE ARKADAŞLARIYLA OLAMAMALARI İSTEKSİZLİK YARATIYORSevgi YaylımOğlum Demir, 6. sınıf öğrencisi, özel okulda. Hafta içi her gün arası çevrimiçi eğitim alıyor. 6’ncı sınıf olduğu için hiç okula gitmiyor. Evde tabletinden bağlantı sağlıyor. Uzaktan eğitimde okulumuzun öğretmenleri oldukça özverili ancak yine de okuldaki bire bir eğitimle aynı olması beklenemez. Ayrıca çocukların sürekli evde olması, teneffüste bahçede koşamamaları, arkadaşlarıyla vakit geçirememeleri gibi etkenler ders aralarında deşarj olamamalarına neden oluyor. Bu durumda zaman zaman bir sonraki derse biraz isteksiz giriyor ama yine de çevrimiçi katıldığı derslerde verim aldığımızı düşünüyorum. Demir evden eğitimde sevdiği yönleri öğretmenleriyle ders yapmak, sevmediği yönleriyse sürekli tablete bakmak zorunda kalmak olarak anlatıyor. Bir de en çok okulun bahçesinde arkadaşlarıyla futbol oynamayı özlediğini söylüyor açısından bu sene okulların açılacağını düşünmüyorum. Önemli olan çocukların sağlığı, derslerle ilgili eksiklikleri bir şekilde telafi edilecektir. Çevrimiçi eğitimle biz de aileler olarak yepyeni deneyimler tadıyoruz. Ne yazık ki çocukları enerjilerini rahatlıkla atabileceği etkinliklere virüs yüzünden yönlendiremiyoruz. Dilerim bu tatsız dönem bir an önce son bulur ve çocuklar evden eğitimden örgün eğitimlerine geri EVDE OLUNCA DİSİPLİN SAĞLAMAK ZORHakan SelçukDersler sabah saat başlıyor. Üçüncü sınıfa giden oğlumuz Çınar 8 gibi uyanıyor. Daha erken kalkmasını sağlayamıyoruz çünkü sürekli evde olduğu bir süreçte birçok konuda disiplin sağlamak zor. Annesi işe gidiyor, çoğunlukla evde ben oluyorum. İlk dersten sonra teneffüste kahvaltısını ediyor ve tekrar ikinci derse giriyor. 10 dakika olan ders araları çok yetersiz. Çocuklar 10 dakika içinde yeni derse konsantre olamıyor. Ayrıca ev ortamında derse ilgisini dağıtacak birçok uyaran var. Bu süreçte ana dersler çok önemli. Rehberlik, beden eğitimi ve resim gibi derslerin yerine diğer derslere ağırlık verilip teneffüs süreleri uzatılabilir. İngilizce dersinde öğrenci sayısı 90!Canlı derslere bağlanmak zor olmuyor, biz yanında olmasak Çınar tek başına bağlantıyı kurabilir. Bu sene eğitimden verim aldığı söylenemez. Her gün okul sonrası ders tekrarı yaptırıyoruz. Örneğin İngilizce dersinde üç sınıf birleşiyor ve sınıftaki öğrenci sayısı 90 oluyor. Ders sırasında öğrencilere soru soracak vakit dahi kalmıyor. Çınar’a sabah erken kalkıp okula gitmemek güzel gelse de sıklıkla okulunu ve arkadaşlarını özlediğini söylüyor. Hem çocuklar, hem öğretmenler hem de veliler için zor bir süreç ancak yine de sistem bu şekilde evden devam etmeli. TORUNUMA BEN BAKIYORUM AMA...Necla KaraağaçlıTorunum Rüzgar birinci sınıfa başladı. Haftada iki gün okula gidiyor, diğer günler evden derslere bağlanıyor. Anne-babası çalışıyor; hem Rüzgar’la hem de 10 aylık kardeşiyle ilgileniyorum. İnternet ve bilgisayardan çok anlamıyorum, biz bağlanana kadar ders kaçıyor. Hepsine birden yetişmek çok zor. Henüz öğretmen otoritesi bilmediğinden ders dinlemesi iyice zor. Okulunu sevdiğini söylüyor. Evde bir sürü oyuncak varken bilgisayar başında oturmak sıkıcı ama... Okuma-yazma öğreneceği ilk yılı umarım verimli geçer. DÜKKÂNA BİLGİSAYAR KOYMAK ZORUNDA KALDIMAhmet Uyar Eşim 3’üncü sınıfa giden oğlumuzun çevrimiçi derslere bağlanmasını sağlayamıyor. Berberim, her gün dükkândayım. Yarım saatte bir eve gidemem. Çareyi dükkâna da bir bilgisayar koymakta bulduk. Uzaktan evdeki bilgisayara bağlanıyorum ve oğlumun ders oturumunu açıyorum. Bitince arıyorlar, kapatıyorum; yeni ders başlamadan önce tekrar arıyorlar, yeniden bağlantı kuruyorum. EVDE HER GÜN TELEVİZYON KAVGASI VARÖzcan KarabağlarApartman görevlisiyim. İki odalı bir evde eşim ve 4 çocuğumla yaşıyoruz. Biri lisede, biri 6’ncı sınıfa başladı, diğerleri ilkokul 1 ve 3’e gidiyor. Evimizde küçük bir televizyon var. EBA’dan dersi hangi biri takip etsin? Allah’tan lisedeki ve birinci sınıfa başlayan okula gidiyor. Diğerleri de her gün evde televizyon kavgası yapıyor. İnternetten ders filan dediler ama bilgisayarımız yok. Benim telefonumdaki internet yetmiyor o işler için. Çocukların bu sene hiçbir şey öğrendiği yok, boşa geçiyor vakitleri. Anneleri göndermek istemiyor ama ben gitmelerinden ŞEYİ DERSLERE GÖRE AYARLADIKGülşah Kurukahveci Oğlum Ahmet bu yıl birinci sınıfa başladı, devlet okulunda. Hem haftada iki gün okula gidiyor hem de evden canlı eğitime bağlanıyor. Derslerin hepsi evden bağlantı yoluyla olsa çok iyi olacak. Önümüz kış ve vaka sayılarında artış yaşanma ihtimali bizi çok tedirgin ediyor. Gün içinde program yoğun, her şeyi onun ders saatlerine göre ayarlıyorum. Oğlumla birlikte ben de tüm derslere katılıyorum, yeniden okula başlamış gibiyim. Benim için zor da olsa eğlenceli geçtiğini söyleyebilirim.
Benzer Şikayetler 324görüntüleme23 Haziran 1154 Milli Eğitim Bakanlığı MEB Okulun Zorla Kendisi Staj Yerini Seçmesi Bizim okula bir firma geldi stajyer almak için şartları güzel olumlu bir firma gittim ve sözleşme imzaların staj görebilmek için. Sonra müdür yardımcısı herkesin sözleşmesini yırttı ve bizim istediğimiz firmaya gidebilirsiniz yıl sonunda size vereceğim puan benim elimde diye de tehdit etti. Sonuç ol...Devamını oku 680görüntüleme18 Haziran 1652 T. C. Cumhurbaşkanlığı İhsaniye Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürünün Tavrı İhsaniye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi müdürü a*** bey 10. Sınıfa giden oğlumu elinde hiçbir kanıt olmadan olayla hiçbir ilgisi olmadan 3 gün okuldan uzaklaştırma vermiştir. Bana oğlunuz devam etsin demesine rağmen sınıf tekrarına bırakmıştır. 16 yaşındaki oğlumun psikolojisi bozuldu ve artık oku...Devamını oku 1 Destekçi Mart 1018 Milli Eğitim Bakanlığı MEB Okulda Şiddet Ve Eğitim Hakkı! İlkokul 1. Sınıfa giden bir oğlum var. İBB Başakşehir Mehmet Akif Ersoy ilkokulu 1-c sınıfına gitmekte olan oğlum e** c** a**, öğretmeni h** d** tarafından kulağının çekilmesi ve kafasına vurulması suretiyle fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Konu ile alakalı okul müdürlüğüne ve CİMER'e dilekçe veril...Devamını oku Mart 0409 Milli Eğitim Bakanlığı Sınıf Öğretmenimizin Öğrencisine Gereksiz Bağırıp Korkutması! Bursa/Gemlik/Manastır/Cumhuriyet i. Ö. O'unda okuyan kızımın velisiyim. Öğretmenimiz m. K kızıma omzundan tutup yerine geç diye bağırıp arkadaşları önünde küçücük çocuğu rencide etmiş. Sebebi ise kızım teneffüs de bahçede oynarken top oynayan çocuklar yanlışlık la kızımın kafasına top gelmiş. Kızım ...Devamını oku Ocak 2328 Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Şiddeti Mağduruyuz tarihinde Pursaklar'da bir ortaokulda eğitim görmekte olan oğlum, okulun bir öğretmeni tarafından şiddete uğradı. Oğlum dehp tanılı ve tedavi görmekte, özel eğitime gitmekte psikolog ile terapiye devam etmektedir. Olay günü kantinde arkadaşlarıyla oynarken, arkadaşları tarafından şiddete ...Devamını oku Ocak 1917 Milli Eğitim Bakanlığı Temizlik Önemsiz Mi Temizlikten neden bu kadar kaçıyoruz? Milli Eğitim Bakanlığı Karşıyaka halk eğitim merkezinde yaklaşık 3 aydır bir kursa devam ediyorum. Ortak kullanım alanı olan koridor ve merdivenlerdeki pis görüntüden rahatsızım. Konuyu önce müdür yardımcısı se**beye, herhangi bir çözüm olmayınca bu kez müdür se...Devamını oku 799görüntüleme17 Ocak 1549 Milli Eğitim Bakanlığı Esenler Ayvalıdere Ortaokulu Merhabalar İstanbul Esenler ayvalıdere ortaokulu müdür yardımcısı olarak göreve devam eden sayın gizem t... Adındaki kişiden şikayet ciyim. Gerek çocukları azarlaması odadan kovması çirkince bağırıp çağırması kabul edilir bir davranış değildir. Bir eğitimci ye helede bir müdür yardımcısına yakışan h...Devamını oku Ocak 1752 Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Ders Anlatmıyor Adana Seyhan ilçesine bağlı Saniye Hüsamettin özaltın ortaokulu beşinci sınıfa devam eden oğlumun Türkçe öğretmeni derse girip metin açın okuyun diyor video açıp izleyin diyor ve telefonuyla konuşuyormuş bütün öğrenciler aynı dertten muzdarip biz müdür yardımcısı olan kişiye söyledik ama durum oku Ocak 1100 Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Sorunu! Çocuğumun sınıfında öğretmen her pazartesi yer değişikliği yapıyor. Yaklaşık 3 aydır bu şekilde ve çocuğumu 2 aydır 2 haftalık aralıklarla gribal enfeksiyondan hastaneye götürüyorum. Çocuk iyileşiyor ve 2 hafta sonra aynı oluyor. Bugün hocayı aradım dedim ki hocam durum böyle böyle bu çocukların yer...Devamını oku Aralık 2021 2211 Milli Eğitim Bakanlığı Müdür Yardımcısı Psikolojik Baskıyla Kişiye Hakaretler Ediyor Bursa Mudanya Güzelyalı ortaokulu müdür yardımcısı E***O*** hakkında şikayetim var benim çocuğum özel öğrenme güçlüğü olan bir birey arkadaşlarıyla arasında sorun olduğunda müdür yardımcısı olacak şahısa daha kendini anlatamadan sen ahlaksız mısın annenden babandan terbiye görmedin mi diyerek aşağıl...Devamını oku Markanın En Popüler Konuları
SORU BANKASI 12 Aralık, 2012 kere okundu Soru Merhabalar benim oğlum 12 yasında ders ve yemek husuunda ciddi sıkıntılarımız var kendimle alakalı da söyliyeyim bende biraz sinirli bir yapım var yaklaşım nasıl olmalı dikkat eksikliği bir de kendinin fark edilmesi için sınıfta tuhaf hareketler yapıyormuş teşşekü ederim değerli bilgilerinizi bekliyorum/Seyfullah CEVAP Merhaba Seyfullah Bey, Birçok ebeveyn çocuklarının gerek yeme gerekse de ders çalışma konusunda ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Burada yapılması gereken ilk şey bu problemlerin sebeplerini doğru tespit etmeye çalışmak olmalıdır. Mesela yemek yeme konusunda ne gibi bir sıkıntı var, sevdiği ve istediği şeyleri yiyor ama kendisine faydalı bazı sebzeleri mi yemiyor? Yoksa hemen hemen hiçbir şey mi yemiyor? Bunları iyi gözlemleyip sıkıntının bir sağlık probleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığını tespit ederek varsa bu sağlık problemlerini ortadan kaldırmak lazım… Şimdi gelelim ayrı ayrı bu konularda neler yapabileceklerinize ve dikkat etmeniz gereken hususlara. Yemek Yeme Problemleri Her şeyden önce yeme problemleri oldukça görecelidir bazı ebeveynler çocuklarının her yaş döneminde aynı porsiyonda yemek yemelerini veya bebeklik dönemlerindeki gibi sık aralıklarla sürekli yeme ihtiyaçları olduğunu düşünür unutulmamalıdır ki çocuk büyüdükçe yeme ihtiyaçları değişir, öğünler azalır ama bunun yanında düzenli yemeye başlar elbette yeme alışkanlığı kazanırken ebeveynler bilmeden yanlışlık yapmazlarsa…12 yaşında bir erkek çocuğun uzmanların görüşüne göre en az kg. arasında olması gerekir. Bu değerlerin altı ve üstü normal değildir. Eğer çocuğunuzun kilosu kg’ın altındaysa mutlaka bir doktora başvurun bunun altında değil ama sınıra yakınsa aşağıdaki önerileri dikkate almanızı tavsiye ederim. Çocuğunuza sık sık abur cubur yedirmeyin özellikle de yemek vaktine yakın zamanlarda. Düzenli yemek yemeye çalışın ve yemek saatinde herkes gibi çocuğunuzu da sofraya çağırın ancak 2-3 çağrıyla yetinin ısrarcı olmayın sofraya gelmezse veya gelip de yemezse ve geçerli bir mazereti yoksa bir dahaki yemek saatine kadar bir şeyler yedirmeyin. Yemek yeme konusunda çocukla çok fazla konuşmamaya çalışın yalnızca yediğinde ne gibi faydaları olacağını yemediğinde ne gibi olumsuzluklar yaşanabileceği konusunda onun anlayacağı şekilde onu bilgilendirin. Sürekli konuşursanız ters tepki oluşturup bu konuda inatlaşabilir. Yeme konusunda sizlerde çok dikkatli olun eğer sizler çocuğunuzun yanında yemek seçer veya yemekler hakkında olumsuz yorumlarda bulunursanız çocuğunuz da bazı yemekleri yemeyebilir veya seçebilir. Eğer çocuğunuz kendisine çok faydalı olan yiyecekleri yemiyorsa sevdiği bazı besinlerle karıştırarak veya onun sevdiği şekillerde veya renkte hazırlayarak onun damak zevkine uydurarak yemesine sağlayabilirsiniz. Mesela süt sevmeyen çocuğa sütü kakaoyla veya balla karıştırarak içmesini sağlayabilirsiniz. Yemekleri ailecek hep birlikte yemeye çalışın, yemesini istediğiniz yiyecekleri sizlerde yiyin ve yemek yeme vakitlerini onların da hoşuna gidecek şekilde eğlenceli hâle getirmeye çalışın… Çocuğunuzu okula göndermeden mutlaka iyi bir kahvaltı yapmasını sağlayın, kahvaltı yapsın yapmasın fazla harçlık vermeyin genelde öğrencilerin çoğu okulda kantinlerden sağlıksız ürünler almakta bunlarda yeme alışkanlıklarını çok olumsuz etkilemektedir. Çocuğunuzun bazı yemeklerin yapılmasına, salata hazırlanmasına veya sofra kurulmasına yardım etmesini sağlayabilirsiniz. Çocuğunuz yemeği hazırlamada, sofrayı kurmada emeği olduğu için yemek yemeye istekli olacaktır. Özellikle iştahı azaltan bol şekerli bisküvi ve çikolataları sınırlı miktarda alması sağlayın. Ve unutulmamalıdır ki birçok problemde olduğu gibi bu konuda da aşırı koruyucu anne baba tutumu çok önemli yemek yeme sorunlarına yol açmaktadır o yüzden aşırı koruyucu ve baskıcı tutumlardan uzak durmalısınız. Ders Çalışma Problemleri Çocuk ders çalışmak istiyor da dikkatini mi toplayamıyor? Ya da ders çalışıyor ancak yine de başarısız mı oluyor? Ya da hiç mi ders çalışmak istemiyor? Tüm bunları da iyi inceleyip dikkatini toplayamama, geç anlama veya görme engeli gibi sağlık problemleri varsa öncelikle bunların giderilmesi gerekir. Her anne-baba çocuğunun sınıfında ödevlerini en iyi yapan, çalışma noktasında öğretmenlerinin beğenisini kazanan, arkadaşlarına da iyi örnek olan bir öğrenci olmalarını ister. Ancak genelde bir çoğumuz bunu başaracak olanın yalnızca çocuğumuz olduğunu düşünerek “Ben ders çalış demezsem asla ders çalışmıyor”; “Aslında benim çocuğum çok zeki ama çalışmıyor”; “Yarın yazılısı var ama hiç umurunda değil”; “Ders için odaya girmesiyle çıkması bir oluyor”; “Ödev var mı diyorum, öğretmen vermedi diyor” gibi şikayetlerle hep onu suçlarız elbette çocuğumuzun bu konuda yapması gerekenler var ama ya bizim yapmamız gerekenler bizler öncelikle bunları yerine getirmeliyiz. Mesela çocuğunun sınıfını bile bilmeyen babalar var, öğretmenini tanımayan, okulunun nerede olduğunu bilmeyen, hangi dersleri gördüğünü bunlardan ne kadar sınav olduklarını vb. bilmeyen ebeveynler var dolayısıyla bizler öncelikle çocuklarımızın yapacaklarından değil de kendi üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmekle başlamalıyız bu konudaki problemleri gidermeye… Çocuğunuzun dersleri ve öğretmenleri hakkında bilgi sahibi olun, Çocuğunuzun öğretmenlerinden ve rehber öğretmenden onun hakkında bilgiler alın, toplantılara katılın, imkân buldukça okulunu ziyaret edin Çocuğunuzda dikkat eksikliği, hiperaktivite ve öğrenme güçlüğü gibi problemleri olup olmadığını öğretmenleri ve rehber öğretmeniyle görüşerek tespit edin. Eğer varsa bu konuda onların ve uzmanların yardımını alın Çocuğunuzun olumlu yönlerini ön plana çıkarın yaptığı iyi şeyleri takdir edin, özellikle çocuğunuzun okulda dikkat çekmek istemesi aslında takdir edilmeye, değer verilmeye ihtiyacı olduğunun da bir göstergesi olabilir bazen çocuklar bunu başarabilmek için olumlu olumsuz her yolu deneyebilirler. Çocuğunuzun kapasitesini aşan beklentiler içine girmeyin… Çocuğunuzun ödevlerini yapabileceği uygun mekan hazırlayın. Bu çocuğa ait bağımsız bir oda olduğu gibi, ders çalışma köşesi de olabilir. Ve kesinlikle o ders çalışırken sizler Tv seyretmeyin böyle bir durumda sizlerde kitap okuyabilirsiniz mesela, Ev ödevi için her gün düzenli ’ödev saati’’ oluşturmasını sağlayın. Çocuğunuzun düzenli ödev yapma alışkanlığını geliştirmesine yardımcı olun. Ödev saati sona ererken, çocuğun yapmış olduğu çalışmayı kontrol edin, İmkânlarınız ölçüsünde zamanında tamamlanan ödevlerin, başarılı olunan sınavların ardından birlikte yapmaktan hoşlandığınız ortak bir faaliyeti gerçekleştirin Sinemaya, tiyatroya gitmek gibi, Çocuğunuzun ödevlerini asla siz yapmayın ancak yönlendirmelerde bulunabilirsiniz, Belirli bir saate kadar ödevin bitirilmesi konusunda çocuğunuzla görüş birliğine varın. İstisnalar dışında çocuğunuzu, zaman sınırlamasına sadık kalması için uyarın, Ders çalışması ve ödev yapması konusunda ona baskı yapmayın. Önemli olan çocuğunuzun ders çalışırken keyif alabilmesi, desteğiniz ve teşvikinizle yapabileceğinin en iyisini ortaya koyabilmesidir. Kesinlikle çocuğunuza yaklaşımınız olumlu ve yapıcı olmalıdır hele ki ergenlik öncesi sert, agresif ve sinirli yaklaşımlar çocuğunuzun size ve söylediklerinize tepki geliştirmesine sebep olur bunlar çözüme katkı sağlamak yerine bilakis çözümsüzlüğü körükler. Çocuğunuzla gerektiğinde bir arkadaş gibi konuşup yapmasını istediğiniz şeyleri güzelce onun anlayacağı şekilde anlatmanızda fayda var. Olumsuz durumlarda hemen sinirle karşılık vermek yerine sakin olup sonuçlarını görmesine izin vererek ona destek olursanız bu problemleri rahatlıkla aşacağınıza eminim. Allah kolaylıklar versin… Paylaşmak Güzeldir
Uzaktan eğitim geçen yıl başladığında herkes Milli Eğitim Bakanlığı’nın MEB bu konuda hazırlıksız oluşuna karşı anlayışla yaklaştı. Çünkü pandemi öngörülemez bir şekilde geldi ve MEB’in de bunu öngörmemesi anlaşılabilirdi. Fakat virüsün ülkede görüldüğünün ilk kez görüldüğünün duyurulduğu 11 Mart’tan bugüne 5 ayı aşkın bir zaman geçti. Ancak MEB ne yüz yüze eğitime geçmek için ne de uzaktan eğitimi sağlıklı ve erişilebilir bir şekilde yürütebilmek için çalışmalar yaptı. Sonuç olarak 2020-2021 eğitim-öğretim yılı 31 Ağustos tarihinde uzaktan eğitim yoluyla başladı. Fakat buna gelene kadar da MEB’den ya da Bakan Ziya Selçuk’tan çok net açıklamalar gelmedi. Okulların nasıl açılacağı hep soru işareti olarak kaldı. Önce kesinlikle yüz yüze dendi. Sonra ilk olarak uzaktan başlayacak, ardından yüz yüze olacak dendi. Önce telafi eğitimleri yüz yüze başlayacak dendi, sonra uzaktan başladı. Özetle, MEB bu süreci tamamen plansız ve hazırlıksız yürüttü. Hiçbir planlama yapılmadı. Birgün'den Meral Danyıldız & Mustafa Kömüş'ün haberi şöyle Dosyamızın ikinci gününde yine iki veli ve üç öğretmenin görüşleri var. Muğla’da yaşayan bir veli bulunduğu bölgede internete erişimde yaşadıkları sıkıntılara dikkat çekti. Diyarbakır’da yaşayan dört çocuklu bir veli ise yaşadıkları geçim sıkıntısını ve bu sebeple bilgisayar, tablet ve internet satın alabilecek güçleri olmadıklarını aktardı. Antep’te yaşayan bir öğretmen 105 öğrencisi olduğunu ama sadece 20’sinin derse katıldığına değinirken, İstanbul’da yaşayan bir öğretmen ise eğitimde var olan eşitsizliklerin derinleştiğine vurgu yaptı. Hopa’da yaşayan bir öğretmen ise öğrencilerin çay topladıklarını ve bu nedenle eğitimin aksadığını aktardı. Antep’te genellikle dezavantajlı çocukların yaşadığı bölgede öğretmenlik yapan Gülfidan Özpolat, ailelerin sosyoekonomik anlamda çok ciddi sıkıntılar yaşadığının altını çizdi. Üzerine kayıtlı 105 öğrenci varken derse yalnızca 20 kişinin katıldığını belirten Özpolat, buna sebep olarak bilgisayar ve internet erişimini işaret etti. Özpolat, Antep’te yaşayan Suriyelilerin sayısının 100 bini aşkın olduğunu ve bu kişilerin eğitimden tamamen yoksun kaldığını ifade etti. Özpolat şöyle konuştu “Bir derste üzerime 60 öğrenci tanımlanmıştı, katılım yalnızca 10’du. Bizim ulaşabildiğimiz tüm velilerimizi ders saatlerinden haberdar ediyoruz ki zaten herkesin gireceği dersin saati ve günü belli. Ancak buna rağmen katılım oldukça düşük. Çünkü internetleri yok, yeterli cihazları yok, çok çocuklu ailelerde çocukların dersleri çakışıyor, giremiyorlar. Haftada iki ders canlı ders olduğunu düşünürsek öğrencilerin sınırsız internete ihtiyaçları var ama bizim çocuklarımızın böyle bir durumu yok. Antep’te altyapının yeterli olmadığı mahalleler de var. Bizim ilimizde yaklaşık 100 bin tane Suriyeli öğrenci var, bu öğrencilerin büyük bir kısmı da derslerden çok uzak kaldı. Evinde televizyonu olmayan öğrencilerimiz var. Canlı derslere girmeyi bırakın, televizyondan bile EBA’yı takip edemeyen öğrencilerimiz var. 105 öğrenciden en fazla 20 öğrenciyle ders yapabildim. Çok ciddi bir sıkıntı var.” Televizyonu olmayan öğrenciler var EBA destek merkezlerine de değinen Özpolat, bu noktalara gidecek öğrenciler için yeterli cihaz da sağlanması gerektiğini ifade etti “Orada kuracakları cihazlar yeterli olacak mı? Benim çalıştığım mahallede bütün veliler neredeyse asgari ücretle çalışıyor. İki çocuğunuz olduğunu düşünün, hem onlara yetecek internet, derslere katılacak yeterli cihaz gerekli. Bu çok ciddi bir maliyet. Velilerimiz çok üzgünler. Mesela benim 34 kişilik sınıfımda evinde televizyon olmayan iki öğrencim var. Cihazı, interneti ve akıllı telefonu olmayan öğrencilerim var. O çocukların özel ders alabilme, dershaneye gitmek gibi koşulları yok. Sadece okuldan bir şeyler öğrenebiliyorlar. Ama okulla aralarında duvar örülmüş durumda.” Eşitsizlik derinleşiyor İstanbul Gaziosmanpaşa Ertuğrul Gazi İlkokulu’nda görev yapan ve aynı zamanda Eğitim Sen 4 No’lu Şube Başkanı da olan Yurttaş Yıldırım ise, 33 mevcutlu sınıfta online derslere katılan kişi sayısının en fazla 14-15 olduğunu belirtti. Yıldırım şöyle konuştu “Çocukların evlerinde internet olmaması, internet olsa bile uygun altyapı olmamasından dolayı birçok öğrencimiz canlı derslere katılamıyor. Ben ilkokul üçüncü sınıf öğretmeniyim, liselerde bu oran çok daha düşüyor. Meslek liselerinde bu oran yüzde onlarda kalabiliyor. Evlerinde tablet, bilgisayar, internet erişimi yok. Telefon üzerinden girmeye çalışıyorlar. Evde sadece babanın telefonu varsa o da işe giderken yanında götürmek zorunda kalıyor. Bu nedenle hiçbir şekilde erişim olmuyor. Evlerde telefon çekmediği durumlar oluyor. Kaldı ki öğrencilerin telefonla yazıları görme şansları az, çok sağlıklı bir erişim olmuyor. Mutlaka tablet ya da bilgisayar edinilmesi gerekiyor. Bakanlığın koyduğu EBA destek noktaları var. Bunlar da her ilçedeki belirli noktalarda. Buralara özel bir yatırım yapılmamış, var olan bilgisayarlar buralarda kullanılıyor. Ancak oradaki bilgisayar sayısı da 6yı, 7’yi geçmiyor ve işleyiş çok da sağlıklı değil. Çocuğun oraya erişmesi sıkıntılı, görevlendirilen öğretmenler hakkında net bir bilgi yok. Özel okullardaki erişme yüzdesi devlet okullarında giderek azalıyor. Özel okullarda 6 saat canlı ders yapılıyor, çoğu öğrencinin bilgisayar ve tableti olması üzerinden yürütülüyor. Devlet okullarında ise bilgisayarı olmayan öğrenciler uzaktan eğitime ulaşamıyor. Bu da haliyle öğrenciler arasındaki eşitsizliği daha da derinleştiriyor. Özellikle yoksul ve dezavantajlı öğrencilerin bulunduğu bölgelerde uzaktan eğitim oldukça düşüyor” dedi. Hopa’da görev yapan Öğretmen Zeliha Yıldırım da çay sezonunun sonunda olduklarını ve bu esnada çocukların aileleriyle çay toplamak için köylere gittiğini söyledi. Köylerde teknik altyapı olmadığı için öğrencilerin derse katılamama durumları da olduğunu belirten Yıldırım, “Biz bazı velilerimize ulaşıp, pandemi döneminde köyde yaşamaya devam edeceklerse, köye bir şekilde internet çekilmesini talep etmelerini söylüyoruz. Ancak şu anda onlarında yapabileceği bir şey yok” şeklinde konuştu. Erişim sıkıntısı Muğla Ula’da altıncı sınıfa giden bir çocuğu olan ismini vermek istemeyen bir veli, bulundukları yerde herhangi bir operatör sistemi olmadığını ve telefonların çekmediğini söyledi. Veli konuyu CİMER’e de taşıdıklarını ama çözüm bulamadıklarını aktardı. Velinin ifadeleri şöyle “Çocuğum televizyondan erişebiliyor ama televizyondan da pek bir şey anlamıyorlar. Biz bunu CİMER’e bildirdik. Ancak herhangi bir yazı gelmedi. Köyde okuyan ailelerin çocukları internet üzerinden eğitimden yararlanamıyor. Hastalıktan dolayı Muğla’dan köye gittik. EBA’ya televizyondan bakabildi sadece. İnternet üzerinden hocaların gönderdiği ders notlarına bakamıyoruz. Böyle olunca sınavlara da hazırlanamadı. Yalnızca kitapları geldi. Kitaplar üzerinden çalışıyor çocuğum ama internet üzerinden eğitim alamıyor. Bir tane ufak oğlum var. Kardeşine bazen izletmediği oluyor. Ufak olduğu için çizgi film izlemek istiyor. Çocuğum canlı bağlantılara katılamıyor.” "Abimin ders saatiyle çakışıyor!" Gülfidan Özpolat’ın derse katılımla ilgili soruya öğrencilerin verdiği cevaplar şöyle ♦ Bilgisayarımız var ama çalışmıyor, bozuldu. Annemin telefonu da eski model olduğu için EBA indirilmiyor. ♦ Tabletimiz yok. Annemin telefonundan da kardeşim ve ben birlikte çalıştığımız için biraz zor oluyor. ♦ Biz maddi olarak zor durumdayız. Evde televizyon, bilgisayar ve internet yok. ♦ Biz 4 kardeşiz. Evde bir telefonumuz var ama o da bozuk. ♦ Bazen komşunun bilgisayarından giriyorum. Liseye giden abimin ders saatiyle çakışıyor. Bu eğitimden hiçbir şey anlamıyoruz. EBA’ya çocuklar hiç giremedi Diyarbakır Silvan’da yaşayan 40 yaşındaki ismini vermek istemeyen bir başka veli ise yine bilgisayarı olmayan binlerce aileden yalnızca bir tanesine örnek. Görme engeli bulunan veli, dört çocuğu ve eşiyle altı kişilik bir aile olduklarını aktardı. Ayda 850 TL’ye karınlarını doyurmaya çalıştıklarını belirten veli, bilgisayar alacak durumunun da olmadığını söyledi “İnternete erişimi geçtim, bilgisayar alacak durumum da yok. Başvurduğum yerlerden bir sonuç alamadım. Biz köyde ikamet ediyoruz ve eğitimden dört dörtlük faydalanıyoruz desek yalan söyleriz. Okul da yok. Çocuklarıma ne defter ne de kalem alabildim. Eğitimin belirsizliğinden dolayı hiçbir şey yapamadım. Artık ne şekilde eğitim alacaklarını bile bilmiyorum. EBA’ya çocuklarım hiç giremedi. Girebilmeleri için en azından bir bilgisayarın olması şart. Televizyondan kısmen bakabildiler. Herhangi bir kaynağa erişemiyorlar ki. Televizyondan çocuğun rahat alabileceği bir şey yok. Ses oluyor, gürültü oluyor. Ama bilgisayar olsa girip herhangi bir yayınevinin sayfasına istediği kitaba veya kaynağa erişebilecek, test çözebilecek. Bu şekilde giderse çocuklarımız hiçbir şey öğrenemeyecek ve öğrendiklerini de unutacak. En azından bir internet ağı olsa veya çalışabilseler istedikleri testi çözüp kendilerini geliştirebilecekler.”
liseye giden oğlum ders çalışmıyor