🏒 Su Kirliliğini Önlemek Için Yapılan Projeler

c4mAado. Su Kirliliğini Önlemek için Ne Yapmalıyız? Su kirliliği; göller, nehirler, denizler, okyanuslar ve yeraltı suları gibi su kütlelerinin kirlenmesi veya kirletilmesi sebebiyle kullanılan bir kavramdır. Her türlü su kirliliği, kirliliğin bulunduğu havzanın çevresindeki veya içindeki tüm organizmalara zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda çeşitli tür ve toplulukların yok olmasına da ortam hazırlar. Spesifik olarak su kirliliğinin nedeni, zararlı bileşenler içeren atık suların uygun arıtılmadan havzaya boşaltılmasından kaynaklanmaktadır. Su kirliliği dünya çapında büyük bir sorundur ve birçok ölüm ve salgının nedeni olduğu gözle görülür şekilde ortadadır. Doğrudan veya dolaylı olarak su kirliliğinin yol açtığı hastalıklar günde kişiyi öldürüyor. Buna karşın, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde ciddi sorunların yanında bu kirliliğin azaltılmasına yönelik araştırmalar sürdürülmekte ve devam etmektedir. Bugün Amerika Birleşik Devletleri, dünyadaki en yüksek kirli su yüzdesine sahip ülkedir. Son zamanlardaki ulusal araştırmalar gösteriyor ki ülkedeki nehir havzalarının %45’i, göl havzalarının %47’si ve liman ile haliçlerin %32’ si su kirliliği sebebiyle kirlenmiş bulunmaktadır. Su kirliliği, sudaki canlıların yaşam konforu testi, gözlem ve araştırmalar yoluyla belirlenebilir. Kirlenmiş suda enkaz, tortu, dışkı ve ölü yaratıklar görebilirsiniz, ancak bakteri, virüs ve parazitler gibi görünmez organizmalar da kirlenmiş suyun habercisi olabilir. Su kirliliği, hava ve toprak kirliliği ile birlikte inceleniyor. Toprak kirliliğinin yeraltı sularına, nehirlere ve okyanuslara yayıldığı bilinmektedir. Benzer şekilde, hava yoluyla yayılan kimyasallar da su kütlelerini kirletmektedir. Çevre kirliliğine neden olan kirleticiler, çeşitli kimyasallar, patojenler ve ısı değişimi gibi fiziksel veya duyusal değişiklikleri içerir. Yine doğada ve suda doğal olarak bulunan kalsiyum, sodyum, demir ve manganez gibi minerallerin aşırı değişiminin kirlilik nedeni olduğu düşünülmektedir. Oksijen tüketen maddeler arasında bitkiler gibi doğal elementler ve kimyasal maddeler gibi yapay elementler bulunur. Diğer doğal veya yapay oksijen tüketen maddeler suda bulanıklığa neden olur. Çevredeki bitkilerin büyümesini yavaşlatan ışığı yansıtmaz. Ayrıca bazı balıkların solungaçlarının tıkanmasına neden olur. Doğrudan ve dolaylı kirleticiler su kirliliğinin önde gelen nedenlerinden biridir. Doğrudan kaynaklar fabrikalar, rafineriler ve kanalizasyon arıtma tesisleridir. Dolaylı kirletici kaynakları, su kaynağına toprak, yeraltı suyu sistemleri ve yağmur suyu yoluyla giren kirleticilerdir. Su kirliliğinin kendi içerisinde iki ana gruba ayrılmış çeşitliliği bulunmaktadır. Havzalardaki atık su kaynakları genellikle birbirinden farklıdır, ancak yine de bazı ortak özellikleri paylaşırlar. Su kaynağına bağlı olarak su kirliliği iki farklı sınıfta incelenir. Bunlar nokta kaynaklı kirlilik ve difüzyon kirliliğidir. Kirliliği birbirinden ayıran bu su kirliliğinin çeşitleri nelerdir? Nokta Kaynaklı Kirlilik; Nokta kaynaklı kirlilik, havzanın belirli bir noktadan üretilen atıklarla kirlendiğini gösterir. Bu tür kirliliğin kaynakları arasında evsel atıklar, fabrika atıkları ve kanalizasyon arıtma tesislerinden kaynaklanan rögar taşmaları yer alır. Nokta kaynaklı kirlilik, düzenleyici uygulamanın bir parçası olarak Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Temiz Su Hareketi CWA tarafından tanımlanmaktadır. CWA'nın nokta kaynaklı kirlilik tanımı 1987'de topluluk çapındaki rögar sellerini ve endüstriyel sel baskınlarını içerecek şekilde değiştirilmiştir. Difüzyon Kirliliği; Difüzyon kirliliği ise, tek bir kirlilik kaynağına sahip olmayan yaygın kirlilik için kullanılan bir terimdir. Bu tür kirliliğin nedeni, zamanla az miktarda ki kirleticilerin birikmesidir. Bunun en bilinen örneği, tarım arazilerinin verimli topraklarından süzülen ve zamanla biriken azot bileşiklerine maruz kalmaktır. Bu tür kirliliğe örnek olarak, sel tarafından yok edilen ve uçup giden tarım ürünleri ve orman biyosferleri dahildir. Zaman zaman parklar, yollar ve otoyollar sular altında kalarak kentsel atıklar biriktiriyor. Bu genellikle yaygın kirlilik adına incelenir. Ancak böyle bir birikimin nedeni tek bir yerde kanalizasyon taşması ise bu örnek yeterli olmayabilir. Su kirliliğini meydana getiren etmenler bu şekildedir. Su kirliliği zehirlenmeye, canlı organizmalara zarar vermeye, hastalık ve ölüme neden olabilir. Kirli su ile cilt teması, bu su ile yıkanmış yiyecek ve içecek tüketimi ve mahsul ekimi kirlilikten en çok etkilenilen faaliyetlerdir. Bu kirlenmiş su ile vücudumuza nüfuz eden ve organlara ulaşan kirleticiler hastalığa davetiye çıkarıyor. Bunun yanında biyoçeşitlilik hızla azalmakta ve ormansızlaşma, iklim değişikliği ve toprak bozulması gibi sorunlar su kirliliği sebebiyle yaygınlaşmakta ve önü alınamaz hale gelmektedir. Bu denli zararlı etkilerin önüne geçebilmek için yapılan binlerce araştırma ve faaliyet mevcut. Ancak bunlara rağmen toplumu su kirliliğine dair bilinçlendirmek oldukça zor. Bu büyük ihtimalle toplumun büyük çoğunluğunun umursamadığı bir durum olsa da esasında bu doğa bizim ve biz etkilenmeye başlamışken esas etkileri bizim devam edecek neslimizin görmesi çok büyük bir olasılık. Su kirliliğinin çözüm yollarını bulmak için dünya genelinde oldukça fazla araştırma yapıldı ve çeşitli çözüm önerileri sunuldu. Harvard Üniversitesi'nin su kirliliğiyle ilgili bir makalesine göre, su kirliliği çözümlerinin, onunla başa çıkmanın hem bireyler hem de kurumlar için geçerli yolları vardır. Su kirliliğini yönetmenin ilk yolu daha az su kullanmaktır. Sınırlı kaynakları verimli kullanmak için ev tipi su tasarrufu sağlayan cihazlara öncelik vermenizi öneririz. Diş fırçalarken su akmaması, çamaşır veya bulaşık makinesi dolmadan çalıştırmamak, sebzeleri atık su ile yıkamak gibi öneriler de oldukça önemli bir yer tutar. Evde ve işte kullanılan kimyasal temizleyicilerin miktarının azaltılması tavsiye edilir. Belediye su borularını kontrol etmeli ve düzenli olarak değiştirmelidir. Kanalizasyon arıtma tesislerinin yapımını, yönetimini ve etkin kullanımını garanti altına almak, su kirliliğine yönelik önemli bir adım atabilir. Yağı kanalizasyona dökmek yerine kullanılmış yağı toplamanız ve belediye atık toplama noktasına teslim etmeniz gerekir. Geri dönüştürülebilir ürünlerin seçilmesi, atıkların ayrıştırılıp sınıflandırılması ve geri dönüştürülebilir malzemelerin uygun şişelerde bırakılması önemli görülmektedir. Yanlış ilaç, ilaç ve gübre kullanmaktan kaçınmak ve bunları akıllıca kullanmayı öğrenmek su kirliliğine karşı alınacak önlemlerden biridir. Hawaii Üniversitesi tarafından paylaşılan bir araştırmaya göre, paketlenmiş gıdaların yutulmasından renk seçimine, plastiklerin kullanılmasına ve çöplerin yere atılmasına kadar yaşam üzerindeki birçok etkinin su kirliliği üzerinde üzücü sonuçları olabilir. Su kirliliğini azaltmanın en kolay yollarından biri organik madde içeren ürünleri tercih etmek, ambalajsız ürün almaya alışmak, yeniden kullanım ve geri dönüşüm alışkanlığı geliştirmektir. Düzenli araç bakımı yoluyla olası petrol ve kimyasal atık dökülmelerini önlemek gibi basit görülebilen çözümler de su kirliliğini azaltır. Su kirliliği önlemlerine uyularak, bahsedilen araştırmalara göre aslında yeterli çaba, gayret ve ehemmiyet ile dünyamızın büyük çoğunluğunu oluşturan su kaynaklarını günümüzden daha iyi bir hale getirebilmek mümkündür. Kirliliği Asit yağmurları bitkilere zarar vermekle kalmaz toprağın doğal yapısını da bozar. Topraktaki mineralleri çözer ve ürünler için gerekli olan kalsiyum, potasyum ve magnezyum gibi iyonları yer altı sularına karıştırır. Bunun sonucu olarak da toprağın verimliliği düşer. Bitkilerin yapısını bozarak onların kurumalarına ve tahrip olmalarına neden olur. Aynı şekilde tarihi eserlerin özelliklerinin kaybolmasına ve aşınmasına neden olur. Toprak kirliliği özellikle; • Gübreler ve gelişmeyi düzenleyici maddelerin tarımda kullanımı, • Kömür ve madenlerin çıkartılması ya da eritme fırınlarında oluşan atıkların toprağa yığılması, bunların içerisinde bulunan toksik maddelerin eriyerek toprağa süzülmesi, • Kimyasal atıkların toprağa gömülmesi, • Ev çöpü, lağım suları, endüstri atıklarının toprağa boşaltılması ile ortaya çıkar. Toprak kirliliğinin önlenmesi için endüstriyel atıkların toprağa gömülmesi kesinlikle önlenmelidir. Birtakım kimyasal atıkların toprağa atılması da engellenmelidir. İlaçlamaların ve diğer kimyasal madde kullanımlarının bilgili kişilerce ve yetkili kurumların önerisine göre yapılması gerekmektedir. Kirliliği Deniz, göl ve nehirlere karışan asit yağmurları bu suların daha fazla asidik olmasına neden olur. Bu durumda deniz, göl ve nehirlerde yaşayan canlıların yaşamları tehlikeye girmiş olur. Kanser gibi pek çok hastalığın temel nedenlerinden birinin suya karışan asidik toksik maddeler olduğu yapılan araştırmalarda ortaya konulmuştur. Su kirliliğini önlemek için arıtma tesisleri kurulmalı, belirli bölgelerde nüfus artışının önüne geçilmeli, insanlar bilinçlendirilmen, su kaynaklarının korunması için plan ve program yapılmalı. Kirliliği Her geçen gün artan çevre sorunlarının başında hava kirliliği gelir. Geleceğimizi büyük ölçüde tehdit etmekte, ekolojik tehlikelerle karşı karşıya bırakmaktadır. Dünya nüfusunun hızla artmasına paralel olarak artan enerji kullanımı, endüstrinin gelişimi ve şehirleşmeyle ortaya çıkan hava kirliliği, insan sağlığı ve diğer canlılar üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir. Hava kirliliği, insan ve diğer canlılara zarar verecek miktar ve süredeki kirleticilerin atmosfere karışması olarak tanımlanabilir. Kirleticiler, doğal veya insan faaliyetleri sonucu atmosfere karışabilirler. Ayrıca ozon tabakasının yapısının bozulması ve küresel ısınma gibi problemlerin kaynağı da yine hava kirliliğidir. Tüm bu sorunların temel sebebi bilinçsiz kullanım ve insanların çevre hakkındaki duyarsızlığıdır. Birey olarak bu türlü çevre sorunlarına hassasiyetimizi korumalı ve üzerimize düşen görevleri yerine getirmeliyiz. 1133 Van Gölü'ndeki kirlilik için kapsamlı projeVAN Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce bşlatılan ve birçok alanda uzman 4 bilim insanının yer aldığı projeyle, Van Gölü'ndek kirlilik oranını belirlemek ve bu kirliliği önlemek için harekete geçildi. Van Gölü'ndeki kirlilik için kapsamlı projeVAN Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce bşlatılan ve birçok alanda uzman 4 bilim insanının yer aldığı projeyle, Van Gölü'ndek kirlilik oranını belirlemek ve bu kirliliği önlemek için harekete geçildi. Proje kapsamında Van Gölü'nde belirlenen 800 metrekare alanda ölçüm yapılıyor. Van YYÜ Üniversitesi'ne bağlı Su Ürünleri Fakültesi'nden Ataman Altuğ Atıcı, yapılan çalışmalarda Van Gölü'nün ciddi bir kirlilikle karşı karşıya olduğunu söyledi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nin başlattığı projeyle, Van Gölü'ne kurulan istasyonlar aracılığıyla Van Gölü'nün kirliliği ölülüp, oranı belirleniyor. Van YYÜ Üniversitesi'ne bağlı Su Ürünleri Fakültesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Ataman Altuğ Atıcı da aralarında bulunduğu 4 bilim insanı, Van Gölü'ndeki kirlilik oranını ölçüp belirlemek ve kirliliği önlemek için proje hazırladı. 'Van Gölü'nde ne kadar mikro plastik var?' projesi kapsamında başlatılan çalışmalar, 330 mikrometre göz açıklığına sahip olan Manta trawl ağı ile yapılıyor. Tekne ile gölde belirlenen 800 metrekare alan üzerinde 5 bin metreye kadar inilerek, çalışmalar yürütülüyor.'MİKRO PLASTİKLER, İNSANLARIN YEDKLERİNE VE İÇTİKLERİNE DE GİRİYOR'Çalışmayı yürüten Dr. Öğretim Üyesi Atıcı, dünyadaki tüm su kaynaklarında olduğu gibi Van Gölü'nde de plastik atıklarla ilglii ciddi sıkıntılar olduğunu belirterek, "Biz bunu bir çalışmaya dönüştürmek istedik. Tüm dünyada plastikler ciddi bir problem. Birçok su kaynağında ister istemez plastiklerle karşı karşıya kalıyoruz. Bu çalışma da mikro-plastik dediğimiz 5 bin metre altındaki küçük plastik gruplarını incelemeye aldık. Mikro plastikler, daha büyük plastiklerin zamanla parçalanıp küçük parçalardan oluşan bir plastik grubu. Tabi tehlikeli bir durum aslında. Çünkü kullandığımız su kaynakları veya kullandığımız gıdalara bile girmekte. Bunlar insan sağlığı için ciddi tehlike oluşturuyor. Biliyorsunuz Van Gölü kapalı bir göl, kapalı bir havza konumunda. Bir çok su kaynağı Van Gölü ile birleşiyor. Ancak Van Gölü'nde bir çıkış söz konusu değil. Evinizdeki bir havuz gibi düşünün. Sürekli havuza bir şeyler atıyorsunuz. Ama havuz olduğu yerde kalıyor. Su kaynakları bir yere gitmiyor. Bu şekilde düşünürsek ciddi bir tehlike ile karşı karşıyayız. Özellikle bu noktada vatandaşların çevreyi kirtetmemesi, plastik atıklarının olabildiğince biriktirilip en azından çevreye değil de, çöp kutularına atılması, geri dönüşüm yerleri varsa buralara bırakılması büyük bir önem teşkil ediyor" dedi.'VAN GÖLÜ'NDE CİDDİ BİR KİRLİLİKLE KARŞI KARŞIYAYIZ'Van Gölü'ndeki çalışmayı tüm dünyada kullanılan Manta trawl ağ ile yaptıklarını anlatan Dr. Öğretim Üyesi Atıcı, konuşmasını şöyle sürdürdü "Bu ağ, Manta balığına benzediğinden dolayı burada ismini almış bir cihaz. Bu cihazın arka tarafında planton kepçesi dediğimiz ağ yapıda bir yapıya sahip. Yaklaşık 330 mikrometre göz açıklığına sahip. Bu da 5 bin metre atık plastikleri toplamamız için yeterli bir boyut. Tüm dünyada kullanılan bir cihaz. Cihazın kenarlarında kanatları mevcut. Bu cihazla fakültemize ait araştırma teknemizin arkasında su yüzeyinde gezerek, belirlediğimiz istasyonlarda su örneklerimizi alıyoruz. Daha sonra bu su örneklerinde çeşitli elek dediğimiz, farklı boyutlardaki elek gruplarından geçirilerek, plastikleri mikroskop altında inceleme yapıyoruz. Çalışmamız devam etmekte. Ancak gözlemlerimize göre Van Gölü'nde ciddi bir kirlilikle karşı karşıyayız. Özellikle kent nüfusunun yoğun olduğu merkez bölgelerdeki istasyonlarımızda plastik atığı daha fazla gözlemliyoruz. Tabi bu noktada sahil bölgelerine gittiğimizde buralara da maalesef vatandaşların bıraktığı plastik parçaları görmekteyiz. Bu plastik parçalar zaman içinde parçalanarak rüzgarın da etkisiyle suya karışmakta. Kendisini daha sonra mikro plastikler dediğimiz küçük plastiklere ayırıyor. Yaptığımız çalışmada Van Gölü'nde Çarpanak Adası'ndan başlayarak, YYÜ sahili boyunca Van Merkez, Edremit ve Gevaş ilçelerinde istasyonlar belirledik. Bu noktalarda Manta trawl ağımızla belirlediğimiz mesafeler boyunca suyu süzerek plastiklerimizi topladık. Topladığımız su örneklerini eleklerden geçirdik ve atık plastikleri mikroskopta görüntülemeye devam ediyoruz. Bu noktada vatandaşlarımızdan ricamız, özellikle plastikler çok dayanıklı malzemeler. Doğada uzun yıllar kendilerini koruyabiliyor. Atılan her plastik maalesef farklı su kaynaklarında karşımıa çıkacaktır. Bu proje, ünivertemiz tarafından destekleniyor. Projede, kendi alanlarında uzman olan 4 araştırmacı görev alıyor. Su Ürünleri Fakültesi ile Kimya Bölümü'nden hocalarımızla bu çalışmayı yürütüyoruz." AFAD'dan Van Gölü'nde dalış tatbikatı Van Gölü'nde su altı ve su üstü arama kurtarma tatbikatı yapıldı Van Gölü çekildi, tarım alanları gün yüzüne çıktı Kaynak DHA Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Van Gölü, Güncel, Son Dakika Son Dakika › Güncel › Van Gölü'ndeki kirlilik için kapsamlı proje - Son Dakika Bu haber Demirören Haber Ajansı tarafından hazırlanmış olup habere tarafından hiçbir editöryal müdahalede bulunulmamıştır. Demirören Haber Ajansı tarafından hazırlanan bütün haberler sitemizde hazırlandığı şekliyle otomatik servis edilmektedir. Bu nedenle haberin hukuki muhatabı Demirören Haber Ajansı kurumudur. Son Dakika Van Gölü'ndeki kirlilik için kapsamlı projeVAN Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce bşlatılan ve birçok alanda uzman 4 bilim insanının yer aldığı projeyle, Van Gölü'ndek kirlilik oranını belirlemek ve bu kirliliği önlemek için harekete geçildi. Proje kapsamında Van Gölü'nde belirlenen 800 metrekare alanda ölçüm yapılıyor. Van YYÜ Üniversitesi'ne bağlı Su Ürünleri Fakültesi'nden Ataman Altuğ Atıcı, yapılan çalışmalarda Van Gölü'nün ciddi bir kirlilikle karşı karşıya olduğunu söyledi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nin başlattığı projeyle, Van Gölü'ne kurulan istasyonlar aracılığıyla Van Gölü'nün kirliliği ölülüp, oranı belirleniyor. Van YYÜ Üniversitesi'ne bağlı Su Ürünleri Fakültesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Ataman Altuğ Atıcı da aralarında bulunduğu 4 bilim insanı, Van Gölü'ndeki kirlilik oranını ölçüp belirlemek ve kirliliği önlemek için proje hazırladı. ' Van Gölü'nde ne kadar mikro plastik var?' projesi kapsamında başlatılan çalışmalar, 330 mikrometre göz açıklığına sahip olan Manta trawl ağı ile yapılıyor. Tekne ile gölde belirlenen 800 metrekare alan üzerinde 5 bin metreye kadar inilerek, çalışmalar yürütülüyor.'MİKRO PLASTİKLER, İNSANLARIN YEDKLERİNE VE İÇTİKLERİNE DE GİRİYOR'Çalışmayı yürüten Dr. Öğretim Üyesi Atıcı, dünyadaki tüm su kaynaklarında olduğu gibi Van Gölü'nde de plastik atıklarla ilglii ciddi sıkıntılar olduğunu belirterek, "Biz bunu bir çalışmaya dönüştürmek istedik. Tüm dünyada plastikler ciddi bir problem. Birçok su kaynağında ister istemez plastiklerle karşı karşıya kalıyoruz. Bu çalışma da mikro-plastik dediğimiz 5 bin metre altındaki küçük plastik gruplarını incelemeye aldık. Mikro plastikler, daha büyük plastiklerin zamanla parçalanıp küçük parçalardan oluşan bir plastik grubu. Tabi tehlikeli bir durum aslında. Çünkü kullandığımız su kaynakları veya kullandığımız gıdalara bile girmekte. Bunlar insan sağlığı için ciddi tehlike oluşturuyor. Biliyorsunuz Van Gölü kapalı bir göl, kapalı bir havza konumunda. Bir çok su kaynağı Van Gölü ile birleşiyor. Ancak Van Gölü'nde bir çıkış söz konusu değil. Evinizdeki bir havuz gibi düşünün. Sürekli havuza bir şeyler atıyorsunuz. Ama havuz olduğu yerde kalıyor. Su kaynakları bir yere gitmiyor. Bu şekilde düşünürsek ciddi bir tehlike ile karşı karşıyayız. Özellikle bu noktada vatandaşların çevreyi kirtetmemesi, plastik atıklarının olabildiğince biriktirilip en azından çevreye değil de, çöp kutularına atılması, geri dönüşüm yerleri varsa buralara bırakılması büyük bir önem teşkil ediyor" dedi.'VAN GÖLÜ'NDE CİDDİ BİR KİRLİLİKLE KARŞI KARŞIYAYIZ'Van Gölü'ndeki çalışmayı tüm dünyada kullanılan Manta trawl ağ ile yaptıklarını anlatan Dr. Öğretim Üyesi Atıcı, konuşmasını şöyle sürdürdü "Bu ağ, Manta balığına benzediğinden dolayı burada ismini almış bir cihaz. Bu cihazın arka tarafında planton kepçesi dediğimiz ağ yapıda bir yapıya sahip. Yaklaşık 330 mikrometre göz açıklığına sahip. Bu da 5 bin metre atık plastikleri toplamamız için yeterli bir boyut. Tüm dünyada kullanılan bir cihaz. Cihazın kenarlarında kanatları mevcut. Bu cihazla fakültemize ait araştırma teknemizin arkasında su yüzeyinde gezerek, belirlediğimiz istasyonlarda su örneklerimizi alıyoruz. Daha sonra bu su örneklerinde çeşitli elek dediğimiz, farklı boyutlardaki elek gruplarından geçirilerek, plastikleri mikroskop altında inceleme yapıyoruz. Çalışmamız devam etmekte. Ancak gözlemlerimize göre Van Gölü'nde ciddi bir kirlilikle karşı karşıyayız. Özellikle kent nüfusunun yoğun olduğu merkez bölgelerdeki istasyonlarımızda plastik atığı daha fazla gözlemliyoruz. Tabi bu noktada sahil bölgelerine gittiğimizde buralara da maalesef vatandaşların bıraktığı plastik parçaları görmekteyiz. Bu plastik parçalar zaman içinde parçalanarak rüzgarın da etkisiyle suya karışmakta. Kendisini daha sonra mikro plastikler dediğimiz küçük plastiklere ayırıyor. Yaptığımız çalışmada Van Gölü'nde Çarpanak Adası'ndan başlayarak, YYÜ sahili boyunca Van Merkez, Edremit ve Gevaş ilçelerinde istasyonlar belirledik. Bu noktalarda Manta trawl ağımızla belirlediğimiz mesafeler boyunca suyu süzerek plastiklerimizi topladık. Topladığımız su örneklerini eleklerden geçirdik ve atık plastikleri mikroskopta görüntülemeye devam ediyoruz. Bu noktada vatandaşlarımızdan ricamız, özellikle plastikler çok dayanıklı malzemeler. Doğada uzun yıllar kendilerini koruyabiliyor. Atılan her plastik maalesef farklı su kaynaklarında karşımıa çıkacaktır. Bu proje, ünivertemiz tarafından destekleniyor. Projede, kendi alanlarında uzman olan 4 araştırmacı görev alıyor. Su Ürünleri Fakültesi ile Kimya Bölümü'nden hocalarımızla bu çalışmayı yürütüyoruz."Demirören Haber Ajansı / Güncel Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Van Gölü Güncel Haberler

su kirliliğini önlemek için yapılan projeler