🐭 Hz Musa Nın Güzel Sözleri
رَبِّ نَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ. Okunuşu: “Rabbi neccinî minel-kavmiz-zâlimîn.”. Anlamı: “Ey Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar.” (Kasas 28/21) Allah da duasını kabul etmiş ve onu korumuştur. Hz. Musa’ya Fravun’a gidip ona tebliğ yapması istenilince yaptığı dua:
HZMUSA. H Z . MUSA A.S. Allah Teâlâ'nın, dört büyük kitaptan biri olan Tevrat'ı verdiği ve yeryüzünde dinini tebliğ edip, hakim kılması için gönderdiği Ulu'l-Azm* peygamberlerden biri. Hz. İbrahim (a.s)'in soyundan olup, israiloğullarının akidelerini ıslah etmek ve onları Allah Teâlâ'nın dilediği nizama kavuşturmakla
Oğlu falan değil..Petrusun uydurması onlar.. Gerçek Hristyanlik yani İsevilik doğrudur Doğuştan bir peygmberdir. Hz.isa'nın sözleri vahiydir zaten.. Kutsal Ruh konuşmaktadır.. Biz onu Ruhu-l Kudüs ile destekledik der bakara süresinde.. Allah Hz.İsa da tecelli etmiştir..Nasıl ki ağaca tecelli edip Hz.Musa ile konuşmuştu..ok..
Sen bizim dostumuzsun, bizi bağışla ve bize merhamet et! Sen bağışlayanların en hayırlısısın. Bu dünyada da bize iyilik yaz âhirette de! Çünkü biz sana yöneldik!" (A'râf: 155-156) Bu yazı, dualar, hz musa duası, peygamber duaları, hz musa duası fazileti, hz musa duası hangi surede, musa aleyhisselâmın duası, hz musa
Hz Mevlana'dan etkileyici anlamlı islami dini güzel sözler: Dua ve ibadet, Allah ile olmaktır. Allah ile olan kimse için ölüm de, ömür de hoştur. Hz. Mevlânâ. İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır. Hz. Mevlânâ. Doğruluk, Musa’nın asası gibidir.
HzAdem ile Hz Musa’nın Mele-i Alada tartışması – Peygamber (sav) şöyle buyurmaktadır: ”Hz Adem ile Hz Musa tartıştılar. 28 views | under İslam tarihi; Bir gün İblis, Hz Musa’yı gördü ve ona şöyle dedi: ”Ey Musa!
Birine yapabileceğimiz en güzel dua, selâm vermektir. 🍁Selâmün aleyküm. 🌙Huffâz. #nashed. #ayasofyacamii #mosque #eyüpsultan #istanbul. lalgibi. lalgibi. “Özlemek erken saatlere alınsın. Sonra uykusuz kalıyor insan.”.
İşte Hz. Musa'nın kabri! Cuma mesajları: Anlamlı, dualı, kısa, resimli, en güzel cuma kutlama mesajları ve sözleri; Adiyat Suresi okunuşu, anlamı: Adiyat Suresi konusu nedir?
Merhaba sevgili gönül dostlarımız, Yüce Allah'tan hayırlarla dolu güzel bir HAFTA geçirmenizi niyaz ederiz. Allah'ın, Resulünün SAV ve de sevdiklerinin selam ve bereketi üzerinize olsun. Efendim bu hafta yine Hz Mevlana'nın asırlardır Hak aşıklarının gönlüne ılık meltemler estiren Hikmet pınarı bir Kuran tefsiri olan eşsiz eseri Mesnevi'den alıntılara devam ediyoruz
4dpa3Ec. Giriş Tarihi 1508 Güncelleme Tarihi 1508 Hz. Musa hayatı, duası ve kıssası en merak edilen ve araştırılan konular arasında yer alır. Hem hayatını öğrenmek hem de duasını okumak kişilere çok önemli katkılarda bulunmaktadır. Mucizeleri, hayat hikayesi birçok kişinin detaylı olarak araştırdığı bir konudur. Bu nedenle de Hz. Musa Peygamber kimdir, ne zaman ve kaç yıl yaşadı sorularını sizler için tüm detaylarıyla araştırdık. ABONE OL Hz. Musa son derece önemli ve en bilinen peygamberler arasındadır. Bu nedenle de Hz. Musa hayatı, duası ve kıssası hakkında detaylı bilgi edinmek büyük bir önem taşır. Hz. Yakup soyundan gelen Musa Peygamber mucizeleri bol olmakla birlikte kendisine kitap da gönderilmiştir. Bu bakımdan da oldukça önemi bir peygamberdir. Musa Peygamber kimdir, ne zaman ve kaç yıl yaşadı sorularının yanıtlarını yazımızda bulabilirsiniz. Hz Musa Hz. Musa hem mucizeleri olan bir peygamberdir hem de kendisine kitap indirilmiştir. Kitap indirilen dört peygamber arasında önemli bir yeri vardır. Bunun yanında Hz. Yakup soyundan gelmesi de son derece önemli olan konulardan birisidir. Hz. Musa her zaman Allah'ın emirlerini halka iletmekle görevlendirilmişlerdir. Hz Musa Hayatı Hz. Musa, Hz. Yakup soyundan geliyor. Annesinin ismi İmran'dır. Kardeşinin ismi ise Harun'dur. Kardeşi her zaman kendisine yardımcı ve destek olmuştur. Kutsal kitaplardan birisi olan Tevrat kitabı Hz. Musa'ya gönderilmiştir. Allah CC ile konuşmuş bir peygamber olduğu için kendisine Kelimullah adı da verilmiştir. Hz. Musa dünyaya geldiğinde Firavun bir rüya görür. Bu rüya sonrasında ülkede doğan tüm erkek bebeklerin öldürülmesi emrini verir. Hz. Musa bir sandığa konularak Nil Nehrine bırakılır. Bu sandık da Firavun'un eşi Asiye hanıma ulaşır. Asiye Hanım bebeğe sahip çıkar ve sarayda büyütür. Geç delikanlı olan Hz. Musa yanlışlıkla bir adamı öldürmek durumunda kalır ve bunun üzerine Mısır'dan ayrılır. Hz. Musa daha sonra Şuayp Peygamber'in kızı ile evlenir. Uzun bir süre de Medyen'de yaşar. Burada Tur dağına çıkarak peygamberlik görevini alır. Hz Musa'nın Kısaca Hayatı Hz. Musa Firavun sarayında büyüyen ancak daha sonraları Mısır'dan ayrılmak zorunda kalan bir peygamberdir. Tur dağında aldığı peygamberlik vazifesini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışmıştır. Hayatının büyük bir kısmını peygamberlik davasına adamıştır. Firavun ordusu ile mücadele etmiş ve halkını her zaman Allah'ın yoluna ulaştırmaya çalışmıştır. Kızıldeniz'i ikiye bölen peygamberdir. Musa Peygamber Kimdir? Musa Peygamber, Hz. Yakup soyundan gelen bir peygamberdir. Kendisine Tevrat kitabı indirilmiştir. Aynı zamanda Firavun ile savaşmış ve Hz. Şuayb'ın kızı ile evlenmiştir. Medyen halkına yol göstermeye çalışmış ve halkını her türlü zulümden korumaya çalışmıştır. Ancak bunun yanında Allah'ın emirlerini de insanlara ulaştırma vazifesini üstlenmiştir.
İsrâiloğulları Mısır’da 215 sene kadar ikamet etmişlerdir. O zamanlar Mısır “hikesûs” denilen Arap hükümdarları tarafından idare edilmekteydi. Bu hükümdarlar İsrâiloğulları ile iyi geçiniyorlardı. Fakat zamanla Kiptiler ağırlıklarını koyup hikesûsları Mısır’dan çıkardılar. İsrâiloğulları’nı da düşman kabul edip onlara esir muamelesi yapmaya, Mısır’da İsrâiloğulları’nın dünyaya gelen erkek çocuklarını Öldürmeye başladılar. Bu sırada Hz Yakub’un üçüncü oğlu Lâvi’nin torunlarından îmrân adındaki kişinin zürriyetinden Hz Musa dünyaya geldi. Hz Musa’nın annesi korkarak onu bir sandık içinde Nil nehrine attı. Bu çocuğu Mısır Hükümdarı Firavun’un hanımı Âsiye görüp nehirden çıkardı. Bu masum çocuğu çok sevdi, sarayına götürdü, onu güzelce besledi. Annesi bir şekilde saraya yaklaşıp yavrusunun sütanneliğine kabul edildi. Peygamberlik adayı Hz Musa böylelikle düşmanın sarayında Musa’ya peygamberlik nasıl verilmiştir?Hz Musa, Firavun’un sarayında büyümüştü. Firavun denilen dinsiz ise halkı kendisine taptırıyordu. Hz Musa bir gün Kıptîler’den birini bir sebeple öldürdü, Mısır’dan çıkarak, Medyen tarafına gitti, orada Şuayb [aleyhisselâm] ile görüşüp ona damat oldu. Daha sonra İsrâiloğulları’nı Mısır’dan kurtarmak için Mısır’a dönerken Tur dağında İlahi tecelliye şahit oldu, kendisine peygamberlik verildi, İsrâiloğulları’nı Mısır’dan çıkararak arz-ı mev’ûda götürmekle görevlendirildi. Kardeşi Harun da [aleyhisselâm] ona yardımcı olmak üzere peygamber olarak [aleyhisselâm] Mısır’a varınca Firavun ile görüştü, onu imana davet etti, birtakım mucizeler gösterdi. Elindeki asâ, o istediği zaman müthiş bir ejderhaya dönüşüyordu. Buna rağmen Firavun iman etmedi. Hz Musa’yı sihirbaz zannedip bütün sihirbazları bir meydana toplattılar. Onlar Musa’ya [aleyhisselâm] meydan okudular. Fakat hepsi de mağlup olup Hz Musa’ya iman ettiler. Firavun ise küfründe ısrar etti. İsrâiloğulları’nın Mısır’dan çıkmalarına müsaade etti. Sonra pişman olup ordusuyla onların arkasından koşarak onlan geri döndürmek istedi. Ancak bu sırada İlâhî kudret ile deniz açıldı, İsrâiloğulları karşı tarafa geçtiler, onları takip eden Firavun ile ordusu ise sular içinde kalarak boğulup Musa aleyhisselâm’ın yaptığı işler ve hayatının sonları hakkında bilgiHz Musa, İsrâiloğulları ile beraber Firavun’dan kurtulmuş, Asya tarafına doğru yol tutmuş, aldığı İlâhî bir emir ile Tûrisînâ’ya giderek orada kendisine bir kısım İlâhî emirler tebliğ Musa, Tûrisînâ’da iken İsrâiloğulları, Harun’un [aleyhisselâm] emirlerine muhalefet ederek buzağı heykellerine tapma cehaleti göstermişler ve Hz Musa tarafından da [aleyhisselâm] Mısır’dan çıktıktan iki sene sonra İsrâiloğulları ile arz-ı mukaddese yöneldi. Fakat o tarafta oturan Amâlika kavminden bazı zorbalarla savaşması gerekti. İsrâiloğulları korkaklık gösterip savaşmaktan kaçındılar. Bunun üzerine uzunca bir süre Tîh çölünde kaldılar. Burada Allah tarafından gönderilen kudret helvası ile geçiniyorlardı. Bu şekilde kırk yıl kadar Sînâ ve Fârân çöllerinde dolaşıp durdular. İsrâiloğulları’nın önceki kuşağı değişti, yeni yiğitler yetişti. Hz Musa bu yiğitlerle beraber Lût denizinin güney tarafında bulunan bir topluluk ile savaştı ve Ürdün denilen Şerîa nehrinin sahiline ulaştı. Nihayetinde Hz Harun, sonra da Hz Musa ahirete irtihal ettiler, yerine de Yûşâ [aleyhisselâm] geçti ve İsrâiloğullan’nı Ken’ân diyarına açıklamalarına göre Hz. Âdem’den Nuh tûfanına kadar 2242 yıl, Nuh tûfanından Hz Musa’nın vefatına kadar da 1626 yıl geçmiştir. “Gerçek bilgi Allah katindadır.”Hz Musa Hayatı detaylı bilgi için tıklayın! Hz Musa ile Hızır kıssası için tıklayın! Hz Musa ve Azrail kıssası için tıklayın! Hz Musa kıssası kısaca haberimiz için tıklayın! Hz Musa ile ilgili Hadisler için tıklayın! İle İlgili ayetler için tıklayın!
Hz Harun kimdir ve Hz Harun un Mucizeleri varmı? Hz Harun kıssası yani Harun aleyhisselam hayatı, vefatı bu sayfada derledik. İşte Hz Harun hayatı hakkında bilgi. Harun aleyhisselâm uzun boylu, etli, beyaz tenli, geniş omuzlu sırtlı idi. Açık ve düzgün dilli, yumuşak huylu idi. Alnında da bir “ben” vardı. İbn. Kuteybe-Maarifs. 20. Hz Harun aleyhisselâm soyu; Harun b. İmran b. Yashür b. Kâhis b. Lâvî b. Yakub b. İshak b. İbrahim aleyhisselâmdır. Hz Harun, İsrailoğulları peygamberlerinden Hz Musa’nın hem öz kardeşi hem de yardımcısı idi. Hz Harun, Hz Musa’dan bir yaş büyüktür. Harun aleyhisselâmın ismi Kur’ân-ı Kerîm de yirmi 20 yerde geçmektedir, İbn. Sa’d-Tabakat c. l, s. 55. Hz Harunun Peygamberliği Harun aleyhisselâm, kardeşi Hz Musa ile birlikte İsrâiloğulları’na gönderilen bir peygamberdir. Hz Harun, çok düzgün konuşan, yürekli bir kimse idi. Bu özelliklerinden dolayı Allah, onu görevinde yardımcı olsun diye Musa aleyhisselâm ile birlikte peygamber olarak seçti. Allah Teâlâ bu durumu, Hz Musa’nın ağzından Şöyle nakletmektedir “Kardeşim Harunun dili, benimkinden daha düzgündür. Onu da, beni doğrulayan bir yardımcı olarak benimle gönder. Çünkü bana yalancılık suçlamastnda bulunmalarından endişe ediyorum. ” Başka bir âyet ise şöyledir “Musa, “Rabbim! Doğrusu beni yalancılıkla suçlamalarından korkuyorum, göğsüm daralıyor, dilim dolaşıyor; onun için bu elçilik görevini Harun’a yükle’dedi.” eş-Şuara 26/12-13. Bu âyette bahsi geçen, Musa aleyhisselâmın yardım talebinde bulunmasının sebebinin şundan kaynaklandığı ifade edilmektedir Musa aleyhisselâm, İsrâiloğulları’ndan biriyle kavga ederek bir Kıpti’yi öldürmüş, bundan dolayı onların da kendisini öldürmelerinden korktuğu için böyle bir talepte bulunmuştur. Kur’an Yolu Türkçe Meâl ve Tefsir c. IV, s. 160. Hz Harun, Firavun’a, Haman’a ve Karun’a peygamber olarak gönderilmiştir. Hz Harun’un ismi anıldığı her yerde Musa aleyhisselâm da geçer. Ama burada tek fark Musa aleyhisselâmın ülü’l-azm peygamberlerin büyüklerinden peygamberlerden biri olmasıdır. Hz Musa, tur dağında Allah Teâlâ ile konuşmaya gittiğinde kavmine, Tevrat’ı bir yol gösterici, bir hidayet kaynağı olarak vaat etmiş ve kendisi gelene kadar yerine Hz Harun’u bırakmıştı. Kardeşi ve yardımcısı olan Hz Harun’a da İsrâüoğulları’na dikkat etmesini, içlerinden bazılarının fitneye yol açmasına izin vermemesini, din konusunda çok uyanık olmasını tembih etmişti. Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır “Musa, rabbiyle konuşmaya gideceği zaman kardeşi Harun’a “Kavmim içinde benim yerime geç, onları ıslah et ve bozguncuların yoluna uyma’ dedi.” el-A’râf 7/142. Kur’ân-ı Kerîm’e göre Hz. Musa, Tur dağına Allah Teâlâ ile konuşmaya çıktığında kavminden tam kırk gün ayrı kaldı. Bu zaman içinde îsrâiloğulları arasında büyük bir fitne çıkmıştı. Sâmirî adında bir kişi süs eşyaları ve altından bir buzağı heykeli yaptı ve bunun da Musa’nın Tur dağında konuştuğu rabbi olduğunu halka anlatmaya başladı. Kıymetli madenlerden yaptığı bu buzağı heykelini rüzgâra karşı tutunca, inek sesine benzer bir ses çıkarıyordu. Sâmirî’nin bu iğrenç fikri işe yaramış ve îsrâiloğulları ona inanmıştı. Harun aleyhisselâm ne kadar uğraştı ise de ona inanmadılar. Allah’ı bırakıp, gene putlara tapmaya başladılar. Tur dağından dönen Hz Musa, bu olayı görünce çok kızar ve kardeşi Harun’un saç ve sakalından tutarak kendisine çeker ve olayın nasıl gerçekleştiğini sorar. Harun aleyhisselâm Hz Musa’ya başından geçen olayları bir bir anlatır. Kuran bu konuyu şöyle anlatmaktadır “Musa kızgın ve üzgün olarak kavmine dönünce “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yapmışsınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz! dedi. Tevrat levhalarını yere attı. Ve kardeşinin başını tutup kendisine doğru çekmeye başladı. Harun “Ey anamın oğlu! Senin bu kavmin beni cidden zayıf gördüler, neredeyse beni öldüreceklerdi! Sen de şimdi düşmanları bana güldürme ve beni zalim kavimle bir tutma!” dedi. Musa da Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetine kabul et. Zira sen merhametlilerin en merhametlisisin’ dedi. Musa tayin ettiğimiz vakitte kavminden yetmiş adam seçti. Onları o müthiş deprem yakalayınca Musa “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helâk ederdin. İçimizden birtakım beyinsizlerin işlediği günah yüzünden hepimizi helâk edecek misin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini saptırırsın, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim sahibimizsin, bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin! dedi.” el-A”râf7/150-155. Hz Harun’un Mûcizeleri Kur’ân-ı Kerîm’de Harun aleyhisselâmdan tek başına ortaya çıkan hiçbir mûcizeden bahsolunmamaktadır. Harun aleyhisselâm her zaman kardeşi Hz Musa ile beraber bulunuyorlardı. O halde Musa aleyhisselâmdan zuhur eden bir mûcize, aynı zamanda Hz Harun’dan da meydana gelmiş olmaktadır. Başka İslâmî kaynaklarda ise Hz Harun aleyhisselâma has sadece şu mûcizesine rastlanmaktadır Musa aleyhisselâm kırk günlük bir zaman için Tur dağına gitmişdi. İsrailoğulları da henüz kızıl deniz sahilinde bir vadide bulunuyordu. İsrâiloğulları’ndan bazıları rızk endişesine kapıldılar. Bunu Hz Harun’a ileterek “Bizler, yerlerimizden ve yurtlarımızdan ayrıldık. Elimizde ve avucumuzda bulunanları yiyip bitirdikten sonra ne yapacağız? Ne yeyip ne içeceğiz?” dediler. Bunun üzerine Harun aleyhisselâm onları sahilde topladı. Tıpkı Hz Musa’nın yaptığı gibi yaptı. Yani elindeki badem ağacından olan değneğini, “Bismillâhirrahmânirrahim” diyerek denize vurdu. Deniz birden bire yarıldı. Sular bir tarafa çekildi ve denizin dibi kuru olarak meydana çıktı. Harun aleyhisselâm denizin dibine kadar indi ve oradan büyücek bir taş aldı. Elindeki badem ağacından asayı yine, “Bismillâhirrahmânirrahîm” diyerek taşa vurdu. Bu defa taş da ortasından yarılmıştı. Taşın içinden bir böcek çıktı. Böceğin ağzında yeşil bir yaprak vardı. Onunla rızıklanıyordu. Bu küçük böcek aynı zamanda Allah’ı zikrediyordu. Sesli olarak ve herkesin duyabileceği bir şekilde şunları söylüyordu “Beni yaratan ve gören Allah’ı teşbih ediyorum. Olduğum yeri bilen, sözlerimi duyan ve beni her zaman unutmaksızın rızıklandıran Allah Teâlâ’yı tenzih ve teşbih ediyorum.” Taşın içindeki böceğin rabbini teşbih etmesi ne büyük bir ibretti Harun aleyhisselâm taşı yine kapattı ve denizin dibine bıraktı. Deniz yeniden kapanmış ve eski haline gelmişti. Denizin dibindeki bir taşın içinde böcek yaratan ve böceğin yeşil yapraklar ile rızkını ihsan eden Allah’ı ve onun kudretini tanıyan bu kavim, bir daha da rızk endişesine kapılmadılar. Hz Harun’un Vefatı Hz Harun’un vefatıyla ilgili olarak İslâmî kaynaklarda çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan birine göre Allah Teâlâ, “Hârûn’un ruhunu alacağım, onu şu dağa getir” diye vahyeder. Hz Musa, kardeşi Hz Harun’u alarak dağa giderler. Harun aleyhisselâmın oğulları da yanındadır. Dağın üzerinde mükemmel bir güzellik vardı. Çok güzel bir ağaç ve çok güzel bir de ev vardı. Evin içinde sedir ve sedir üzerinde de misk kokulu bir yatak vardı. İki kardeş yatağa uzandılar. Allah Teâlâ bu esnada Hz Harun’un ruhunu teslim alır ve bu sırada oradaki ağaç ile ev de kayboldu. Hz Harun’un cenazesi orada defnedilir. Harun aleyhisselâmın Tih çölündeki bu dağda vefat ettiğinde yaşını yüz on yedi 117 olduğu söylenir.Yakubî, Tarih, c. I. s. 41; Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihi, s. 618-621. Dağda kardeşini defnedip halkının arasına dönünce halk, Hz Musa kardeşini öldürmüş dediler. Kavmini toplayıp onları Harun aleyhisselâmın kabri başına getirir ve Hz Harun’a seslenir. Harun aleyhisselâm başından toprakları silkeleyerek kalkar. Hz Musa’nın “Seni ben mi öldürdüm?” sorusuna “hayır” cevabını verince, Musa aleyhisselâm ona “yatağına geri dön” der. Harun aleyhisselâm tekrar ölüm uykusuna yatar. Taberi, c. i, s. 434.
Mevlana’nın Yedi Öğüdü 1. Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol. 2. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol. 3. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol. 4. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol. 5. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol. 6. Hoşgörülülükte deniz gibi ol. 7. YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN, YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL. Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. Ey oğul! Eğer gözünü açarsan hilm suyunun da, hışım ateşinin de Hakk’tan olduğunu görürsün. Her gülmeler, ağlamalarda gizlidir. Ey saf ve temiz kişi, defineyi yıkık yerlerde ara. Huy peşinde yürü, iyi huyluyla düş kalk. Gül bağına bak, nasıl gülün huyunu almış. Edepten dolayı bu felek nura gark olmuştur Yine edepten dolayı melekler, masum ve tertemiz olmuşlardır. Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok. Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış, oysa önünde yüzlerce dağ var. Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır. Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir. Bilgi bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır. Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek. Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek, Allah’ın inayet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir. Dert, insana yol gösterir. İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur. Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz. Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye can atar. Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun. Bal çanağının ağzı kapalı. Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun. Çanağı yere çal, O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur. Sabır, genişliğin anahtarıdır. Arslanın boynunda zincir bile olsa, bütün zincir yapanlara beydir arslan. Zıddı meydana çıkaran, onun zıddı olan şeydir. Bal, sirkeyle belirir. Huzurunda bulunmayanlara bile böyle elbiseler, böyle yiyecekler verirse, kim bilir konuğun önüne ne nimetler koyar. İnsanoğlu, dilinin altında gizlidir. Dil, can kapısının perdeyi kaldırdı mı ne var, belirir bize. Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir. Kara odun ateşe eş oldu mu, karalığı gider, tümden ışık kesilir. Öküz, ansızın Bağdat’a gelir, şehri bir baştan öte gezip, dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre karpuz kabuğunu görür. Bal yiyen arısından gocunmaz. Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker. İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste. Eğri ayağın gölgesi de eğridir. Bilgiye ulaştı mı ayak, kanat olur.
hz musa nın güzel sözleri